<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330</id><updated>2012-01-26T02:57:36.328-08:00</updated><category term='kırık'/><category term='katarakt'/><category term='Moniliyazis'/><category term='lenf'/><category term='marasmus'/><category term='Had perikardit'/><category term='B vitamini ne işe yarar'/><category term='İyotun vücuttaki önemi'/><category term='karın zarı'/><category term='Yediklerimiz yaşamımızı belirler.'/><category term='malta humması'/><category term='kokainomani'/><category term='Potasyumun vücuttaki önemi potasyum nedir?'/><category term='kan nakli'/><category term='mavi çocuk'/><category term='Rh faktörü'/><category term='Kalsiyumun vücuttaki önemi'/><category term='süt'/><category term='lavman'/><category term='kodeks'/><category term='burun'/><category term='kaşlar'/><category term='kolit'/><category term='konsoltasyon'/><category term='kanser'/><category term='nefes darlığı'/><category term='Kleptomani'/><category term='kızamıkçık'/><category term='menopoz'/><category term='laparatomi'/><category term='kasık'/><category term='kaş'/><category term='lavaj'/><category term='hemoroid'/><category term='kellik'/><category term='Fibrinojen'/><category term='Albumin'/><category term='imünolojik'/><category term='oksit'/><category term='keloid'/><category term='Elektrolitler vücudumuzda ne iş yapar'/><category term='kan kanseri'/><category term='melanin'/><category term='ağır kaldırdım'/><category term='hemoroid nasıl oluşur'/><category term='E Vitamini ne işe yarar'/><category term='Klorür nedir? Klorür ne işe yarar?'/><category term='meslek hastalıkları'/><category term='masaj'/><category term='kateter'/><category term='kan plazması'/><category term='megalomani'/><category term='körlük'/><category term='diş fırçalamak'/><category term='kirpik'/><category term='hidrozadenit'/><category term='kıl kurdu'/><category term='karbonmonoksit'/><category term='krom'/><category term='koma'/><category term='menenjit'/><category term='lohusalık'/><category term='lenfanjit'/><category term='mongolizm'/><category term='lenfoma'/><category term='kum sancısı'/><category term='kuduz'/><category term='Vitaminler ve Mineraller'/><category term='kılcal damar'/><category term='kalça eklem'/><category term='proteinler'/><category term='nasır'/><category term='Magnezyumun vücuttaki önemi'/><category term='kortizon'/><category term='Sodyumun vücuttaki önemi ve sodyum kaynakları'/><category term='Trombosit'/><category term='Manganezin vücuttaki önemi'/><category term='kan yapıcı organ'/><category term='kaseksi'/><category term='mantar'/><category term='Bakır’ın vücuttaki önemi'/><category term='kramp'/><category term='kulak'/><category term='kurdeşen'/><category term='miksödem'/><category term='belim ağırıyor'/><category term='Karantina'/><category term='LSD'/><category term='kalın barsak'/><category term='kamburluk'/><category term='hemoglobin'/><category term='basur nedir?'/><category term='Kan bankası'/><category term='Karbonmoksit'/><category term='30  Ekim 2011 Demir nedir? vücuttaki demir hakkında bilgi'/><category term='ilik'/><category term='karın'/><category term='Kurşun zehirlenmesi'/><category term='kodein'/><category term='tırnak kesimi'/><category term='lenfosit'/><category term='safra'/><category term='koli basili'/><category term='larengoskopi'/><category term='lumbago'/><category term='kör bağırsak'/><category term='Müzmin konstriktif'/><category term='keçi sütü'/><category term='kızıl'/><category term='K vitamini ne işe yarar'/><category term='kızamık'/><category term='kardit'/><category term='lenfödem'/><category term='Çinkonun vücuttaki önemi nedir?'/><category term='Mide'/><category term='kısıtlayıcı'/><category term='kolik'/><category term='morarma'/><category term='kromozom'/><category term='katgüt'/><category term='zehirlenmesi'/><category term='duştan sonra kafayı kurulayın'/><category term='Akyuvarlar'/><category term='Kan almak'/><category term='tang'/><category term='kıyazma'/><category term='Kan nedir ne işe yarar'/><category term='nabız'/><category term='meme'/><category term='mukoza'/><category term='kardiyoloji'/><category term='kusmak'/><category term='kekemelik'/><category term='Giobulin'/><category term='molibden'/><category term='kulunç'/><category term='lomber ponksiyon'/><category term='A Vitamini ne işe yarar'/><category term='karaciğer'/><category term='D Vitamini ne işe yarar'/><category term='konuşma bozukluğu'/><category term='toz içecek'/><category term='kolera'/><category term='C vitamini ne işe yarar'/><category term='kürek kemiği'/><category term='kist'/><category term='Neden iyi beslenmeliyiz?'/><category term='protein'/><category term='lapiaroskopi'/><category term='lenfatik hakkında'/><category term='kının'/><category term='koch damli'/><category term='kaval kemiği'/><category term='kan grupları'/><category term='kemik'/><category term='kedi tırmığı'/><category term='selenyum'/><category term='sağlık tanımı'/><category term='Fosfor vücudumuzda ne kadar vardır? Ne iş yapar?'/><category term='kas'/><category term='leğen'/><category term='kan'/><category term='basur'/><category term='morg'/><category term='metabolizma'/><category term='kürtaj'/><category term='Kanın pırtılaşması'/><category term='Kanamalar'/><category term='meniskos'/><category term='enne sütü'/><category term='saç bakımı'/><category term='Kan grubu'/><title type='text'>nedir, tedavisi, belirtileri, hakkında bilgi, hastalığı,</title><subtitle type='html'>nedir, tedavisi, belirtileri, hakkında bilgi, hastalığı, Sağlık Bilgileri Pratik Sağlık Bilgileri Sağlık Hakkında Haberler Sağlıklı Yaşamın Sırları Ansiklopedik Sağlık Bilgileri Tıp Hakkında Bilgiler Sağlık Bakanlığı Bilgileri Açıklamaları Sağlık Sektörü Hakkında Yenilikler</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>201</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8701426166472403624</id><published>2011-11-12T01:12:00.001-08:00</published><updated>2011-11-12T01:12:47.992-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='proteinler'/><title type='text'>Proteinler</title><content type='html'>Proteinler gıdalar içinde makro-besleyici adı verilen ana besleyicilerden biridir. Amino asitler birleşerek proteinleri oluşturan organik bileşiklerdir. İnsan vücudu bir amino asit kaynağı olarak ve enerji kaynağı olarak proteine ihtiyaç duyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinler 9 tanesi esensiyal olarak sınıflandırılan 20 ana amino asitten oluşur. Geri kalanlar insan vücudunda sentezlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esensiyal amino asitler vücut tarafından yapılamaz ve gıdalar ile temin edilmelidir. Bunlar; lysine, leucine, isoleucine, methionine, phenylalanine, threonine, tryptophan ve valine'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinlerin/amino asitlerin işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinler, daha doğrusu içlerinde bulunan esensiyal amino asitler insan hayatının yapı taşlarıdır. Bütün organlarda tüm hicre yarpılarının büyümesi ve yaşamını sürdürmesi için bunlara gerek vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük İhtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal koşullarda vücut ağırlığına göre günde kilo başına 0.8 - 1.0 gr protein temini yeterli görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinlerin/amino asitlerin kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinin niteliği esensiyal amino asit içeriğine ve bunların birbirine oranına bağlıdır. Genellikle hayvansal protein bitkisel proteinlerden daha yüksek kalitededir. Çünkü bunlara ait esesiyal amino asitlerin yapısı insan gereksinimlerinin yapısına daha iyi uyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan hayvansal olsun bitkisel olsun farklı kaynaklardan elde edilen protein kombinasyonları da çok yüksek protein nitelikleri sağlayabilir. Yüksek düzeyde bir bitkisel protein kaynağı da başta soya fasulyesi olmak üzere baklagillerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Protein Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; Et, balık, yumurta,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel;  Soya fasulyesi ve diğer baklagiller, patates ve tam tahıl ürünleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt ürünleri; Süt, peynir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8701426166472403624?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8701426166472403624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/prote.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8701426166472403624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8701426166472403624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/prote.html' title='Proteinler'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8698561685973408117</id><published>2011-11-12T00:43:00.001-08:00</published><updated>2011-11-12T00:43:37.459-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selenyum'/><title type='text'>Selenyum</title><content type='html'>Selenyum az miktarlarda alınması gereken bir iz mineraldir; yüksek miktarlarda alındığı zaman toksik olabilir. Selenyum karmaşık metabolik ve kimyasal işlevler yürüten çeşitli enzimlerin bir parçasıdır. Seleno-proteinlerin bir parçası olarak selenyumun antioksiden ve bağışıklık sistemini düzenleyen işlevleri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selenyumun İşlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vücut hücrelerini korumak amcıyla antioksidan enzimlerin bir parçası gibi çalışarak reaktif oksijeni yok eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Diğer antioksidan sistemlerinin yeniden yapılanmasına katılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-T3 ve T4 hormonlarının sentezine yardım ederek tiroid işlevine katkıda bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Antioksidanlar gibi diğer besleyiciler ile etkileşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük İhtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RDA miktarı 55 µg'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selenyum Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Gıdaların selenyum içeriği büyük ölçüde bitkilerin yetiştirildiği toprağın içeriğine bağlıdır. Bu içerik bölgeden bölgeye önemli oranda değişiklik göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selenyum Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; Et (özellikle sakatat), balık, yumurta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer; Brezilya cevizi ve hindistan cevizi (çoğunlukla selenyum yönünden zengin topraklarda yetiştirilmektedir.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8698561685973408117?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8698561685973408117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/selenyum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8698561685973408117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8698561685973408117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/selenyum.html' title='Selenyum'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8387895583253616203</id><published>2011-11-12T00:32:00.001-08:00</published><updated>2011-11-12T00:32:43.040-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='krom'/><title type='text'>Krom</title><content type='html'>Önemli bir iz mineral olarak krom, üretilen insülin miktarını düzene sokarak, vücudun normal kan şekeri düzeyinin desteklenmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krom, glukoz tolerans faktörünün gerekli parçası olup vücudun yiyeceklerden alınan şeker ve karbonhidratları daha verimli kullanmasına yardımcı olur. Bunu insülin üretimini ve etkilerini optimize ederek yapar. Bu, ana enerji kaynağı olan karbonhidratların, proteinlerin (kas) ve yağların (enerji depolama) düzenli beslenme metabolizmasını sağlamak için gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kromun İşlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vücudun yiyecekleri daha etkin şekilde sindirmesine yardım eder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kandaki yağ asitleri ve kolesterol düzeylerini olumlu şekilde etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İnsülin metabolizmasını düzenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük İhtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RDA miktarı 120 µg’dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krom Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Domates, ıspanak, muz, yeşil biber, buğday özü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haynavsanl; Dana ciğeri, yumurta, piliç, istridye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer; Bira mayası&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8387895583253616203?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8387895583253616203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/krom.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8387895583253616203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8387895583253616203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/krom.html' title='Krom'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8046969547985095069</id><published>2011-11-03T14:55:00.000-07:00</published><updated>2011-11-03T14:56:34.179-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tang'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='toz içecek'/><title type='text'>Tang içtim boğazlarım şişti</title><content type='html'>Arkadaşlar herkezin annesi babası bu kola yüzünden çocuğunu azarlar ve içmemesi için uyarır, bende bunu göz önünde bulundurarak toz içeceklere yöneldim, ilk olarak nazo aldım, tabikisi beğenmedim, sonra tang alayım dedim tangide çok kaliteli olarak bilirdim o yüzden 4-5 tane aldım geçenlerde yaptım 1 litre içtim tadı o kadar abartılcak gibi değildi yani eskiden içtiğim tangler damağımda kalmıştı fakat en son içtiğim tang çok değişik geldi her neyse ertesi gün kalktım boğazlar iflas, neyse dedim başka bir şey dokunda felan, aradan bir süre geçti başka tang yaptım bunu içtim ertesi gün yine boğzazlar iflas, soğuk diye düşüneceksiniz lakin soğuk olarak her zaman içerim içecekleri ancak ilk tangi yaptığımda ilk içtiğimde çeşme suyundan yaptığım için sıcak içtim yani normal sıcaklıkta idi, son yaptığımı soğuk içtim ancak soğukdan olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimize dikkat edelim arkadaşlar, nasıl ki bu canımız emanetse canımızı emanetimizi iyi korumalıyız, bir arkadaşımız bir emanet bıraksa birisi ellese hemen emanet deriz bu da aynı şekilde farkı yok, tang’in kötü bir reklamı olması açısından bu yazıyı yazmıyorum sadece toz içeceklerin bir örneğini verdim, bu yazı sadece toz içeceklerin zararından bahsetmek için yazılmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8046969547985095069?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8046969547985095069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/tang-ictim-bogazlarm-sisti.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8046969547985095069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8046969547985095069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/tang-ictim-bogazlarm-sisti.html' title='Tang içtim boğazlarım şişti'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6208430379065168922</id><published>2011-11-03T04:18:00.000-07:00</published><updated>2011-11-03T04:19:07.216-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='molibden'/><title type='text'>Molibden</title><content type='html'>Molibden önemli bir iz mineraldir. Önemli kimyasal reaksiyonları tetikleyen 3 enzimin bir parçasıdır. Bu kritik işlevi yerine getirmek için çok az miktarda molibden alınması yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Molibdenin işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlev&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-3 enzim sisteminin ortak faktörü olarak hareket eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vücuttaki demir depolarının kullanımını etkiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sinir sistemi ve beyin için önemli olan kükürt içeren amino asitlerin metabolizmasında katalizör olarak çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük İhtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RDA miktarı 75 µg'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Molibfen kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olibden tüm gıda kaynaklarında yaygın olarak bulunur. Zengin kaynaklar baklagiller (fasulye, mercimek, bezelye), tahıllar ve fındık, ceviz türleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Molibden Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Baklagiller (fasulye, mercimek, bezelye),&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer; Tahıllar ve fındık ceviz türü yiyecekler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6208430379065168922?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6208430379065168922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/molibden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6208430379065168922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6208430379065168922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/molibden.html' title='Molibden'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6282268657801644711</id><published>2011-11-01T04:27:00.000-07:00</published><updated>2011-11-01T04:28:23.887-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İyotun vücuttaki önemi'/><title type='text'>İyotun vücuttaki önemi</title><content type='html'>İyotun vücuttaki önemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyot metalik olmayan bir iz elementtir ve önemli iz mineraller arasında benzersizdir. Çünkü bazı hormonların temel bileşeniri. İyot vücutta tiroid bezi tarafından üretilen hormonların bir parçası olarak gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyodun işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiroid bezi yüksek iyot konsantrasyonu içerir. Vücutta yalnız tiroid hücreleri iyot emer.&lt;br /&gt;Tiroid dokusu; iyotu olan, depolayan ve daha sonra tiroid hormonları oluşturmak için kontrollü miktarlarda salınım yapan özgün bir yapıya sahiptir. Vücuttaki her hücre metabolizmasını düzenlemek için tiroid hormonlarına ihtiyaç duyar. Tiroid salgılanması yeterisz kalırsa bazal metabolizma yavaşlar, dolaşım azalır ve tüm yaşam temposu yavaşlar. İyot düzeyleri yetersizse tüm bu hormonsal süreç ve sistem tehlikeye girer. Bu açık, doğum öncesi gelişmeden erişkinliğe kadar bir dizi ciddi sağlık sorunu oluşturabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yetersizliğin etkileri, hipotriodizm akıl sağlığı sorunlarına kadar çeşitli rahatsızlıklara yol açar. Yetişkinlerde görülen semptomlar arasında guatr (tiroid bezinin büyümesi) ve tepki süresinin yavaşlaması sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük İhtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyodun seviyesi yeterli olmadığı zaman, tüm hormonal işlevler ve sistemler bundan etkilenir. RDA günde 150 µg'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maalesef Avrupa'Nın bazı bölgeleri de dahil olmak üzere iyot eksikliği hala çok yaygındır. Ancak deniz kıyısında yaşayan toplumlarla iç bölgelerde yaşayanlar arasında iyot yeterliği konusunda belirgin derecede fark vardır. Çünkü deniz suyu göreceli olarak yüksek miktarda iyot içermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyot Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitki ve hayvanlardaki iyot içeriği bunların yetiştiği çevreye bağlıdır. Kıyı bölgelerinde beslenen ineklerin sütleriyle yapılan süt ürünleri ile kıyılarda yetişen meyve ve sebzeler beslenme nitelikli iyot kaynaklarıdır. Deniz balıkları, deniz ürünleri ve çeşitli deniz sebzleri, kelp deniz yosunları yüksek miktarda iyot içerir. Fakat toprakların çoğu yetersiz iyot içerdiğinden bitkisel kökenli yiyeceklerin çoğu zayıf kaynaklardır. İyot açığı ile savaşmak amacıyla son on yıl içinde birçok AB ülkesinde sofra tuzunun iyotla takviyesi zorunlu tutulmuştur. Bu uygulama sonunda önemli gelişmeler görülmüş olmakla beraber yine de henüz toplumda yeterli iyot düzeyine ulaşılmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyot Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Deniz ürünlerinin çoğu, özellikle morina, ton balığı, karides&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; Deniz yosunları, kelp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer; İyotlu tuz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6282268657801644711?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6282268657801644711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/iyotun-vucuttaki-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6282268657801644711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6282268657801644711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/iyotun-vucuttaki-onemi.html' title='İyotun vücuttaki önemi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4345691242820792998</id><published>2011-11-01T04:04:00.001-07:00</published><updated>2011-11-01T04:04:30.950-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Manganezin vücuttaki önemi'/><title type='text'>Manganezin vücuttaki önemi</title><content type='html'>Manganezin vücuttaki önemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manganez bir iz mineraldir. Vücut içinde çeşitli enzimlere bulunur ve başka enzimlerin de ortak faktörüdür. Manganez çoğu zaman bakır ve demir gibi diğer minerallerle yakın işbirliği içinde çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok iz mineralde olduğu gibi manganezin vücut içindeki işlevleri karmaşıktır. Bu konuda tıp ve sağlık kurumlarının yaptıkları araştırmalar sürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manganezin işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı cilt, kemik ve kıkırdak oluşumu için manganeze ihtiyaç vardor. Manganez, glikoz ve lipopren metabolizması için de gereklidir. Önemli bir antioksidan enzim olan süperoksit dizmutaz'ın (SOD) faaliyete geçmesine de yardım eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlev&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hücre mitokondrisi içindeki antioksidan enzim SOD'yi faaliyete geçirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Karbonhidrat ve kolesterol metabolizması için enzimleri faaliyete geçirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sağlıklı kıkırdak ve kemik oluşumunu destekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Glukoz toleransının düzenlenmesine katılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük ihtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manganez için RDA 2 mg'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı dozda manganezin merkezi sinir sistemi üzerinde olumsuz bir etkisi olabileceğinden kuşkulanılmaktadır. AB'de henüz güvenli toplam üst alım düzeyi saptanmamıştır fakat A.B.D. gıda güvenlik yetkilileri bu üst limiti 11 mg olarak saptamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manganez Kaynakları;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Ispanak, fındık, ceviz türleri, baklagiller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; Önemli bir kaynak yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer; Siyah ve yeşil çay, yulaf, kepekli ekmek&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4345691242820792998?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4345691242820792998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/manganezin-vucuttaki-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4345691242820792998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4345691242820792998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/manganezin-vucuttaki-onemi.html' title='Manganezin vücuttaki önemi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2369530754722078756</id><published>2011-11-01T03:51:00.000-07:00</published><updated>2011-11-01T03:52:52.917-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bakır’ın vücuttaki önemi'/><title type='text'>Bakır’ın vücuttaki önemi</title><content type='html'>Bakır’ın vücuttaki önemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakır da bir diğer önemli iz mineraldir. Fakat bakırın işlevleri saptanmış olmasına karşın diğer besleyicilere göre bunları açıklamak pek kolay değildir. Bakır bazı enzimlerde ve proteinlerde bulunur ve vücudun demir asimilasyonu ile doğrudan bağlantılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakırın işlevleri&lt;br /&gt;Bakır demirin kanda hemoglobin üretmesi görevine  yardım eder ve sağlıklı büyüme ve üreme için gereklidir. Bakır kolajen üretiminde de temel bir elementtir. Bakır cildi ve tendonlar, eklemler gibi tüm bağ dokularını etkiler, sinirlere koruyucu örtü işlevi de yapar. Bakır yaraların iyileşmesinde de kritik rol alır. Yeterli bakır alımı hamile kadınlar için ve ana karnındaki çocuğun gelişmesi için önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük ihtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 mg’dır.&lt;br /&gt;Bakır Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Baklagiller, tam tahıllar, fındık, ceviz türleri, bazı yeşil sebzler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; İstridye, balık, sakatat, tavuk&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2369530754722078756?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2369530754722078756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/bakrn-vucuttaki-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2369530754722078756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2369530754722078756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/11/bakrn-vucuttaki-onemi.html' title='Bakır’ın vücuttaki önemi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8155986942015462522</id><published>2011-10-31T15:34:00.000-07:00</published><updated>2011-10-31T15:35:05.940-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çinkonun vücuttaki önemi nedir?'/><title type='text'>Çinkonun vücuttaki önemi nedir?</title><content type='html'>Çinkonun vücuttaki önemi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çinko vücudun hemen her hücresinde bulunan önemli bir mineraldir, fakat depolanan toplam miktar azdır ve çinkonun büyük bir bölümü kemiklerde, deri ve saçlardadır. Magnezyum gibi çinko’da 100′ün üzerinde enzimle etkileşim gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çinkonun işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çinko özellikle protein, karbonhidrat, yağ ve nükleik asitlerin metabolizmasına katılan enzimlerin bir parçası ya da onları faaliyete geçiren madde işlevi görür. Hormonlar, reseptörşer (alıcı sinirler), insülin depolanması ve bağışıklık sistemi ile bağlantılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çinko bağışıklık sisteminde çok güçlü rol oynar. Çünkü çinko, enfeksiyonla savaşan bir kan akyuvar türü olan T – lympocytes’in gelişmesine ve faaliyete geçmesine neden olur. Çinko genel soğuk algınlığının azaltılmasıyla da ilgili bir mineral olmakla birlikte bu amaçla kullanılmasıyla ilgili araştırma sonuçları henüz alınmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlev&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yaralıların iyileşmesi için gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tat ve koku duyusunu korur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bağışıklık sistemini destekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yetişkinlik dönemi boyunca normal büyüme ve gelişmeyi destekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-DNA sentezi için gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük ihtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RDA miktarı 15 mg’dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çinko Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çinko pek çok gıdada bulunur. En güçlü çinko kaynağı istridyedir. Altı adetten oluşan bir porsiyon istridye önerilen günlük alım miktarının %100′ünü içerir. Bu oran başka hiçbir gıda kaynağında bu kadar yüksek değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çinko Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Tam tahıllar, fındık, ceviz türleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; İstridye, dana eti&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8155986942015462522?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8155986942015462522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/cinkonun-vucuttaki-onemi-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8155986942015462522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8155986942015462522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/cinkonun-vucuttaki-onemi-nedir.html' title='Çinkonun vücuttaki önemi nedir?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-562287093405183860</id><published>2011-10-30T12:52:00.000-07:00</published><updated>2011-10-30T12:58:10.746-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='30  Ekim 2011 Demir nedir? vücuttaki demir hakkında bilgi'/><title type='text'>30  Ekim 2011 Demir nedir? vücuttaki demir hakkında bilgi</title><content type='html'>Demir nedir? vücuttaki demir hakkında bilgi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demir önemli bir izmineraldir ve vücutta birçok oksijen ve elektron transfer gruplarını oluşturur. Demir en çok kanda bulunur. Vücuttaki demirin yaklaşık üçte ikisi hemoglobine bağlıdır, daha küçük demir grupları kas miyoglobinde bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demirin işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demir, hemoglobinin düzgün işleyişi için başlıca faktördür. Hemoglobin, alyuvar hücrelerinde bulunan ve akciğerlerden kan dolşaımı ile bütün dokulara oksijen taşıyan ve kasların oksijen ihtiyacını sağlayan bir proteindir. Demir, kas hücrelerindeki miyoglobinin bir bölümünün oluşumu için de önemlidir. Miyoglobinler kaslara derhal oksijen sağlayan küçük ‘depo’ lardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücreler içindeki oksijenin değerlendirilmesini sağlayan bazı enzim sistemlerinin bir kısmını da demir minerali oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük İhtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demir için RDA miktarı günde 14 mg’dır. Avrupa araştırmaları bazı grupların beslenme yoluyla yeterli miktarın altında veya kritik düzeylerde demir aldıklarını göstermiştir. Yaşlılar, genç kızlar ve çocuk doğurma yaşındaki kadınlar bu gruplara dahildir. Aşırı demir alımı toksik etki yapabilir. Bu nedenle özellikle çocuklar için demir içeren beslenme destek ürünleri sıkı bir şekilde denetlenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demir Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı et, et mamulleri, karaciğer, baklagiller, kepekli ekmek, kahvaltılık tahıllar ve yeşil yapraklı sebzeler demir için önemli kaynaklardır. Besin amaçlı demirin iki şekli vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Heme demiri, hemoglobinden türetilir, hayvansal gıda kaynaklarında (et) bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Heme olmayan demir, bitkisel gıdalarda bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heme demiri vücut tarafından heme olmayan demire göre daha iyi emilir (Heme olmayan bitkisel kaynaklı demir %5 kadar emilirken heme demiri %20 emilir).  Vücut, ihtiyacına bağlı olarak demir depolarını düzenler, demir stokları azalınca emilim oranını artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Demir kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; Kırmızı et ve et mamulleri, ciğer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Kepekli ekmek ve kahvaltılık tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler ve baklagiller&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-562287093405183860?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/562287093405183860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/30-ekim-2011-demir-nedir-vucuttaki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/562287093405183860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/562287093405183860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/30-ekim-2011-demir-nedir-vucuttaki.html' title='30  Ekim 2011 Demir nedir? vücuttaki demir hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2625256287136584009</id><published>2011-10-28T06:19:00.000-07:00</published><updated>2011-10-28T06:21:10.719-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Klorür nedir? Klorür ne işe yarar?'/><title type='text'>Klorür nedir? Klorür ne işe yarar?</title><content type='html'>Klorür nedir? Klorür ne işe yarar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klorür nedir? Klorür ne işe yarar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzun bileşiminde sodyumla birlikte bulunan diğer mineral klorür de yaşam için gereklidir. Klorür, hücrelerin dışında ve kanda bulunan ana anyon (negatif elektrolit) maddedir.  Klorür, diğer iki elektrolit, Sodyum ve Potasyumla yakın çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klorürün İşlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanın asit-baz dengesini korumak için klorün yön değiştirmesi (klorün kanın alyuvar hücreleri içine ve dışına hareketi) gereklidir. Klorür, aynı zamanda mide tarafından bir çok yiyeceği hazmetmek amacıyla üretilen asidin gerekli bir parçasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klorür, vücutta bulunan sıvıların normal bir denge içinde tutulmasına yardımda rol oynar. Çoğu zaman sodyum ihtiyacı karşılandığında klorür ihtiyacının da otomatik olarak karşılandığı var sayılır. Fakat, son bulgular bunun her zaman doğru olmayabileceğini göstermiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2625256287136584009?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2625256287136584009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/klorur-nedir-klorur-ne-ise-yarar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2625256287136584009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2625256287136584009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/klorur-nedir-klorur-ne-ise-yarar.html' title='Klorür nedir? Klorür ne işe yarar?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4696797202026470286</id><published>2011-10-26T22:37:00.003-07:00</published><updated>2011-10-26T22:37:49.107-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Potasyumun vücuttaki önemi potasyum nedir?'/><title type='text'>Potasyumun vücuttaki önemi potasyum nedir?</title><content type='html'>Potasyumun vücuttaki önemi potasyum nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum esensiyal bir mineral olup vücutta elektrolit olarak görev yapar ve hücrelerin içinde bulunur. Potasyum diğer 2 elektrolit olan sodyum ve klorür ile yakın işbirliği halinde çalışır. Terlerken vücut elektrolit kaybeder ve bunların beslenme yoluyla geri alınması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyumun işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hücre içinde bulunan vücut sıvılarının asit-baz ve su dengesinin düzenlenmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bir dizi enzimi faaliyete geçirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hücre zarı geçiş kanalları sistemlerine dahil olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Beyinde ve tüm vücutta düzgün sinir hücresi işlevleri için gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük İhtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RDA miktarı 2000 mg'dır. Günde 2 gr (2000 mg) alımının normal koşullarda yeterli olacağı kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum her çeşit gıdada yaygın olarak bulunur. En iyi potasyum kaynakları değişik sebze kaynakları, meyveler, balık, et, süt ve süt ürünleri kavaltılık tahıllardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; Somon balığı, morina, sardalya, dana eti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt mamülleri; İnek sütü, yoğurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Ispanak, patates, muz, kayısı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4696797202026470286?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4696797202026470286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/potasyumun-vucuttaki-onemi-potasyum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4696797202026470286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4696797202026470286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/potasyumun-vucuttaki-onemi-potasyum.html' title='Potasyumun vücuttaki önemi potasyum nedir?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2960267704210900457</id><published>2011-10-26T22:37:00.001-07:00</published><updated>2011-10-26T22:37:17.519-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Elektrolitler vücudumuzda ne iş yapar'/><title type='text'>Elektrolitler vücudumuzda ne iş yapar</title><content type='html'>Elektrolitler vücudumuzda ne iş yapar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektrolitler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektrolitler çözününce iyonlara dönüşen ve elektrik iletebilen maddelerdir. Vücudumuzdaki elektrolitlerin dengesi normal hücre ve organ işlevleri için çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektrolitler vücuttaki su miktarını, kan pH değerini, kas hareketini ve diğer önemli süreçleri etkiler. Terlerken vücut elektrolit kaybeder ve bunların beslenme yoluyla geri alınması gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2960267704210900457?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2960267704210900457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/elektrolitler-vucudumuzda-ne-is-yapar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2960267704210900457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2960267704210900457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/elektrolitler-vucudumuzda-ne-is-yapar.html' title='Elektrolitler vücudumuzda ne iş yapar'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-96919508620950225</id><published>2011-10-26T22:36:00.003-07:00</published><updated>2011-10-26T22:36:52.245-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sodyumun vücuttaki önemi ve sodyum kaynakları'/><title type='text'>Sodyumun vücuttaki önemi ve sodyum kaynakları</title><content type='html'>Sodyumun vücuttaki önemi ve sodyum kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sodyumun vücuttaki önemi ve sodyum kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sodyum esensiyal bir mineral olup klorürle birleştiğinde sofra tuzu olarak bilinir. Potasyum gibi elektrolit işlevi görür ve benzer fonksiyonlar yapar, ancak bunlar hücrelerin dışındaki sıvılarda gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sodyumun İşlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlev&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hücre dışında bulunan vücut sıvıları içindeki asit-baz ve su dengesinin düzenlenmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kan basıncının düzenlenmesine yardım eer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hücre zarı geçiş kanalları sistemlerine dahil olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzgün kas ve sinir işlevleri için gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük ihtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RDA 500 mg'dır. Vücutta aşırı sodyum bulunması yüksek kan basıncına (hipertansiyon) ve sıvı birikimine (ödem) neden olan bir faktördür. Çok fazla sodyum almak kolaydır. Özellikle işlenmiş gıdalarla beslenenler fazla sodyum alabilir. Avrupa'da insanların ortalama günlük sodyum alımı 3-5 gr (yaklaışk 8-11 gr tuz) olup günlük beslenme ihtiyacının çok üzerindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sodyum kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sofra tuzu (sodyum klorür) ve tuzla işlem görmüş gıdalar (et, peynir, sebzeler, meyveler, fırın mamulleri, kahvaltılık tahıllar) ve yemek çeşitleri başlıca sodum kaynaklarıdır. Düşük miktarda doğal sodyum tüm bitkilerde ve hayvansal gıdalarda vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sodyum doğal olarak birçok gıda kaynağında bulunmakta ve sodyum klorür (sofra tuzu) olarak birçok işlenmiş gıdaya katılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sodyum kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal; Tüm bitkisel ve hayvansal gıdalar (düşük miktarlarda)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katkı; Tuzlu işlenmiş gıdalar; et, peynir, sebzeler, meyveler, fırın mamulleri, kahvaltılık tahıllar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer; Sofra tuzu (sodyum klorür) ve çeşniler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-96919508620950225?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/96919508620950225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/sodyumun-vucuttaki-onemi-ve-sodyum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/96919508620950225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/96919508620950225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/sodyumun-vucuttaki-onemi-ve-sodyum.html' title='Sodyumun vücuttaki önemi ve sodyum kaynakları'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-7401703222367862248</id><published>2011-10-26T22:36:00.001-07:00</published><updated>2011-10-26T22:36:13.524-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fosfor vücudumuzda ne kadar vardır? Ne iş yapar?'/><title type='text'>Fosfor vücudumuzda ne kadar vardır? Ne iş yapar?</title><content type='html'>Fosfor vücudumuzda ne kadar vardır? Ne iş yapar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fosfor&lt;br /&gt;Fosfor gerekli bir mineral olup vücutta ikinci en fazla bulunan mineraldir. Vücut ağırlığının yaklaşık %1'i fosfordur. Fosfor vücudun her hücresinde vardır fakat toplam fosforun %85'i kemiklerde ve dişlerdedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fosforun işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlev&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kalsiyumla bir araya gelerek sağlam dişler ve kemikler oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasına enerji sağlayan bir molekül olan ATP içinde kilit rol oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hücre zarlarının ve genlerde bulunan nükleik asidin bir parçası olarak hücrelerin büyümesinde, korunmasında ve onarılmasında önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vücudun asit-baz dengesinin düzenlenmesine yardım eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kas hareketlerinin ve sinir iletişiminin desteklenmesine katkıda bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük ihtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saptanmış olan RDA miktarı 800 mg'dır. Pek çok insan beslenme yoluyla yeterli miktarda fosfor alır, aşırı fosfor alımı nadiren rastlanan bir durumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fosfor kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fosfor hemen her besin kaynağında önemli miktarlarda bulunur. Zengin fosfor kaynakları et, peynir ve diğer süt ürünleri, tam tahıl ürünleri, fındık ceviz türü ürünlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fosfor kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Tam buğday ürünleri, ceviz, fındık çeşitleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; Et, peynir ve diğer süt ürünleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-7401703222367862248?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/7401703222367862248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/fosfor-vucudumuzda-ne-kadar-vardr-ne-is.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7401703222367862248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7401703222367862248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/fosfor-vucudumuzda-ne-kadar-vardr-ne-is.html' title='Fosfor vücudumuzda ne kadar vardır? Ne iş yapar?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2351853038325904120</id><published>2011-10-26T22:35:00.003-07:00</published><updated>2011-10-26T22:35:48.979-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Magnezyumun vücuttaki önemi'/><title type='text'>Magnezyumun vücuttaki önemi</title><content type='html'>Magnezyumun vücuttaki önemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magnzeyum vücuttaki dördüncü en fazla bulunan mineraldir ve kalsiyum, fosfor ve diğer besleyiciler ile yakın işbirliği yaparak çalışır. Ortalama bir yetişkin insan vücudundaki magnezyumun yaklaşık %65'i kemiklerde ve dişlerde bulunur, geri kalan magnezyum kaslar, kan, vücut sıvıları, organlar ve diğer dokular arasında dağılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magnezyumun işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magnezyum protein sentezinde rol alır ve vücuttaki enzim reaksiyonlarının önemli bir ortak faktörüdür. Bu enzimlerin bazıları vücutta enerji üretimine katkıda bulunurlar. Kalsiyum kasların kasılmasını etkilerken, magnezyum bu etkiyi dengeler ve kasları gevşetir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magnezyum faal bir mineral olup 300'den fazla biyokimyasal işlevde rol alır. Aşağıdaki tablovücudumuzda magnezyumun rol aldığı önemli işlevlerden bazılarını göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlev&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sinir ve kas işlevlerini destekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Düzenli kalp atışı sağlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kemiklerin kuvvetli kalmasını sağlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Normal kan basıncını destekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Enerji metabolizmasını tetikler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vücudun kullanacağı proteinlerin sentezinde rol alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük ihtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RDA miktarı 300 mg'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magnezyum kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kepekli ekmek, pirinç ve kahvaltılık tahıllar, süt ve süt mamulleri, karaciğer ve bazı baklagiller (fasulye ve bezelye), ceviz, fındık çeşitleri ve yeşil sebzeler (ıspanak gibi) iyi magnezyum kaynaklarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magnezyum Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Kepekli ekmek, pirinç ve kahvaltılık tahıllar, ceviz, fındık çeşitleri, yeşil sebzeler (ıspanak gibi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; Karaciğer, süt ve süt ürünleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2351853038325904120?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2351853038325904120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/magnezyumun-vucuttaki-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2351853038325904120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2351853038325904120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/magnezyumun-vucuttaki-onemi.html' title='Magnezyumun vücuttaki önemi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6902210523490297526</id><published>2011-10-26T22:35:00.001-07:00</published><updated>2011-10-26T22:35:28.724-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kalsiyumun vücuttaki önemi'/><title type='text'>Kalsiyumun vücuttaki önemi</title><content type='html'>Kalsiyumun vücuttaki önemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyum vücutta en bl bulunan ve vücut için en önemli minerallerden biridir. Kemikleri ve dişleri inşa etmek ve onarmak için, sinir sistemi işlevlerine yardım etmek, kasların işleyişini, kanın pıhtılaşması ve kalbin düzgün çalışmasını sağlamak için vücudun kalsiyuma gereksinimi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalama yetişkin bir insanın vücudundaki kalsiyumun yaklaşık %98'i kemiklerde, %1'i dişlerde ve geri kalanı da kanda, hücre dışı sıvılarda ve çeşitli enzimlerin bir faktöü olarak hücreler içinde bulunur. Kalsiyum, protein fibrinini harekete geçirerek kanın pıhtılaşmasını destekler ve magnezyumla beraber kalp atışının düzenli olmasına yardımcı olur; kasların formunu korumasına, açılıp kasılmasına ve sinir sistemi faaliyetlerine katkıda bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyumun işlevi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemiklerde ve dişlerde kalsiyum bu organların yapısını destekler ve işlevlerini sürdürür. Kalsiyum, kas ve kan damarlarının açılıp büzülmesi, hormon ve enzimlerin salgılanması ve sinir sistemi içinde mesaj alışverişi için gerekli bir mineraldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemik sürekli gelişir, bu nedenle yeni kemik oluşumunu desteklemek için vücudun yeterli kalsiyum düzeylerine sahip olması gerekir. Kemik erimesi ve yeniden oluşumu arasındaki denge insanlar yaşlandıkça değişir. Çocukluk döneminde kemik formasyonu düzeyi daha yüksek, kemik erimesi düzeyi düşüktür. Yetikinlerde bu süreç oldukça dengededir. İnsanlar yaşlandıkça kemik erimesi hızı kemik oluşumu hızını aşar. Bu durum kemik kaybına yol açabilir, bu da osteoporoz riskini artırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük İhtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RDA niktarı 800mg'dır. Çocukluk ve yetikinlik döneminde yeterli kalsiyum alımı genellikle yaşam boyunca kemiklerin kararlı durumda kalması için en önemli faktörlerden biri kabul edilmektedir. Avrupa'da yapılan araştırmalara göre, en azından bazı bölgelerde çocukları, yetikinleri ve aynı zamanda yaşlı insanları kapsayan bazı nüfus grupları marjinal veya eksik kalsiyum alım riski altındadır. Doktor tarafından tavsiye edilmedikçe günde 2500 mg'dan fazla kalsiyum alımı önerilmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyum kaynaklarıı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okzalik asidi yüksek yiyecekler (ıspanak, çikolata) gibi bazı besin maddeleri, kalsiyum alımını azaltabilir. Okzalik asit, sindirim organlarında çözünemeyen tuzlar oluşturarak kalsiyum emilimine müdahale edebilir. Tam tahıl ürünlerinde bulunan fitatlar, lifçe zengin yiyecekler, kahvede bulunan aşırı kafein, kolalar ve çay kalsiyum ve diğer minerallerin emilimini azaltabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyum Kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt ürünleri; Süt, yoğurt, peynir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Çin lahanası, brokoli, kıvırcık lahana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer; Meyve suyu, kuru tahıllar, soya fasulyesi ürünleri gibi takviyeli ürünler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6902210523490297526?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6902210523490297526/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/kalsiyumun-vucuttaki-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6902210523490297526'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6902210523490297526'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/kalsiyumun-vucuttaki-onemi.html' title='Kalsiyumun vücuttaki önemi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-805087865642155510</id><published>2011-10-26T22:34:00.003-07:00</published><updated>2011-10-26T22:35:07.787-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='C vitamini ne işe yarar'/><title type='text'>C vitamini ne işe yarar</title><content type='html'>C vitamini ne işe yarar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini, ya da L-askorbik asit bizim vitaminler adını verdiğimiz sınıflandırma içinde belki de en tanınmış temel besin öğesidir. Genel soğuk algınlığı ve grip semptomları ile yaygın şekilde ilişkilendirilen C vitamini, bağışıklık sisteminin bakteri ve virüslerle savaşına katkıda bulunur. Suda çözünebilen bir vitamin olması nedeniyle fazlası hızla vücuttan 'atılır', bu nedenle beslenme yoluyla sürekli alınması gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamininin işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini değerli bir antioksidan olup serbest radikallerle savaşa yardımcı olur. Fakat bu ürün çok işlevli bir vitamin olarak da önemlidir. C vitamininin antioksidan nitelikleri serbest radikallerin etkisiz hale getirilmesine yardım eder. C vitamini sağlıklı cilde olduğu kadar ciltteki, kas ve organlardaki bağ dokularına da katkıda bulunur. Vitamin bir kısım enzimler oluşturur ve kandaki alyuvar hücrelerinin demir bağlama kapasitesini destekler. C vitamini vücuda her türlü stresle başa çıkması için yardım eden adrenalin işlevini de destekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini bazı yağda çözünebilen vitaminlerin oksidasyondan korunmasında da yardımcı olur. A vitamini, E vitamini ve hatta bazı B vitaminleri bu kapsamdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolajen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolajen vücutta aynı zamanda her yerde bulunan bir maddedir çünkü bağ dokuları içinde bulunan en yaygın liftir. C vitamini kolajen oluşumunda hayati rol oynar. C vitamini olmazsa kolajen üretimi bozulur ve vücutta çok çeşitli problemlere neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolajen, vücudun bütünlüğünü sağlayan yapıştırıcıdır. Kasları iskelete, cildi kaslara bağlayan ve her şeyi bir arada tutan dokunun temeli kolajendir. Kolajenin yüksek bir gerilim kuvveti vardır, katı, lifli bir protein olup bağ dokularının başlıca bileşenidir. Kemikler, dişler, kıkırdak, tendonlar, eklemler, cilt ve kan damarları bu bağ dokularını içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudun yapısı kolajene bağlıdır, kolajenin bütünlüğü ise (başka faktörlerin yanı sıra) C vitamine bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar, kendi vücutlarında C vitamini üretemeyen üç memeliden biridir. C vitamini insanların suda çözünebilen antioksidan kaynağıdır. Bu vitamin bağırsaklarda bulunan aktif bir taşıma sistemi ile emilir ve böbrekler aracılığı ile vücuttan atılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağışıklık sistemi ve diğer işlevler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini bağışıklık sistemine iki temel işlevinde yardım eder; yabancı istilacılara saldıran akyuvar hücrelerinin üretimini uyarır aynı zamanda vücudun antikor (hastalıklara karşı vücut tarafından tepki göstermek amacıyla üretilen proteinler) üretimini artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini alerjik reaksiyonlar ile bağlantılı bir biyojen amin olan histamin üretimini de regüle edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini özellikle bitkisel kaynaklı, hemoglobine bağlı olmayan şekildeki demir emilimine yardım eder. (yalnız tahıllar, kuru fasulye, bezelye, sebze, meyve, fındık ve tohumlar hemoglobine bağlı olmayan demir içerir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük ihtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini için RDA miktarı 60 mg'dır. Özel koşullara bağlı olarak hızlı ve telaşlı bir yaşam tarzı veya enfeksiyon durumunda bağışıklık sistemini güçlendirmek için C vitamini alımının artırılması önerilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yiyecekleri takviye etmek için kullanılan bir vitamin olmasına karşın, yalnız bazı meyve ve sebzeler öenmli miktarlarda C vitamini içerir. C vitamini yiyecek hazırlama, pişirme veya saklama işlemleri sırasında hemen kaybolduğu için saklama süreleri kısa tutulmalı ve suya batırma veya suda saklama işlemlerinden kaçınılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi C vitamini kaynakları; turunçgiller, kivi, açerola kirazı, biber ve kuşburnudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Açerola kirazı, kivi, turunçgiller, biberler ve kuşburnu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer; Takviye edilmiş yiyecekler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-805087865642155510?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/805087865642155510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/c-vitamini-ne-ise-yarar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/805087865642155510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/805087865642155510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/c-vitamini-ne-ise-yarar.html' title='C vitamini ne işe yarar'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-1916150474460844167</id><published>2011-10-26T22:34:00.001-07:00</published><updated>2011-10-26T22:34:35.531-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='B vitamini ne işe yarar'/><title type='text'>B vitamini ne işe yarar</title><content type='html'>B vitamini ne işe yarar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B vitaminleri bir dizi yaşam fonksiyonu için gerekldiri. Fakat birincil görevleri karbonhidrat, yağ ve proteinlerdeki enerjinin serbest bırakılmasına yardımcı olmaktır. Bu gruba giren ve hepsi koenzim olarak işlev gören 8 adet suda çözünebilen vitamin vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B vitaminleri suda çözünebilen ve bu nedenle beslenme yoluyla sürekli alınması gerekli vitaminlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji üretimi döngüsünde B vitaminleri yediğiniz gıdalardan enerji almanıza yardım edebilirler. Sinir sisteminin ve optimum yaşam fonksiyonlarının işleyişinin desteklenmesiyle enerjik ve verimli durumda kalırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B vitaminlerinin işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tiamin (B1) enerji sağlamak için karbonhidratların glukoza dönüşmesine yardım eder ve sinir sisteminin düzgün çalışması için önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Riboflavin (B2) cildin mukoza zarı, gözler ve sinir dış kılıflarının korunması için önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Niasin (B3 sağlıklı cilt, sinirler ve sindirim sisteminin korunması için önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Pantotenik Asit (B5) enzimlerin hormonların bir parçası olarak insan metabolizması için önemli olup hemoglobin sentezinde rol oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Piridoksin (B6) alyuvarların üretimi için olduğu kadar sinir dokularının ve cildin oluşumu için gerekli amino asitlerin metabolizmasında önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Folik Asit (B9) bu vitaminin bir çok işlevi vardır. Bunlar içinde sinir sistemi, kan ve vücut dokularının hücre bölünmesi de vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Siyanokobalamin (B12) kan hücresi oluşumunda kullanılır ve sinir sisteminin düzenli işleyişini destekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Biyotin (vitamin H) insanlarda metabolizma ve normal büyüme için gereklidir. Özellikle yağ asitleri, antikor (mikroplarla savaşan madde) ve sindirimle ilgili enzimlerin üretiminde rol oynar ve bazı amino asitlerin parçalanmasında görev alır. Biyotinin saç kaybı ve bazı deri hastalıklarına karşı potansiyel yararları tartışmakla birlikte bu konuda henüz kesin kanıtlar yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B vitaminleri, karbonhidratların ihtiyacımız olan enerjiyi sağlayan glukoza dönüşmesi için gereklidir. Bunlar yağ ve proteinlerin parçalanmasında da işe yararlar, böylece sinir sisteminin normal işleyişi için gerekli olan sağlıklı kan hücrelerini desteklerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük ihtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupada'ki hemen bütün nüfus grupları için normal beslenme yoluyla alınan folik asit miktarı, RDA'ları karşılayacak yeterlikte değildir; aynı şekilde yaşlıların çoğu için yeterli B12 ve B6 vitamini alımı kritik düzeylerde kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B vitaminleri kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B vitamini içeren kaynaklardan bazıları ekmek, kahvaltılık tahıllar, yapraklı yeşil sebzeler, karaciğer, süt ve süt mamülleri ve yumutadır. Ancak, B vitaminleri kırılgandır ve yüksek sıcaklıklarda, uzun süre saklandıkları zaman ve yiyecek hazırlama işlemleri (yıkama, aşırı pişirme ve pişirme yağından 'süzme') sırasında tahrip olabilmektedir. Bazı gıdaların endüstriyel işlenmesi (örneğin pirinç ve buğday gibi tahılların işlem görmesi) B vitamini içeriğini önemli oranda azaltabilir.&lt;br /&gt;B vitamini kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Ekmek, kahvaltılık tahıllar, tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, hayvansal gıdalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; Ciğer, süt ve süt ürünleri, yumurta.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-1916150474460844167?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/1916150474460844167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/b-vitamini-ne-ise-yarar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1916150474460844167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1916150474460844167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/b-vitamini-ne-ise-yarar.html' title='B vitamini ne işe yarar'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-3911473117735077602</id><published>2011-10-26T22:33:00.004-07:00</published><updated>2011-10-26T22:34:08.578-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='K vitamini ne işe yarar'/><title type='text'>K vitamini ne işe yarar</title><content type='html'>K vitamini ne işe yarar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K vitamini yağda çözünebilen bir grup vitamine verilen isimdir. Bu vitamin grubu normal kan pıhtılaşması ve plazma, kemik ve böbreklerde bulunan proteinlerin sentezi için gereklidir. Başlıca tipleri phylloquinone veya phytomenadione (K1) ve menachinone'un (K2) bakteri formudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K vitamininin işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K vitaminine kanın pıhtılaşması için gerekli proteinlerin sentezi için ihtiyaç vardır. K vitamini kemik ve doku kireçlenmesini kontrol eden bir protein olan osteokalsin sentezine katılır ve atardamarların ve diğer yumuşak dokuların kireçlenmesinin (yaşlanmanın olumsuz sonuçlarından biri) önlenmesine yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük ihtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K2 vitamini genellikle insan bağırsaklarındaki bir bakteri tarafından üretilir. Bu vitaminin beslenme nedeniyle eksik kalmasına çok ender rastlanır (bağırsaklar ciddi şekilde hasar görmedikçe). Bu vitamin için saptanmış bir RDA yoktur fakat önerilen günlük alım 75 µg olarak öngörülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K vitamini kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K vitamini ıspanak, marul, lahana, karnabahar, buğday kepeği, sakatat, tahıllar, bazı meyveler, etler, sütmamülleri ve yumurtada bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K vitamini kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel; Ispanak, marul, lahana, kıvırcık lahana, karnabahar, buğday kepeği, tahıllar, bazı meyveler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal; Sakatat, et, süt mamülleri ve yumurta&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-3911473117735077602?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/3911473117735077602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/k-vitamini-ne-ise-yarar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3911473117735077602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3911473117735077602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/k-vitamini-ne-ise-yarar.html' title='K vitamini ne işe yarar'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-557560877183168467</id><published>2011-10-26T22:33:00.003-07:00</published><updated>2011-10-26T22:33:47.143-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='E Vitamini ne işe yarar'/><title type='text'>E Vitamini ne işe yarar</title><content type='html'>E Vitamini ne işe yarar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Vitamini yağda çözünen bir vitamin olup birkaç değişik formda bulunur. Her değişik form farklı bir biyolojik faaliyet gösterir. İnsanlarda bulunan en aktif E vitamini formuna alfa tokoferol adı verilir. Tokoferoller serbest radikal ile mücadele eden maddeler olup vücudumuzdaki lipidleri ve lipid içeren yapıları oksidatif zararlardan korurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E vitaminin işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E vitamini güçlü bir antioksidandır. E vitamini serbest radikal oluşumunu engelleyerek hücreleri oksitlenmeye karşı koruyabilir. Vitaminin bu özellikleriyle ilgili araştırmalar süregelirken E vitaminin kalp damar hastalıkları gibi oksidasyon ile bağlantılı rahatsızlıkların başlama riskini azaltabildiğini ve geciktirebildiğini destekleyen bulgular vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E vitamini bütün kaslar, hücre zarı işlevleri ve sinir sistemi için önemlidir. Diğer antioksidan besleyiciler ile beraber E vitamini cildin korunmasında da faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E vitaminin vücuttaki fonksiyonları;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çok hassas lipoid yapısı ile hücre zarlarını koruyarak, onlara serbest radikal hasarlarına (oksidasyon) karşı kalkan olur, böylece hücre bozulmasını e hastalıkları önleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-E vitamini, hormonlar ve enzimler gibi diğer aktif maddeleri korur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kendi yetenekleri ile nitrosamidlerin (işlem görmüş et mamullerinde bulunan nitratlarınmidede oluşturduğu zararlı maddeleri) oluşumunu engeller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük ihtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E vitamini için önerilen günlük RDA 10mg'dır. Alfa tokoferol doğal şekilde bulunur ve en yüksek aktivite gücüne sahiptir. Gıda sektöründe kullanılan en yaygın E vitamini tipi D1-Alfa tokoferol; E vitaminin sentetik bir şeklidir. Sentetik form doğal tipin sadece yarısından biraz daha aktiftir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E vitamini kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal E vitamini içeren ve hemen temin edilebilecek birçok bitkisel gıda kaynağı vardır. Bitkisel yağlar, fındık, ceviz türü ürünler, yağlı tohumlar ve bunların yağları yüksek düzeyde E vitamini içerir. Yalancı safran veya mısır yağı badem, ayçiçeği veya yağı ve fındık bu kategoridedir. Fınfık, ceviz gibi ürünlere alerjisi olanlar; lahana, ıspanak ve brokoli gibi koyu yeşil sebze kaynaklarını tüketebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E vitamini kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel Bitkisel yağlar, ceviz, fındık, badem, yağlı tohumlar, ayçiçeği çekirdekleri, lahana, ıspanak ve brokoli gibi koyu yeşil sebzeler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-557560877183168467?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/557560877183168467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/e-vitamini-ne-ise-yarar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/557560877183168467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/557560877183168467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/e-vitamini-ne-ise-yarar.html' title='E Vitamini ne işe yarar'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-7299813471798648501</id><published>2011-10-26T22:33:00.001-07:00</published><updated>2011-10-26T22:33:18.655-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='D Vitamini ne işe yarar'/><title type='text'>D Vitamini ne işe yarar</title><content type='html'>D Vitamini ne işe yarar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamini yağda çözünensteroid bazlı birkaç vitamin çeşidini kapsar. Bunların en yaygınları cholecalciferol (D3) ve ergocalciferol (D2) dir. Bu besleyiciler kolesterole benzeyn, kıvamlı, yağlı bileşikler olup vücutta depolanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamini çoğu zaman kemik gelişmesi ve kemiklerin korunmasındaki etkisi ile tanınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitaminin işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamini kalsiyum ve fosfor minerallerinin emilimini, kandaki oranlarını, kemikleri ve dişleri oluşturma sürecini düzenler. Bu sürece mineralleşme adı verilir. Kemiklerin ve dişlerin sağlam ve dirençli olması için bu gereklidir. İyi bir 'takım oyuncusu' olan D vitamini diğer temel besleyiciler ile etkileşime girmesi nedeniyle hastalıklara karşı savunma sağlayabilir. ve cildin sağlıklı, kasların güçlü olmasına katkıda bulunabilir. Bunun gibi D vitamini diş çürümesi, dişeti bozuklukları, osteoporoz riskini azaltabilir, kırıkların iyileşmesi hızlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı yönlerden D vitamini bir vitaminden çok bir hormon gibi hareket eder. Vücudun bir bölümünde üretilen vitamin kana karışarak vücudun başka bir bölümünü, özellikle kemikleri etkiler. İhtiyaç duyulduğunda paratiroid ile etkileşime girerek aktif D3 vitamini üretir. Moleküler yapısı östrojen ve kortizon gibi hormonlarla benzerlik gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük İhtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitaminin başka bir ismi 'güneş ışığı vitamini'dir, çünkü insan cildinde güneş ışığından gelen ultraviyole (UV) ışınların etkisi ile D vitamini oluşur. Bulutlu veya kirlenmiş bir çevrede yaşayanlar, kış mevsimlerini uzun yaşayanlar veya dışarıda güneş ışığında yeteri kadar vakit geçiremeyenler, D vitamini yönünden bir eksiklik yaşayabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle önerilen RDA yetikinler için 5 µg olmasına rağmen, doktorlar bazı nüfus gruplarına özel koşullarda daha yüksek dozlar önermektedirler. Kemiklerin oluşmasında ve korunmasındaki önemli işlevleri nedeniyle çocuklar, gençler ve yaşlılar için yeterli miktarda D vitamini alınması oldukça önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla beraber, dost C vitaminin aksine çok fazla D vitamini toksik (zehir) etki gösterebilir, ağır veya kronik negatif sağlık etkilerine yol açabilir. Örneğin kalsiyum metabolizması dengesinin bozulması sonucunda kemik yapısı üzerinde olumsuz etkiler görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamini kaynaklanırı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağda çözünen bir madde olarak D vitamini doğal olarak yalnız hayvansal gıdaların yağ yapısı içinde bulunur. Pro-vitaminler adı verilen D vitaminin ilk formları bitkilerde ve hayvansal gıdalarda yaygın şekilde bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamini kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal Yağlı balık, yumurta sarısı, tereyağı, karaciğer, balık yağı (küçük dozlarda alınmaılıdr)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sentetik Takviye edilmiş yiyecekler, kahvaltılık yağların çoğu, bazı durumlarda süt, meyve suyu, kuru kahvaltılık tahıllar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-7299813471798648501?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/7299813471798648501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/d-vitamini-ne-ise-yarar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7299813471798648501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7299813471798648501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/d-vitamini-ne-ise-yarar.html' title='D Vitamini ne işe yarar'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2635571254015615991</id><published>2011-10-26T22:32:00.003-07:00</published><updated>2011-10-26T22:32:53.518-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A Vitamini ne işe yarar'/><title type='text'>A Vitamini ne işe yarar</title><content type='html'>A Vitamini ne işe yarar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A vitamini yağda çözünen önemli bir vitamin olup gece görüşüne, kemik gelişimine sağlıklı cilt oluşumu ve vücudun dışa açılan herhangi bir organını (burun, boğaz, akciğerler, ağız, mide, bağırsaklar, vajina ve üriner sistem) çevreleyen epitel hücrelerinin oluşumuna olan desteği ile tanınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Retinol (A vitamini) yalnız hayvansal yiyeceklerde bulunur. A vitamininin bitkisel kaynakları beta ve alfa karotenlerdir. Bunlar koyu sarı, yeşil, portakal renkli meyve ve sebzelerde bulunur. Her beta ve alfa karotenler vücudun ihtiyaç duyduğu zamanlarda A vitaminine dönüştürülürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaciğer, kandaki A vitamini düzeyini dengeler. A vitamininin vücut tarafından iyi bir şekilde emilimi için yeterli miktarda protein ve yağ alımı gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A vitamininin işlevleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A vitamini rodopsin adı verilen bir pigment oluşturarak iyi gece görüşünü destekler. Rodopsin az miktarda ışığı algılayarak gece görüşünü güçlendirir. A vitamini gözün nemli kalmasına da katkıda bulunur, böylece özellikle kornea tabakasının kurumasının önlenmesine yardımcı olarak retinanın hasar görmesini önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A vitamini bağışıklık sistemini iki şekilde destekler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Cildin, mukoza hücre zarının ve diğer cilt yüzey tabakalarının sağlıklı kalmasını sağlayarak zararlı bakteri ve virüslerin vücuda girmesini önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Zararlı bakteri ve virüsleri tahrip eden kan akyuvar hücrelerinin üretim ve faaliyetini güçlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük ihtiyaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme yoluyla aldığımız A vitamini miktarı çok az ya da çok fazla olabilir. Sık ve yüksek miktarda ciğer tüketmek aşırı dozda A vitemini alımına yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle gebe kadınların ihtiyaç duyulan doğru miktarda A vitaminini aldıklarından emin olunmalıdır. Hamileler herhangi bir beslenme destek ürünü kullanmadan önce hekimlerine danışmalıdır. A vitamini için RDA (önerilen günlük düzenli alım miktarı) miktarı 800 µg'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A vitamini kaynakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Retinol; Hayvansal gıdalar, özellikle ciğer, et, (A Vitamini) yumurta, tereyağı, takviye edilmiş gıdalar, örneğin; margarinler ve diğer kahvaltılık yağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karotenoidler; Sebzeler gibi havuç, ıspanak, lahana, takviye edilmiş gıdalar, paketlenmiş meyva suları.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2635571254015615991?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2635571254015615991/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/vitamini-ne-ise-yarar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2635571254015615991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2635571254015615991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/vitamini-ne-ise-yarar.html' title='A Vitamini ne işe yarar'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-5699219294531802605</id><published>2011-10-26T22:32:00.001-07:00</published><updated>2011-10-26T22:32:26.629-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vitaminler ve Mineraller'/><title type='text'>Vitaminler ve Mineraller</title><content type='html'>Vitaminler ve Mineraller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitaminler ve mineraller gıdalarda çok az miktarlarda bulunur ve vücudun düzgün bir şekilde çalışması için bunlara ihtiyaç vardır. Vitaminler diğer besleyicilerin (proteinler, yağlar, karbonhidratlar ve mineraller) yararlı duruma gelmesine yardım ederler. Vitaminler bu amaçla kan hücrelerinin, hormonların, genetik materyalin ve sinir sistemindeki kimyasalların oluşmasına yardım ederler. Mineratller karmaşık vücut kimyasal sistemi içinde önemli rol oynarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitaminler kimyasal özelliklerine göre 'suda çözünebilen' veya 'yağda çözünebilen' şeklinde sınıflandırılırlar. Suda çözünebilen vitaminler içinde C vitamini ve tim B vitaminleri sayılabilir. Yağda çözünebilen vitaminler içinde A, D, E ve K vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mineraller iki kategoriye ayrılı: esansiyel mineraller ve iz mineraller. Esansiyel minerallere vücudun göreceli olarak daha büyük miktarlarda ihtiyacı vardır. Kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum, sodyum ve klorür bu kategoridedir. Diğer taraftan, iz minerallere çok az miktarda gereksinim duyulmaktadır. Bu kategoriye demir, bakır, çinko, iyot, krom, selenyum, manganez ve molibden elementleri girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antioksidanlar serbest radikal hasarına karşı vücudun doğal savunmasıdır. C ve E vitaminleri ve karotenoidler (alfa ve beta karoten) gibi diğer vitamin benzeri bileşikler, likopen, lutein ve aynı zamanda selenyum gibi iz mineraller antioksiden özellik gösteririrler. Bu maddelerin ana görevlerinin antioksiden işlev olduğuna inanılmaktadır. Doğal antioksidan savunma sistemimizi güçlendirmek için yapmamız gereken en iyi şeylerden biri beslenme ögeleri yönünden zengin meyve ve sebze yemektir. Bununla birlikte, yoğun yaşam tarzı çoğu zaman fast food adı verilenatıştırma yiyeceklerin dengeli öğünlerin yerini alması anlamına gelmektedir. Sonuçta günlük beslenme programımızda temel besleyiciler yeterince alınmamaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-5699219294531802605?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/5699219294531802605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/vitaminler-ve-mineraller.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5699219294531802605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5699219294531802605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/vitaminler-ve-mineraller.html' title='Vitaminler ve Mineraller'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-791492954018149868</id><published>2011-10-26T22:31:00.002-07:00</published><updated>2011-10-26T22:32:06.071-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yediklerimiz yaşamımızı belirler.'/><title type='text'>Yediklerimiz yaşamımızı belirler.</title><content type='html'>Yediklerimiz yaşamımızı belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi yiyeceklerle beslenmek uzun vadede sağlığımız açısından yapabileceğimiz en iyi yatırımlardan birisidir. İyi beslenmek hem optimum sağlığı hem artan fiziksel ve zihinsel faaliyet kapasitesini destekler. Sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek vücüdumuzun optimum sağlığa kavuşmasına ve vücut sağlığının korunmasına katkıda bulunarak, beslenmeyle bağlantılı hastalık riskini azaltabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Optimum sağlık için sihirli bir formül yoktur. Ama düzenli egzersiz, dinlenme ve dengeli beslenme gibi temel bileşeneler bunun için yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dengeli beslenme ilkesi konusunda anlamamız gereken ilk şey; değişik gıdaların (iyi bilinen esensiyal makro ve mikro-besleyicilere ek olarak) değişik yararlı bitkisel besleyiciler (bitkilerde vitamin ve mineraller dışında bulunan kimyasallar veya bileşikler) içerdiği gerçeğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlı tempolu bir Dünya'da bir çok yiyecek iyi beslenme yönünden eksiktir, biz çoğu zaman en önemli yiyecek tercihlerini unuturuz ve optimum sağlık ve zindelik için gerekli temel besleyicilerden yeterli miktarlarda almayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksik kalan bazı besleyicilerin kaynağı, iyi bir beslenme rejimini destekleyebilen beslenme destek ürünleri olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-791492954018149868?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/791492954018149868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/yediklerimiz-yasammz-belirler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/791492954018149868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/791492954018149868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/yediklerimiz-yasammz-belirler.html' title='Yediklerimiz yaşamımızı belirler.'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8496431544533570630</id><published>2011-10-26T22:31:00.001-07:00</published><updated>2011-10-26T22:31:39.929-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neden iyi beslenmeliyiz?'/><title type='text'>Neden iyi beslenmeliyiz?</title><content type='html'>Dünya nüfusunun önemli bir bölümü sadece beslenme programlarını geliştirerek daha canlı, daha enerjik ve optimum sağlıklı yaşaybilirler. Beslenme destek ürünleri, düzenli sağlıklı beslenme rejimlerinin yerine bir seçenek olmasa da, uygun şekilde, tamamlayıcı temel besleyici kaynakları sunabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Beslenme şekli, yiyeceklerin yanında beslenme destek ürünleriyle beslenme rejimi geliştirerek güçlendirilebilir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Food and Health in Europe: a new basis for action&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;World Health Organisation; European Series Publication No:96, 2004&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8496431544533570630?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8496431544533570630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/neden-iyi-beslenmeliyiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8496431544533570630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8496431544533570630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/neden-iyi-beslenmeliyiz.html' title='Neden iyi beslenmeliyiz?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4410490792297838105</id><published>2011-10-26T09:26:00.000-07:00</published><updated>2011-10-26T09:37:42.026-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='belim ağırıyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağır kaldırdım'/><title type='text'>Ağır yük kaldırdım belim ağırıyor</title><content type='html'>Arkadaşlar öncelikle herkeze selam olsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi size 24 Ekim 2011 pazartesi günü geçirdiğim rahatsızlığım hakkında bilgi vereceğim, babamlar memleketten gelecekti ve o gün de onları almaya araçla yola çıktım biraz bekledikten sonra memleketten geldiler ve tabii memleketten gelen her insan gibi bunlarda yüklenmişler çuvalları, bende askerden geldim 3 ay oldu fakat evde biraz otura otura 3 ay hamlamışız, daha sonra çuvalları tuttuk arabaya aldık eve götürdük, evimizde 4. kat olunca tabi iş başa düştü, bi çuvalı aldık tutmaya yeri olsa gam yemiycem kendi imkanlarımla zar zor ite kaka 2,5 (2 buçuğuncu kata) çıkardım. Sonra gözlerim döndü karardı, etraf bir anda aydınlandı ilk defa böyle birşey yaşadım, aşağı indim diğer çuvalı almaya bunu 4. kata kadar çıkardım, yine aynı gözlerim falan aydınlandı etraf çok aydınlık geliyordu kan basıncı falan fırladı, her neyese annemde bir bardak su istedim getirdi saolsun içtim. Belimin incindiğini farkettim ama olayın sıcaklığıyla anlamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra gittim amcamın yüklerine yardım etmeye onlarıda götürdük ama onların ki hafif ve tutmaya yeri profesyonelce yapılmış fakat babam ne hikmetse doldurmuşta doldurmuş her neyse akşam oldu bel ağırıyor tabii sonra uğraşmaya başladık geceyi sert bir zemin üzerinde sıcak bir su şişesi ile geçirdim ertesi gün biraz kütük gibi oldum ama tavsiye ederim, sonra gün içinde bayağı yürüdüm, akşamına yine sert bir zemin ve sıcak su şişesi veya su tulumuda olabilir, bugün 3. günüm ve dışarıda hiç yürüyüş yapmadım fakat ağırım biraz arttı. Ama 2 gün boyunca yaptıklarımın çok faydası oldu, en son yazdıklarımı dikkatlice uygulayın tabikisi doktorada başvurmayı ihmal etmeyin, abiminde başına daha önceden böyle bir şey geldiği için söylediği herşeye inandım "ayvayı yedin sen, fıtık oldun falan gibi" belki gerçekten fıtık da olmuş olabilirim ama inş olmamışımdır, yoksa hiç çekilmez bir hastalık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnş bu yazımı okuyorsanız başınıza İnş böyle bir olay gelmemiştir, fakat burayı bulmak içinde derdinizin video izlemek olacağını sanmıyorum :(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4410490792297838105?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4410490792297838105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/agr-yuk-kaldrdm-belim-agryor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4410490792297838105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4410490792297838105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/agr-yuk-kaldrdm-belim-agryor.html' title='Ağır yük kaldırdım belim ağırıyor'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8658781183779655975</id><published>2011-10-21T23:32:00.005-07:00</published><updated>2011-10-21T23:32:54.356-07:00</updated><title type='text'>Cumaya gittim</title><content type='html'>Sevgili arkadaşlar geçenlerde cuma namazına gitmiştim acayip komik şeyler gözümün önünde gerçekleşti ve burada sizlerle paylaşmak istedim, yer Lüleburgaz yaman hotel civarındaki bir camii ismi şu anda aklıma gelmiyor her neyse biz kartonpiyer işi yapıyorduk ve 2 kişi çıktık ben bizim sinan abinin peşinden gidiyodum galiba bi anda bi akıma kapılır gibi durmadan habire ilerliyoruz ama caminin içinden çıktık artık labirent gibi dolaşıyoruz, köprüden geçiyoruz kapılardan geçiyoruz neyse en sonunda bi yer buldum oturdum. Tam verilen bilgileri dinlerken odanın kapısı çok kısa olduğundan dolayı bir dayı geldi genç birisi selvi boylu bişey gelir gelmez drawn diye kafayı bir vurmaz mı beni bir gülme aldı ama zar zor tuttum arasıra kıh mıh yapsamda :D Sonra oturmaya devam ediyoruz birazda erken gittim o yüzden, içeri yaşlı bir dede girdi birde içerde oturmaya yer kalmayınca bir labirent daha açtı adamlar :) sonra demin gelen dede ön safta oturmadan başladı etrafı ayakta izlemeye o sırada olay adam geldi, onlarda iki kişi bişeyler anlatarak girdi içeri bizim dede onları görünce yer göstermek istedi ve adama dedi şurası boş oraya geçebilirsiniz falan adamın cevabı o kadar komik ve alaycıydı ki şöyle bişeyler söylemişti, "yapma yaaw, teşekkür ederim, hürmetler sunarım" falan ben zaten koptum orda ve çok hoşuma gitmişti o gün :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burda ne kadar anlatsamda göz görmeyince insan pek anlamıyor umarım hayatınız hep komedi geer.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8658781183779655975?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8658781183779655975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/cumaya-gittim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8658781183779655975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8658781183779655975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/cumaya-gittim.html' title='Cumaya gittim'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-5345404623457929316</id><published>2011-10-21T23:32:00.003-07:00</published><updated>2011-10-21T23:32:39.201-07:00</updated><title type='text'>Çocukları sevin</title><content type='html'>Merhaba arkadaşlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklardan bahsetmek istedim biraz, çocuklar ne kadar yaramazda olsa belli bir yaşa kadar onları yaptıklarını ettiklerini kafamıza takmamamız gerekiyor, belki ailesi ile aranız kötü olabilir fakat o bakış açınızı çocuklara yansıtmayın, neden derseniz ailesi çocuklarına sizin hakkınızda yalan bilgiler verebilir fakat siz tersini yaparsanız çocuklar bir iki derken ailesinin onu yanlış yönlendirdiğini düşünecek ne kadar aptal da olsa bir insan illaki farkına varır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela kendimden örnekler vererek konuyu açıklığa kavuşturayım, ben kendim çocukluğumu hiç yaşayamadım desem hiç de yersiz ve yalan olmaz çünkü bizim çocukluğumuzda büyükler hep önümüzü kesmiştir ve yaptığımız bir iş onlar için yanlışsa kesinlikle engellenmiştir, biz böyle büyüdüğümüz için belirli bir noktadan sonra asileşiyoruz asileşmenin sırrıda artık bize maddi yönden yapılamayacak kadar kuvvetlenmemiz, yani önceden elimizde güç olmadığı için herşeye boynumuz eğiyorduk ve yarıda bırakıyorduk işimizi. Şimdi ise yapmak istediğimiz şeyi yapmak için asileşyiroz velhasılkelam o yüzden çocuklarımıza ve yakındaki akrabalarımızın veya yabancı birisinin çocuğunu ezik bir durumda farkedersek ona elimizi uzatalım, yani karşımızda iki çocuk var ve birisi iddialı birisi gariban iddialı olana herkez gülümseyerek şakalı bir şekilde takılma haraketleri yapar gariban çocuk uzaktan bunu seyreder ve gitgide içine kapanır insanlara açılamaz toplumun içinde unutulur gider veya sürekli dalga konusu olur. Bunlar bizim yetiştiğimiz çocuklukla ilgili olduğunu düşünüyorum çünkü bende çok kapanık büyüdüm ama sonunda ya çok şımarıyorsunuz ya da hepten kaybolup gidiyorsunuz, bu anlattığım konuda bir kere denk gelmişti başıma ve çocuk açısından düşündüm ve üzüldüm gittim sırtını sıvazladım herkezin dikkat konusu olan iddialı çocuk yerine tam tersine gariban olana takıldım ve çocuğun kendisine olan öz güvenini kazanmasına yardımcı olmak istedim nitekim faydası olduğunu da düşünüyorum, çünkü benimle ne zaman karşılaşsa kendi arkadaşı gibi takılır ve yardımcı olmam için istekler ister bunlar dışardan bakınca gıcıklık gibi görünebilir ama bir insan sizden yardım istiyorsa ve bu çocuksa demek ki sizainle arası iyi ki sizin seviyenize ya çıkıyor ya da siz onun seviyesine iniyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden kim olursa olsun, kimin olursa olsun, ne olursa olsun çocuklara hep sevecenlikle yaklaşmalıyız, onun tipi sizin gıcığınıza gidebilir, gayet doğal bişey ancak bunu ona histtirmemek gerekir. Zaten zamanla diğer güzel çocuklar sizin bakışınızca normal olacak ve diğer gıcık olduğunuz çocuğa aslında aşık olduğunuzu göreceksiniz çünkü bilirsiniz ki en zor aşklar öfke ile başlar, çocuğa aşık olmak derken sevgili mahiyetinde bahsetmedim sadece ona daha çok sevginizi göstereceksiniz, eğer inanmıyorsanız kendi örneklerimden bahsedebilirim ve benim hayatımda ne kadar tipi ilginç gelen dostum, arkadaşım varsa hep tipleri dolayısıyla arkadaşlık kurmuşumdur ve sonradan onların gereçkten iyi insan olduklarını keşfetmişimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-5345404623457929316?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/5345404623457929316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/cocuklar-sevin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5345404623457929316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5345404623457929316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/cocuklar-sevin.html' title='Çocukları sevin'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-5947460193625613463</id><published>2011-10-21T23:32:00.001-07:00</published><updated>2011-10-21T23:32:16.890-07:00</updated><title type='text'>Moral vermek</title><content type='html'>Mesela bir arkadaşınız var ve bir işi başarmakta güçlük çekiyor, buna canı gönülden inanın ki ona bir moral vermek o işi çok daha çabuk kavramasına ve başarılı bir şekilde tamamlamasına neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü insanoğlu karşıdaki insanın eliyle sırtını sıvazlamasından bir çok güven kazanır. Bunu her şekilde düşünebilirsiniz, mesela evladınız ders çalışırken ona sürekli bağırıp terslemek yerine "benim evladım yapar" gibi teselli ve moral veren cümleler kullanmak çok doğrudur. Bunun yaşanmış örnekleri kendi hayatınızda bile mevcuttur. Eğer mevcut değilse sizin aileniz veya çevreniz gerçekten dört dörtlük bir davranış sergilemiş demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse anlatmak istediğimi umarım anlamışsınızdır, bu bahsettiğim konu evladınız değilde bir öğrenciniz olabilir veya bir çalışanınız veyahut bir arkadaşınız, ama kim olursa olsun herkez moral'e ihtiyaç duyar ve bunun faydasını sizlerde göreceksiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-5947460193625613463?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/5947460193625613463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/moral-vermek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5947460193625613463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5947460193625613463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/moral-vermek.html' title='Moral vermek'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-3503153054341977186</id><published>2011-10-21T23:31:00.005-07:00</published><updated>2011-10-21T23:31:57.943-07:00</updated><title type='text'>Bisiklet kullanmak</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.exetuning.com"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://www.dorukbisiklet.com/wp-content/gallery/nirve/classic.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bisiklet'in hayatımızdaki yeri ve önemi çok büyüktür ve bunun farkına şu anda kimse kolay kolay varmamıştır. Motosiklet'de bisiklet kadar önemlidir fakat bisiklet sadece kendi enerjimizle gidiyor ve fazla masrafı bulunmuyor, o yüzden hayatımızda bazı işlerimize motorlu taşıtlarımızı değilde bisikletimiz ile işlerimizi halledersek çok güzel ve tasarruflu oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabikisi otomobilin ve motosikletin yeri ayrı fakat gereğinden fazla kullanmak hem kendimize hem de ülkemizin ve yaşadığımız şehirin trafiğine olsun havasına olsun zarar teşkil edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bisiklet kullanımını genişletmeliyiz ve yer yer bisiklet turları yapıp otomobil ile hemen geçtiğimiz gezme noktalarını daha iyi inceleyerek ve resim, video çekerek o anlarımızı ölümsüzleştirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürültülerden ve kirlilikten uzak bir hayat için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-3503153054341977186?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/3503153054341977186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/bisiklet-kullanmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3503153054341977186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3503153054341977186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/bisiklet-kullanmak.html' title='Bisiklet kullanmak'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4418731133937466214</id><published>2011-10-21T23:31:00.003-07:00</published><updated>2011-10-21T23:31:40.910-07:00</updated><title type='text'>Kendi kendine konuşmak</title><content type='html'>Birçoğumuz sokakta veya her an kendi kendine konuşan veya gülen insanlara enteresanmış gibi gözler ile bakarız, aslında bunu kendimizd biliyoruz ki hatta kendimizde bazen yaşıyoruz, tamamen doğal bir davranış şekli olduğunu biliyoruz. Nedense başka insanlara kendimizi üstün tanımlama gayretine kapılıp sanki kendimiz kafamızı dinlerken aklımıza gelen geçmiş bir olayı hatırlayınca gülmüyormuşuz gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendine gülmek veya konuşmak aslında bir anormallik değildir, anormal olan robotluktur, insan kendisiyle barışık olmalıdır bazı şeyleri kendisiyle paylaşmalıdır. Bir çoğumuz geçmişteki yaşadıklarını gözönünden geçirirken bir çok hatasını keşfetmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan kendi kendine gülüyorsa ona aptal, deli vb. gibi düşünerek bakmak çok yanlıştır. Bugüne kadar hep yanımızdaki insanlara bunun yanlış olduğunu hissettirerek olaya baktık, fakat şimdikten sonra artık onun normal bir davranış olduğu gözüyle bakmalıyız, bi nevi zararın neresinden dönersen kârdır anlamıyla bakacağız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4418731133937466214?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4418731133937466214/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/kendi-kendine-konusmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4418731133937466214'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4418731133937466214'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/kendi-kendine-konusmak.html' title='Kendi kendine konuşmak'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4443057707053288946</id><published>2011-10-21T23:31:00.001-07:00</published><updated>2011-10-21T23:31:22.668-07:00</updated><title type='text'>Çalar saat kavramı</title><content type='html'>Geçenlerde farkına vardığım bir şeyden bahsetmek istiyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe gitmeden önce saatim her sabah düzenli olarak 07:30 civarına ayarlıydı ve biraz erteleyerek aşağı yukarı o saatlerde kalkıyordum. Daha sonra vücudum alıştı ve alarm çalmadan artık ben uyanmaya başladım. Yani insan vücudu alışınca istediğiniz saat olsun, istediğiniz zaman kalkabiliyorsunuz ve bunu diğer bir sürü örneklere benzetebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken kalkmak çok iyi bir durumdur. Tatil zamanlarınızda bile çok geç saatlere kadar yatmayın! Önemli olan vücudun yeteri kadar dinlenmesi ve aşırıya kaçılmamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunuda unutmayalım; İnsan çalışmadığı zaman günden güne yorulur ve çok bitkin bir hal alır, o yüzden atalarımızın dediğine kulak verelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Erken kalkan, yol alır!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4443057707053288946?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4443057707053288946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/calar-saat-kavram.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4443057707053288946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4443057707053288946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/calar-saat-kavram.html' title='Çalar saat kavramı'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-7467700326446322848</id><published>2011-10-21T23:30:00.002-07:00</published><updated>2011-10-21T23:31:05.184-07:00</updated><title type='text'>Otomobillere karşı dikkatli olun!</title><content type='html'>Bundan yaklaşık bir sene önce falan bir gece akrabalarım ile çarşıya gezmeye giderken virajı dönen bir volkswagen transporter kasti olarak üzerime sürdü ve diyeceksiniz ki kasti olduğunu nereden anladın çünkü ben kendimi kenara attığım halde aracı hala üzerime sürmeye devam etti, karanlık olduğu için içeriyi göremedim ve olaydan sonra 3 ihtimal vardı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Adam tanıdık olabilirdi (O tür bir araç sahibi hiç bir arkadaşım ve tanıdığım yok)&lt;br /&gt;2- Adam alkollüydü ve virajı alamadı.&lt;br /&gt;3- Ve son ihtimalde adam tipimi beğenmedi ve bunun yaşamadı sakıncalı olabilir dedi ve üzerime sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayda benim önüm araca dönük olmayabilirdi ve arkadan aracın altına alıp beni feci bir şekilde öldürebilirdi. Bu yüzden Allah'a şükürler olsun, bir araç karşınızdan geldiğinde kendinizi zıplayarak aracın üzerinden aşırabilirsiniz ufak yaralanmalar ile kurtulabilirsiniz ancak araçlara arkanızı dönerek gitmek çok yanlış hatta trafik kurallarında bile böyle bir kural vardır. Yolun daima solundan gidilir diye. Size şöyle bir bilgide veriyim ki eğer gece vakti yolda yürüyorsanız ve arkanızdan bir araç geliyorsa araç yanınızdan geçerken gölgeniz sağa veya sola kayar şekildedir, eğer ki gölgeniz olduğu gibi duruyor ve sadece büyüyor ise kendinizi güvene almanız gerekir ve bu anlattığım olay anlık gerçekleşmesi gereken birşeydir aksi takdirde çok geç olabilir ve ALLAH göstermesin sevdiklerinizden sonsuza kadar ayrı olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik kurallarına uyalım, uymakta direnenler varsa gerekeni mutlaka yapalım!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-7467700326446322848?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/7467700326446322848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/otomobillere-kars-dikkatli-olun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7467700326446322848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7467700326446322848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/otomobillere-kars-dikkatli-olun.html' title='Otomobillere karşı dikkatli olun!'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6487664162931668841</id><published>2011-10-21T23:30:00.001-07:00</published><updated>2011-10-21T23:30:45.095-07:00</updated><title type='text'>Manga'nın eurovizyon şarkısı "we could be the same"</title><content type='html'>Manga'nın eurovizyonda bizi temsil edecek olan şarkısı "&lt;strong&gt;we could be the same&lt;/strong&gt;" gerçekten güzel olabilir hatta olağanüstüde olabilir fakat nedense bizim Türk sanatçılarıda vatandaşlar gibi hep avrupa veya diğer ülkeleri özenmekteler, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konu hakkında ilkokulda kendi memleketimden olan bir Türkçe öğretmeni vardı ve genç birisi olmasına rağmen biraz milleyitçi birisiydide. Her neyse diyeceğim şuydu;&lt;br /&gt;O zamanlar tabi biz küçüktük biraz yine bir eurovizyon şarkı yarışması olmuştu ve o senede bizi sertap erener &lt;strong&gt;every way that i can&lt;/strong&gt; ile  temsil etmişti ve bizim Türkçe hocamız ismi şu anda aklıma geliyor Emrah bey aynen şöyle bir cümle kurmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sertap ERENER orada bizi güzel bir şekilde temsil etti fakat ingilizce bir şarkı ile birinci olmaktansa, Türkçe bir şarkı ile sonuncu olsaydı bizim için daha gurur verici olurdu."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lafımın özü şimdi tutturmuşuz bir ingilizce gidiyoruz, yani şimdi ingilizce ile nereye kadar gidebiliriz, veya bizim insanımız şarkının içeriğini anlamadıktan sonra o eurovizyonda olsak ne birinci olup kupayı kaldırsak ne olur! Bizim insanımız yerli malına önem verir ve onu yere düşürmez bunu bildikleri içinde Türkiye'de üretilen mallar sadece basit şeyler, mesela bir otomobil üretimi bile düzene sokamadan üzeri kapatıldı unutturdular gitti, şahsen ben kendim şu anda bir araç alıcak olsam ve önümde iki seçenek olsa pahalı fakat Türk arabası - diğer yanda ucuz fakat ithal araç, tahmin edebileceğiniz gibi pahalı ve Türk aracı tercih ederdim neden çünkü kendi malım verdiğim para ileride onun daha iyi gelişip yeniden karşımıza çok teknolojik bir tasarıma sahip otomobil ile geri dönecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konunun dışına çıktık biraz fakat umarım açık ve net bir şeyler size belirtmişimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün özü; Manga grubu Türkçe bir şarkı ile sonuncu olsun hatta eurovizyona kabul etmesinler onlar bizim gururumuz deriz yine bağrımıza basarız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6487664162931668841?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6487664162931668841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/mangann-eurovizyon-sarks-we-could-be.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6487664162931668841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6487664162931668841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2011/10/mangann-eurovizyon-sarks-we-could-be.html' title='Manga&apos;nın eurovizyon şarkısı &quot;we could be the same&quot;'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-688357775815415069</id><published>2010-05-09T11:50:00.000-07:00</published><updated>2010-05-09T12:15:46.081-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık tanımı'/><title type='text'>Sağlıklı olmak</title><content type='html'>Sağlıklı olmak, mutlu ve insanca yaşamakla eş değer bir kavramdır. Gerçekten de sağlık, mutlu bir yaşamın değişmez ve öncelikli özelliğidir. Bu nedenle bir yakınımızdan ayrılıp giderken "Sağlıcakla kal." ya da olumsuz bir davranışla karşılaştığımızda "Sağlık olsun.", "Her şeyin başı sağlık." gibi sözlerle sağlıklı olmanın herşeyden önce geldiğini vurgulamak isteriz. Çünkü, insan olarak çalışmak, üretmek, böylece kendimize ve çevremize yararlı olmak temel amacımızdır. Bunun da ancak sağlıklı bir yaşamla sağlanabileceğini biliriz ama sağlıklı olmak ne demektir? Hangi insanlar sağlıklıdır ya da değildir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle sağlıklı olmayı "vücutta bir eksiklik ya da hastalık olmaması durumu" diye nitelendiririz. Oysa insan, görünüşte hiçbir eksikliği ya da hastalığı olmadığı hâlde vücudunda AIDS, verem gibi bir hastalığın mikrobunu taşıyabilir. Dolayısıyla ilerde hastalık ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık kavramı kişilere, toplumlara, ülkelere ve zamana göre değişebilir. Bazı insanlar sıkça karşılaştıkları baş ağrılarını önemsiz bir durum olarak düşünebilir. Oysa baş ağrısı, yaşanan ortamın havasının kirliliği, gürültü kirliliği vb. bir durumdan kaynaklanabilir, beyin tümörü gibi önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Açken mide ağrıları hisseden bir insan bu ağrıları, açlıktan kaynaklanan normal bir durum olarak değerlendirebilir. Gerçekte bu ağrılar gastrit ya da ülser gibi bir hastalıktan kaynaklanabilir. Ekonomik, kültürel, sosyal vb. nedenlerle oluşan psikolojik sıkıntılar bazı toplumlarda geçici ve olağan bir durum olarak görülebilir. Oysa bu durum ruhsal bir hastalık belirtisi olabilir. Romatizma, bir hastalık olduğu halde bazı yörelerde yaşlılığa bağlı normal bir durum olarak düşünülebilir. Vitamin eksikliğinden kaynaklanan tırnak üzerindeki beyaz lekelere gerçekle ilgisi olmayan anlamlar verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişmemiş ya da az gelişmiş ülkelerdeki anlayışa göre, ölmeyecek kadar beslenmek; tifo, kolera gibi salgın hastalıklara yakalanmamak sağlıklı sayılmak için yeterli görülür. Zamanla beslenme koşulları ve sağlık hizmetlerinin gelişmesine bağlı olarak sağlıklı olma anlayışıda değişir. Ancak gelişmiş ülke insanlarının bir kısmında, yanlış bir alışkanlık olan aşırı yağlı ve karbonhidratlı besinlerle tekdüze beslenme, hareketsizlik, sigara ve alkol kullanımı çok fazladır. Yapılan bilimsel araştırmalarda, kanser, kalp ve damar hastalıkları gibi durumların bu olaylara bağlı olarak ortaya çıktığı saptanmıştır. Hekimler bu durumu "refah hastalığı" olarak nitelendirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi sağlık, kişilere, toplumlara, ülkelere ve zamana göre değişmektedir. İnsan her yerde insan olduğuna göre sağlık; toplumlara, yörelere ve kültürlere göre değişen bir kavram olmamalıdır. Sağlığın, herkesin kabul edeceği, evrensel bir tanımı olmalıdır. Bunun için &lt;strong&gt;Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization=WHO)&lt;/strong&gt; sağlığı tanımlarken, aşağıda sıralanan üç temel niteliği ölçü olarak alır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Vücudu oluşturan doku ve organlarda eksiklik, işlev bozkluğu, mikrop taşıma gibi durumların olmaması şeklindeki &lt;strong&gt;bedensel iyilik&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;*Yaşına uygun olarak düşünebilen, düşündüklerini anlaşır şekilde ifade edebilen, başkalarını anlayabilen, yerinde ağlamasını ve gülmesini bilen, güçlüklerle mücadele edebilen, değişen koşullara uyum sağlayabilen, başarılarında mutluluk duyup başarısızlıklarını kabullenebilen, kendisiyle barışık &lt;strong&gt;ruhsal iyilik&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;*Nerede, nasıl davranacağını ve sorumluluklarıı bilen, insanlarla iyi ilişkiler içinde olup büyüğünü, küçüğünü severek hoşgörülü davranabilen, çevresiyle barışık &lt;strong&gt;sosyal iyilik&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;*Bu ölçülere göre evrensel olarak sağlık; &lt;strong&gt;bedensel, ruhsal&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;sosyal yönden tam bir iyilik hali&lt;/strong&gt; ya da &lt;strong&gt; fiziksel, ruhsal&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;toplumsal açıdan tam anlamıyla utumlu ve dengeli olmak&lt;/strong&gt; şeklinde tanımlanır. Tersine, vücudun yapısıyla organların işleyişinde meydana gelen bozukluk, aksaklık ve çevresiyle iyi ilişkiler kuramama, sorumluluklarının bilincinde olamama durumuna &lt;strong&gt;hastalık&lt;/strong&gt; denir. Doku ve organların doğuştan, hastalık veya kaza sonucu kısmen ya da tamamen işlevsiz kalması da &lt;strong&gt;sakatlık&lt;/strong&gt; olarak isimlendirilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-688357775815415069?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/688357775815415069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/saglkl-olmak.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/688357775815415069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/688357775815415069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/saglkl-olmak.html' title='Sağlıklı olmak'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-1330363781044670387</id><published>2010-05-08T09:08:00.000-07:00</published><updated>2010-05-08T09:13:46.248-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak kesimi'/><title type='text'>Tırnak keserken nelere dikkat etmeliyiz</title><content type='html'>Birçok insan tırnaklarını sallapati keserek büyük yanlış yapar, bunların örnekleri hayatımızda da mevcuttur neden derseniz çünkü tırnak kesmek sallapati yapılacak bir işlem değildir, önce şuna dikkat etmeliyiz, kendimize ait bir tırnak çakımız olmalıdır niye diye sorarsanız evdeki insanların ayaklarında veya vücutlarında çeşitli mantar gibi vb hastalıklar olabilir bunların başlıca yayılma nedenleri bunlardır, bir diğer hususta el tırnakları kesme konusunda pek bilgi gerekmesede ayak tırnaklarını kesmek konusunda bir çok insan bilgisiz kalmıştır, ayak tırnakları keserken hilâl şeklinede değilde düz bir şekilde kesmek gerekir, bazen denk gelmiştir bir eşiniz dostunuz veya yakın akrabanızın ayak tırnağının ete doğru yönelmesini işte bu yanlış kesimden kaynaklanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak bir şeyin üstünde durmak istiyorum, mesela tırnaklarımızı sık sık kesmemek için çok derin keseriz ve çoğu zaman tahriş ederiz işte buda yanlıştır tırnağı gerektiğince kesmek ve gerekirse sık kesmek daha doğru davranıştır, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol sağlıklı günler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-1330363781044670387?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/1330363781044670387/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/trnak-keserken-nelere-dikkat-etmeliyiz.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1330363781044670387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1330363781044670387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/trnak-keserken-nelere-dikkat-etmeliyiz.html' title='Tırnak keserken nelere dikkat etmeliyiz'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8843356025505567579</id><published>2010-05-08T08:33:00.001-07:00</published><updated>2010-05-08T08:41:16.383-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş fırçalamak'/><title type='text'>Diş fırçalamak</title><content type='html'>Diş fırçalama alışkanlığı her iyi bir alışkanlık gibi gerçekten sabır isteyen bir işlevdir, çünkü düşünsenize her gün günde 2 kez 5 dk aşağı yukarı zamanınızı onun için ayıracaksınız ve bunu ömrünüzün sonuna kadar yapacağınızı düşündüğünüzde insan biraz soğuyor. Ama bunun pozitif yönleride çok tabikisi mesela insanların içerisinde rahatça at gibi kişneyebilirsiniz XD, en önemlisi tabikisi gösteriş değil sağlıklı dişlere ve ağız sağlığına kavuşmuş olmanızdır, dişlerimizi fırçalarken şunu aklımızdan çıkarmamalıyız; bu dişleri başkasına yıkamıyorsunuz veya fırçalamıyorsunuz kendinizin dişleri o yüzden çok önemli ve aşağı yukarı 2-3 dakika sürekli fırçalayın, fırçalama çember çizer şekilde olmalıdır, birde fırçalama yaparken diş etleriniz kanayabilir ve bu dişlerinizin fiziksel durumuna bağlı olarak normal veya anormalde olabilir mesela benim dişlerim çapraz, çupruz olduğu için kanama sürekli gerçekleşir ama düz sıralı dişlerde olması ilk seferde normal aradan bayağı yani 1-2 ay sürmeden doktora görünmenizde fayda olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önemli noktada diş etlerinizi fırçalarken sıyırmamaya yani çember şekilde fırçalayarak diş etlerinizin açılmasını önlemiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş fırçalamaya alternatif olarak misvak kullanmakta başka bir güzel davranıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8843356025505567579?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8843356025505567579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/dis-frcalamak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8843356025505567579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8843356025505567579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/dis-frcalamak.html' title='Diş fırçalamak'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-918945090908485821</id><published>2010-05-08T08:18:00.001-07:00</published><updated>2010-05-08T08:28:33.720-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='duştan sonra kafayı kurulayın'/><title type='text'>Duştan sonra</title><content type='html'>Allah'ın selamı üzerinize olsun,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün güzel bir duş aldık, fakat acilen dışarı çıkmamız gerekti tabi hemen dışarı çıkmıyoruz. Önce güzelce bir kurulanacağız, en önemli olanı ise saçlarımızın ve dahada önemlisi kulaklarımızın içindeki sularıda kurutmak gerekir çünkü kafamız ıslak iken hele soğuk havalarda çıkarsak faturası çok ağır olabilir, onuda geçtim kulaklarımızın içini kurutmaktan bahsederken soğuk hava kulağımızın içine nüfus ettiğinde orada iltihaplanmaya neden olacaktır bu kesinlikle olması gereken doğal bir şey fakat doğal derken olayın sizin tedbirsizliğiniz ile alakalı kısmı diyorum normalde bu şekilde iltihaplanma yapmamamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu ile alakalı başıma gelen bir hikayemi anlatayım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün evden banyo yaptıktan sonra çıktım daha doğrusu bi ara hep banyo yapar çıkardım, tabi kış zamanı olduğu için iltihaba yardım ettim. Her neyse biraz da koşmam gerekiyordu ve kapşon vardı kafamda rüzgâr kulağımdan içeri aktnı nerdeyse birde Trakyada yaşadığım için olsa gerek çok rüzgâra mazur kalıyoruz. Ertesi güne kalmadı sanırım akşam dişime bir ağrı vurmaya başladı sonra sabaha doğru baktım kulaklar felç, tıkanmışlar o an çok korktum sonra kalktım oturur vaziyette durdum durdum bi ara uyumaya karar verdim fakat uyku falan olmuyor neyse sabah 9 dan sonra yine kalktım baktım tıkanıklık hala var bizimkiler ile çıktık doktora doktor baktı iltihab olmuş falan dedi baktım önemli bişeye benzetemedi heralde biraz tebessüm ile söyledi bende o öyle söyleyince rahatladım sonra ilaç falan verdi ama 1 hafta sonra anca geçtiğini hissettim çünkü alışınca insan geçtiğini anlamıyor ve sonra aradan bir kaç ay geçti baktım koştuktan sonra yine tıkanma olacak gibi oldu ama olmadı sadece yokladı umarım sizin başınıza böyle bir şey gelmez gerçekten sabah o uyandığım anda çok kötü olmuştum kendimi sağar oldum sandım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-918945090908485821?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/918945090908485821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/dustan-sonra.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/918945090908485821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/918945090908485821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/dustan-sonra.html' title='Duştan sonra'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2334955330233744169</id><published>2010-05-08T05:26:00.000-07:00</published><updated>2010-05-08T05:33:23.877-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basur'/><title type='text'>Hemoroid oldum :)</title><content type='html'>Arkadaşlar hemoroid olanlar muhtemelen bu konuyu okuyacaktır, çünkü öyle düşnüyorum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende geçensen yani 2009 yazında hemoroid yani basur oldum fakat önce kimseye belli etmek istemedim ama baktım bunun utanılacak bir yanı yok ve önüme gelene anlattım bi anda dalga konusu oldum ama bende onlarla eğleniyordum her neyse sonra evdekiler başladı bilgisayar başında çok oturuyorsun o yüzden bu şekilde basur oldun falan ben hiç alakası olmadığını söyledim ama söylesemde bir yere kadar arkasında durdum ve sonra bende artık oturmaktan olduğunu düşünmeye başladım, ancak geçenlerde toplistime eklenen siteleri kontrol ederken dikkatimi çekti ve &lt;a href="http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/hemoroid-basur-nedir-hemoroid-basur.html"&gt;burayada&lt;/a&gt; ekledim, aynen şöyle yazıyor hemoroid fiziki olarak ayaklardan ve belden alınan soğuk dolayısıyla oluşuyor ve dışkılamanın da etkisi var zaten her neyse hemen annemi çağırdım aynen okudum ve katılıyordumda çünkü ben zayıf ve kansız olduğum için elim ayağım hep soğuktur hele ki kışın arkadaşlar ellerime dokunamk istemezdi :D lakabımıda yılan elli koydulardı :) Birde o yazın olma sebebide eski evimizde bilgisayar soğuk bir odadaydı hep soğuğa maruz kalıyordum, daha sonra yukarı evimize yani yeni eve taşındık fakat orada çok şükür bir sorun şu an çıkmadı umarım bundan sonrada çıkmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2334955330233744169?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2334955330233744169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/hemoroid-oldum.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2334955330233744169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2334955330233744169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/hemoroid-oldum.html' title='Hemoroid oldum :)'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6314315856604198601</id><published>2010-05-06T10:40:00.000-07:00</published><updated>2010-05-06T10:46:03.774-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hemoroid nasıl oluşur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hemoroid'/><title type='text'>Hemoroidin belirtileri nelerdir? Hemoroid nasıl belli olur</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Dışkılama&lt;/strong&gt; sırasında &lt;strong&gt;ıkınma&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;zorlanma&lt;/strong&gt; ile dışkının damar duvarına yaptığı travma ile kanama &lt;strong&gt;görülür&lt;/strong&gt;. Bu kanamayı ya &lt;strong&gt;tuvalette&lt;/strong&gt; yada &lt;strong&gt;dışkıya&lt;/strong&gt; bulaşmış şekilde görebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla kanama kansızlığa (anemiye) neden olabileceğinden hemen doktora başvurmanızda fayda olacaktır. Kanama parlak kırmızı renktedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anal kanal dışına çıkan hemoroidlerde spazm nedeniyle kan dolaşımı bozulabileceğinden şiddetli ağrı olabilir. Oturamaz duruma gelebilirsiniz. Şiddetli ağrı, ödem ve şişlik, kızarıklık oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu hakkında &lt;a rel="nofollow" href="http://www.basurhapi.com/"&gt;buradan&lt;/a&gt; bilgi alabilirsiniz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6314315856604198601?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6314315856604198601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/hemoroidin-belirtileri-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6314315856604198601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6314315856604198601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/hemoroidin-belirtileri-nelerdir.html' title='Hemoroidin belirtileri nelerdir? Hemoroid nasıl belli olur'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-53013944032492050</id><published>2010-05-06T10:36:00.000-07:00</published><updated>2010-05-06T10:39:25.456-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basur nedir?'/><title type='text'>Hemoroid (Basur) nedir? Hemoroid basur nasıl oluşur?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Hemoroid&lt;/strong&gt; makat bölgesindeki damarların genişlemesi yani Varisidir. Basur rahatsızlığı &lt;strong&gt;kalın&lt;/strong&gt; bağırsaklardaki toplardamarların şiddetli &lt;strong&gt;kabızlık&lt;/strong&gt; veya şiddetli &lt;strong&gt;ishal&lt;/strong&gt; sonucunda, ayaktan veya belden alınan soğuk dolayısıyla çalışmamaları durumunda oluşan bir rahatsızlık biçimi olarak da tanımlanabilir. Çalışmaz duruma gelen &lt;strong&gt;toplardamar&lt;/strong&gt; yani &lt;strong&gt;basur&lt;/strong&gt; içerisindeki kanın pıhtılaşması sonucu &lt;strong&gt;meme&lt;/strong&gt; biçiminde dışarıya çıkar veya anüsün iç kısmında memeler oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdasil Hemoroid Kapsül İle Ağrısız, Ameliyatsız Yan etkisi Olmayan Tamamen Doğal Bitkilerle Hemoroid (BASUR) Rahatsızlığından Kurtulacaksınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdasil Hemoroid BASUR Kapsül Tamamen Bitkisel Olup Hiçbir Yan Tesiri Yoktur. Yeni Doğum Yapmış Hanımlar Dahi İdasil Hemoroid Kapsülü Rahatlıkla Kullanabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdasil Hemoroid BASUR Kapsülü Kullanmaya Başladığınız Anda ilk Önce Kanamayı Keser, Daha Sonra Ağrıyı, Sancıyı ve Yanmayı Keser. Sarkmış Olan Memecikler Kullanım Süresi İçinde Yerine Oturur. Bir daha &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir Rahatsızlık Görmezsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu ile &lt;a rel="nofollow" href="http://www.basurhapi.com/"&gt;buradan&lt;/a&gt; bilgi alabilirsiniz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-53013944032492050?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/53013944032492050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/hemoroid-basur-nedir-hemoroid-basur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/53013944032492050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/53013944032492050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/05/hemoroid-basur-nedir-hemoroid-basur.html' title='Hemoroid (Basur) nedir? Hemoroid basur nasıl oluşur?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2605137784669918763</id><published>2010-02-22T02:03:00.000-08:00</published><updated>2010-02-22T02:04:27.075-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='enne sütü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keçi sütü'/><title type='text'>Anne sütüne en yakın süt Keçi Sütü</title><content type='html'>Anne sütüne en yakın süt olan keçi sütünün, yeni doğan bebeklerin beslenmesinin yanı sıra bir çok hastalığın tedavisine de yardımcı olduğu bildirildi. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Celalettin KOÇAK, laktoz oranı bakımından yüksek proteinlere sahip olan keçi sütünün değerli  besin öğelerini içerdiğini söyledi. Keçi sütündeki yağ asitlerinin bazı rahatsızlıklara iyi geldiğini ifade eden Prof. Dr. KOÇAK, bu sütün organizmada iltihaplanmayı önlediği gibi düş ve kemik gelişimi için de iyi bir kalsiyum kaynağı olduğunu kaydetti. Doğal homojenize olan sütün, vitamin A, fosfor, magnezyum ve selenyum miktarı açısından anne sütüne en yakın süt olduğunu bildiren Prof. Dr. KOÇAK, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"100 gram anne sütünde kalsiyum oranı 32, inek sütünde 119, keçi sütünde 134 mg. Keçi sütündeki bakteri miktarı ve yağ oranı diğer hayvanlardan daha azdır. Laktoz oranı bakımından yüksek proteinlerine sahip olmadı nedeniyle keçi sütü değerli besin öğelerini içeriyor. Yeni doğan bebekler, anne sütü alamadığı dönemlerde ihtiyaç duyacağı besin elementlerini en iyi keçi sütünden alabilir."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2605137784669918763?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2605137784669918763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/02/anne-sutune-en-yakn-sut-keci-sutu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2605137784669918763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2605137784669918763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2010/02/anne-sutune-en-yakn-sut-keci-sutu.html' title='Anne sütüne en yakın süt Keçi Sütü'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-1175087090372190607</id><published>2009-04-15T14:25:00.000-07:00</published><updated>2009-04-15T14:28:18.837-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefes darlığı'/><title type='text'>Nefes darlığı hakkında bilgi</title><content type='html'>Soluk alıp vermenin güç ve sıkıntılı olması. Buna dlspne ismi de verilir. Hızlı nefes alıp vermeyi, nefes darlığı ile karıştırmamalıdır. Genellikle nefes darlığı hızlı nefes alıp verme ile birlikte bulunursa da, nefes darlığı olmaksızın sadece hızlı nefes alıp verme söz konusu olabilir. Mesela; bazı zatürrelerde ve ağır enfeksiyon hastalıklarında hızlı nefes alıp verme bulunabilir, fakat hasta rahatsızlık duymadığı için, nefes darlığı bahis konusu değildir.&lt;br /&gt;Her normal insanda, aşırı çalışma ve yorulma ile nefes darlığı husule gelir. Asıl önemli olan, istirahatte veya normal günlük işler sırasında dahi gelen nefes darlığıdır.&lt;br /&gt;Çeşitli ruhi ve bedeni streslerde nefes darlığının gelişmesi veya gelişmesi kişilere göre değişiklik gösterir. Antrenmanlarkı, nefes darlığı olmaksızın çalışma kabiliyeti arttırılabilir. Nefes darlıkları; birden husule gelebildikleri gibi, yavaş yavaş başlayıp, gitgide uzanan şekillerde de olabilir. Bir kısım nefes darlıkları, atmosferik değişmelerle, tozlarla veya başka faktörlerle ilgili olarak husule gelir. Mesela astımdaki nefes darlığı bu tiptendir.&lt;br /&gt;Birden bire husule gelen dispnelerde (nefes darlıklannda), şu durumlar düşünülmelidir: Sol kalb yetmezliği (ani oluşan), astım krizi, kalb kası ile kalb zarı arasında bir darbe neticesinde sıvı veya kan toplanması; ani meydana gelen akciğer enfeksiyonları, üst solunum yolunun birden tıkanması, akciğerin bir bölümünün veya tamamının aniden sönmesi, akciğer damarlarından birinin aniden tıkanması vb.&lt;br /&gt;Yavaş yavaş başlayıp, gitgide artan nefes darlıklarında ise şu durumlar akla gelmelidir: Sol kalbin yavaş gelişen yetmezlik halleri, gırtlak ve ana bronş kanserleri, büyük guatrlar, difteri, müzmin bronşit, geniş tüberkütozlar (verem), akciğerin mesleki toz hastalıkları, aşırı şişmanlık, aşırı kansızlık tiroid bezinin aşırı çalışması v s.&lt;br /&gt;Nefes darlığından şikayet eden hastalar, bir hekime başvurmalı, bunun sebebi araştırılmalı ve tedavi ona göre yapılmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-1175087090372190607?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/1175087090372190607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/nefes-darlg-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1175087090372190607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1175087090372190607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/nefes-darlg-hakknda-bilgi.html' title='Nefes darlığı hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-126977545828911619</id><published>2009-04-15T14:23:00.000-07:00</published><updated>2009-04-15T14:25:27.641-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nasır'/><title type='text'>Nasır nedir?</title><content type='html'>Derinin boynuısu tabakası- nın uzun süre devam eden basınç veya sürtünme sonucu, belirli bölgelerde kalınlaşması. Nasır, tepesi içeri bakan bir piramit şeklindedir. Geniş bölgede meydana gelen sertleşme koruyucudur. Fakat küçük olanları genellikle ağrılıdır. Ayak tabanlarında meydana gelen ağrılı ve mikroplu siğilleri, nasırla karıştırmamalıdır.&lt;br /&gt;Nasır, genellikle kişinin yaptığı işin bir nişanı olarak ortaya çıkar. Mesela, çiftçilerin, işçilerin elleri nasır tutar. Ayak parmaklarındaki nasırlar, daha ziyade çok dar ayakkabı giyilmesine bağlıdır. Ağrılı nasırlardan kurtulmak için, nasırı meydana getiren sebebi bertaraf etmelidir.&lt;br /&gt;Tedavi: % 10-40'lık salisilik asidli merhemler veya flasterler ile sonuç alınabilir. Sertleşmiş kısım, küçük bir cerrahi müdahale ile çıkarılırsa hasta rahatlar. Parmak arasındaki nasırlar, yassı bir gaz tamponunu iki parmak arasına yerleştirerek, tazyikin ortadan kaldırılması suretiyle tedavi edilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-126977545828911619?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/126977545828911619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/nasr-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/126977545828911619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/126977545828911619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/nasr-nedir.html' title='Nasır nedir?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4342825622810956667</id><published>2009-04-15T14:19:00.000-07:00</published><updated>2009-04-15T14:22:31.880-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nabız'/><title type='text'>Nabız hakkında bilgi</title><content type='html'>Kalbin kasılması sırasında, kan basıncında meydana gelen değişikliklere uyacak&lt;br /&gt;şekilde, arterlerdeki (atardamarlar) genişleyip daralmanın gözle görülmesi veya elle hissedilmesi. Nabzın alınabilmesi için, atardamarın sert bir yüzeye, mesela kemiğe yaslanması ve deriye yakın olması gerekir. Nabzın en kolay alındığı yerler; bilek, şakak, uyluk ve boyundaki atardamarlardır.&lt;br /&gt;Nabzın sayısı; yaşa, cinse, heyecana, soğuğa ve hareketliliğe bağlı olarak değişir. Birçok hastalıklarda da nabzın sayısında, şeklinde, basıncında değişiklikler olur. Normal nabız sayısı, erişkinler için 60 ila 100 arasıdır. Erkeklerde ortalama 70, kadınlarda 80'dir. Yeni doğan bebeklerde 140 ila 150 civarında değişir, yaş ilerledikçe bu sayı azalır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4342825622810956667?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4342825622810956667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/nabz-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4342825622810956667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4342825622810956667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/nabz-hakknda-bilgi.html' title='Nabız hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-7413947737954450958</id><published>2009-04-11T12:41:00.000-07:00</published><updated>2011-10-31T15:40:57.528-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mukoza'/><title type='text'>Mukoza nedir?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kbb.uludag.edu.tr/image/oralkavite-ders/Resim-1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 431px; height: 570px;" src="http://kbb.uludag.edu.tr/image/oralkavite-ders/Resim-1.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudun iç kısmındaki kanal ve boşlukları döşeyen hücrelerden husule gelen&lt;br /&gt;zar tabaka. Mukoza döşeli olan iç boşluklar, dışarıya açılan vücut kanalları vasıtasıyla dış ortamla temastadır.&lt;br /&gt;Sindirim sistemi, solunum sistemi ve boşaltım sistemi; ayrıca kadın üreme organları mukoza ile döşelidir.&lt;br /&gt;Sindirim sistemi: Ağızdan, anüse kadar devam eden sindirim borusunun çeşitli bölümlerinde, çeşitli tip mukozalar (epitel dokusu) bulunur. Ağız, yutak ve yemek borusunun sonuna kadar olan kısımda "çok katlı yassı epitel" dokusu, mukoza'yı yapar. Dildeki mukoza da bu çeşittir. Ancak dilde "papilla" denilen tat almak için özelleşmiş çıkıntılar bulunur. Mide ve bağırsakların mukozası "tek katlı silindirik" epitelden meydana gelmiştir. Bu hücrelerin arasında sümüklü salgı yapan hücreler (kadeh hücreleri, Goblet hücreleri) bulunur. Mide mukozasında bundan başka asit salgılayan hücreler de vardır. Sindirim kanalının son kısmı olan "rektum"u döşeyen çok katlı, yassı epitel dokusuna rastlanır.&lt;br /&gt;Ürogenital sistem: Böbrekten itibaren idrar borularında (ületerler), mesane ve uretra (idrar kanalı) da bulunan mukoza, bu sisteme has epitelden meydana gelmiştir. Buna "çok katlı değişken epitel" denir.&lt;br /&gt;Erkek üreme organlarından olan meni borucukları ve kadın üreme organlarından uterus (rahim) ile yumurta kanalcıklarında "tek katlı titrek tüylü epitel" mukozayı yapar.&lt;br /&gt;Solunum sistemi: Bu sistemin organları olan burun boşlukları, soluk borusu ve gırtlak mukoza ile döşenmiştir.&lt;br /&gt;Diğer mukozalar: Göz kapaklarının altını ve gözün görünen beyaz kısmını döşeyen, "Konjoktiva" adını alan mukoza çok katlı yassı epitelden meydana gelmiştir. Orta kulak döşemesini yapan mukoza tek katlı kübik epiteldendir. Aynı çeşit mukoza, beynin iç boşluklarını da döşer. Mukozalar, yapıları ve mukus denilen salgılanıyla mikroplara karşı engel oluşturmuşlardır. Ayrıca solunum yollarındaki titrek tüyler, mukusu ve buna yapışmış mikrop ve diğer parçacıkları dışarı atarlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-7413947737954450958?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/7413947737954450958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mukoza-nedir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7413947737954450958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7413947737954450958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mukoza-nedir.html' title='Mukoza nedir?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6917833538927104762</id><published>2009-04-11T12:40:00.000-07:00</published><updated>2009-04-11T12:41:20.908-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='morg'/><title type='text'>Morg nedir?</title><content type='html'>İçinde otopsi salonu, teşrih odası, cesetleri muhafaza etmeğe yarayan soğuk hava odası veya soğuk hava dolapları bulunan bina veya bina kısımları. Her hastanede bu bölüm bulunur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6917833538927104762?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6917833538927104762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/morg-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6917833538927104762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6917833538927104762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/morg-nedir.html' title='Morg nedir?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4968487681076407520</id><published>2009-04-11T12:35:00.000-07:00</published><updated>2009-04-11T12:39:01.852-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='morarma'/><title type='text'>Morarma nedir? Morarma hakkında bilgi</title><content type='html'>Özellikle el, ayak, çene, burun, dudak gibi vücudun uç kısımlannda ortaya çıkan&lt;br /&gt;renk değişimi. Tıp lisanındaki ismi siyanozdur.&lt;br /&gt;Siyanozda, deri ve mukoza kılcal damarlarında indirgenmiş hemoglobinin (yani oksijen taşımayan molekülün) artması sonucu deri ve mukozaların mavimsi-mor bir renk alması beklenir. Kanda, oksijeni hemoglobin taşımaktadır. Oksijeni akciğerden alıp dokulara götürmekte, tekrar akciğere dönerken de karbon dioksiti taşımaktadır. Oksijen taşımayan hemoglobin miktarının normalin üstüne çıkması morarmaya sebep olmaktadır. Hakiki siyanozu; anilin türevleri, nitratlar ve bazı ilaçların alınmasıyla kanda methemoglobin ve sulfhemoglobin teşekkül etmesinden ileri gelen ve kurşuni bir nüans gösteren mor renkle kanştırmamalıdır.&lt;br /&gt;Siyanozun şiddeti; deri kılcal damarlarının durumuna, derinin&lt;br /&gt;kalınlık ve inceliğine, pigmentasyon derecesine bağlıdır. Siyanoz; el, ayak gibi uç kısımlarda yanak, kulak, tırnak dibi gibi kılcal damarlardan zengin az pigmentli olan bölgelerde, ağız ve dil mukozasında daha bariz olarak görülür.&lt;br /&gt;Siyanozun meydana çıkması için deri ve mukoza kılcal damarlarında indirgenmiş hemoglobin miktarının 100 ml. kanda 5 grama erişmesi gerekir.&lt;br /&gt;Şoktan ileri gelen siyanozda, kılcal damarlar iyi dolmadığından ve çevresel kan dolaşımı yavaşladığından deri soluk, grimsi mor bir renk alır. İki tip siyanoz vardır:&lt;br /&gt;Merkezi siyanoz: Şu durumlarda ortaya çıkar. sol kalb yetmezliklerinde, soluk borusu ve bronşları tıkayan durumlarda, astma ve amfızemde, yüksek irtifalarda bazı doğuştan olan kalb anomalilerinde (Fallot tetralojisi, trunkus arteriosus, büyük damarlann yer değiştirmesi gibi). Merkezi siyanozda özellikle, dudak ve dil morarmıştır.&lt;br /&gt;Etraf siyanozu: Dokulardaki kan akımı durgunluğu veya diğer sebeplerle oksijen satiirasyon eksikliği artar ve böylece siyanoz husule gelir. Soğuk, sağ kalb yetmezliği, triküspit darlığı, konstriktif perikardit, bir uzvun turnike ile sıkıştırılması durumunda ve şokta siyanoz husule gelir. Etraf siyanozunda özellikle- el, ayak gibi uzuvlarda morarma sözkonusudur.&lt;br /&gt;Siyanoz bir hastalık değil, bir hastalık belirtisidir. Siyanoza yol açan sebebin bulunup tedavisinin ona göre yapılması lazımdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4968487681076407520?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4968487681076407520/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/morarma-nedir-morarma-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4968487681076407520'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4968487681076407520'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/morarma-nedir-morarma-hakknda-bilgi.html' title='Morarma nedir? Morarma hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-3184610466979549192</id><published>2009-04-10T08:24:00.000-07:00</published><updated>2009-04-10T08:28:01.641-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Moniliyazis'/><title type='text'>Moniliyazis (PAMUKÇUK) nedir?</title><content type='html'>Candida türü mantarlar tarafından yapılan, insan vücudunda çok çeşitli yerlere&lt;br /&gt;yerleşebilen bir mantar hastalığı. Hastalık yapan çeşitli candida türleri içinde en çok rastlanılanı, Candida albicans'tır. Mantar, yerleştiği vücut bölgesine göre değişen iltihabi belirtilere sebep olur.&lt;br /&gt;İltihabın başlangıcında, epitelde şişme meydana gelir. Bunu, epitel hücreleri arasında mantar sporcuklarının toplanması ve mantar misellerinin (dallanmış şekillerinin) ortaya çıkması takip eder., Zamanla yaralar belirir ve iltihap giderek derinleşir.&lt;br /&gt;Moniliyazis, hayatın ilk aylarından itibaren insanın karşılaşabildiği bir enfeksiyondur. Süt çocuklarında rastlanan şekline "Pamukçuk" denir ve ağızda beyaz lekelere sebep olur. Bu lekemsi zarlar kolayca kalkar ve altlarının kırmızı olduğu görülür. Küçük çocuklarda ve daha büyük yaşlarda görülen bir şekli de dudak köşelerine yerleşir ve "yalama" (perleche) adını alır. Özellikle yaşlı ve şeker hastası kadınların edep yerlerinde yerleşen moniliyazis, kaşıntı ve akıntlyla çok rahatsız edici bir hastalıktır.&lt;br /&gt;Deri moniliyazisi bir kaç şekildedir. Deri kıvrımlarında, tırnaklarda ve saçlı deride yerleşebildiği gibi nadir vakalarda mantar, bütün deriyi hastalandırabilir. Kızarık bir lekeden içi su dolu keseciklere ve akıntılı sivilcelere kadar değişen deri belirtileri görülebilir.&lt;br /&gt;Moniliyazis, bunlardan başka fazla sık olmamak şartıyla vücudun organlarını da tutabilir. Solunum sisteminde bronşite bazen zatülcenb'e (akciğer zarı iltihabı); sindirim sisteminde daha çok ishallere sebep olur. İdrar yollarında ve böbrekte iltihap, özellikle mesane iltihabı yapabilir, ancak bunlar çok nadirdir ve daha çok ağır antibiyotik tedavilerinden sonra (kanser gibi) hastanın direncini iyice düşüren hastalıkların son dönemlerinde ve AİDS'de görülebilir. Kandidalar bundan başka kalbe yerleşip endokard denilen iç zarı iltihaplandırabilirler. Bu, daha çok kalb kapaklarını döşeyen zarda rastlanan bir olaydır.&lt;br /&gt;Moniliyazis'in tedavisi, günümüzde etkili mantar ilaçları sayesinde kesin, fakat sabır isteyen bir iştir. Clotromazole (Canesten) ve Nystatin (Mycostatin) gibi ilaçlar hekim kontrolünde uygulanır, tedavi sonucu umumiyetle yüz güldürücüdür. Sistem moniliyazislerinde ağızdan alınan mantar öldürücü ilaçlar kullanılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-3184610466979549192?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/3184610466979549192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/moniliyazis-pamukcuk-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3184610466979549192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3184610466979549192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/moniliyazis-pamukcuk-nedir.html' title='Moniliyazis (PAMUKÇUK) nedir?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-5693300209871035482</id><published>2009-04-10T08:22:00.000-07:00</published><updated>2009-04-10T08:24:37.661-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mongolizm'/><title type='text'>Mongolizm nedir?</title><content type='html'>Zekâ geriliği ve bazı bedeni kusurların beraber görüldüğü bir hastalık. Down sendromu veya trizomi 21 gibi isimleri de vardır. Bir kromozom sapmasından yani, yirmibirinci kromozom çiftine fazladan bir 21. kromozom daha eklenerek üç adet bulunmasından ileri gelir. Bu yüzden mongoliyenler 47 kromozoma sahiptirler. Kromozom bozukluğu başka şekillerde de olabilir. 600 doğumda bir görülebilir. Genellikle yaşlı annelerin çocuklannda ortaya çıkar. Yakın akraba evlilikleri de bu hastalıkta önemli rol oynamaktadır.&lt;br /&gt;Bu hastalann boyları kısadır, enseleri düz ve kalındır, gözleri çekik ve birbirinden uzaktır, gözün burundan yana tarafında epikantus veya üçüncü göz kapağı denen bir deri kıvrımı bulunur. Dil, kalın ve pürtüklüdür; bazan aralıklı duran dudakların arasından dışarı sarkar, çabuk hastalanırlar, çoğu zaman kalblerinde de bir kusur vardır. Çocuk ancak 3-5 yaşında konuşur. Ergenlik çağında ses bozulur, çatlak çıkar, cümleler zor kurulur. Elleri kısa, toplu ve yumuşaktır, el ayasında bir tek bükme çizgisi vardır. Bunlarda "Kronik Myeloid Lösemi" denilen bir kan kanseri çeşidi çok görülür. Yumuşak huyludurlar.&lt;br /&gt;Bu hastalıktaki zekâ geriliğinin tedavisinde eğitimin rolü çok mühimdir. Elverişli olanlara okuma, hatta, yazma öğretilebilir. Doğuştan bir hastalık olduğu için tedavisi mümkün değildir. İ mmün sistemleri zayıf olduğundan, enfeksiyon hastalıklarına karşı ihtimamla korunmalı, hijyen (sağlığı koruyucu) tedbirlerine riayet edilmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-5693300209871035482?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/5693300209871035482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mongolizm-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5693300209871035482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5693300209871035482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mongolizm-nedir.html' title='Mongolizm nedir?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-7635831313740587130</id><published>2009-04-10T08:15:00.000-07:00</published><updated>2009-04-10T08:22:44.588-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='miksödem'/><title type='text'>Miksödem nedir? Miksödem hakkında bilgi</title><content type='html'>Erişkin kimselerde, tiroid hormonunun yetersizliğine bağlı olarak ortaya çıkan&lt;br /&gt;hastalık tablosu. Tiroid bezinin kendiliğinden küçülmesi (dumura uğraması), iltihaplanmaları, guatr, tiroid bezinin normal yerinden başka bir yerde bulunması, tiroid ameliyatlarında tiroid dokusunun fazlaca alınmış olması, radyoaktif iyot tedavisi ve bazı ilaçların kullanılması bu hastalığa yol açabilir&lt;br /&gt;Düşünme yavaşlığı, tepkisizlik, eve kapanma, hissi duyguların azalması, duyarsızlık, üşüme, yeni başlayan inatçı kabızlık, vücut sıcaklığının azalması, nabzın yavaşlaması, terlemede azalma, deri renginin sarı ve soluk olması, derinin kuruluğu ve pütürlü oluşu, göz kapaklan ve ellerde şişme, ses kalınlaşması ve kısıklığı, konuşma güçlüğü, saç ve tırnakların kuru olması ve kolay kırılması, kas kramplar' ve sertleşmeleri gibi çeşitli belirti ve bulgular sözkonusudur.&lt;br /&gt;Kesin teşhis, kanda tiroid hormonu miktarının tayini ile konur.&lt;br /&gt;Tedavisi kesin olup tiroid hormonları kullanılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-7635831313740587130?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/7635831313740587130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/miksodem-nedir-miksodem-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7635831313740587130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7635831313740587130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/miksodem-nedir-miksodem-hakknda-bilgi.html' title='Miksödem nedir? Miksödem hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-3296416874882363036</id><published>2009-04-09T02:05:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T02:13:23.812-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mide'/><title type='text'>Mide nedir - Mide hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Sindirim sisteminin; yemek borusu ile onikiparmak barsağı arasında kalan ve genellikle bir çaydanlığı andıran bölümü.&lt;br /&gt;Midenin ön ve arka olmak üzere iki yüzü vard:r. Her iki yüz sağda küçük kıvrım (Curvatura Minor), solda büyük kıvrım (Curvatura Major) ile birbirine bitişir. Seröz zar, mide kası, mukoza altı ve mukoza olmak üzere yapısı dört katlıdır; Mide üst-kann bölgesinde bulunur; sağında karaciğer ve safrakesesi, solunda dalak; üstünde diyafram, altında enine kalın barsak, arkasında pankreas vardır.&lt;br /&gt;Mideyi meydana getiren kas tabakası 1-2 mm kalınlığındadır ve iki temel kas tabakasına ayrılır. Dış tabaka uzunlamasına kas liflerinden, iç tabaka ise dairesel&lt;br /&gt;kas liflerinden meydana gelir. Mukozanın yüzeyi, silindirimsi ve çanaksı hücrelerden bir epitelyum ile kaplıdır. Epitelyumun üzerindeki çanaksı çukurcukların dibinde salgı bezleri bulunur. Salgı bezleri midenin çeşitli kısımlarında değişik tiptedir.&lt;br /&gt;Midenin çalışması hem mekanik, hem kimyasaldır:&lt;br /&gt;Mekanik bakımdan mide, hareketlerin cereyan ettiği bir yerdir. Midenin besinleri karıştırdığı pek söylenemezse de, besinleri çoğu zaman başka kısımlardan daha kuvvetli ve esnek bir baskı altında sıkıştırdığı bir gerçektir.&lt;br /&gt;Kimyasal bakımdan Nide çeperi üç salgı çıkarır; mukus salgısı, tek hücreli bezlerden; mide suyu, borumsuapezlerin ana hücrelerinden; klor-hidrik ise aynı bezlerin kenar hücrelerinden meydana gelir. Mukusun başlıca görevi, proteinleri sindiren mide suyunun mide çeperine değmesini önlemektir; çünkü mide çeperi de proteindendir, mide suyu ile zedelenebilir. Nitekim, mukus bulunmayan kısımlarda mide kendi ken ni yer ve ülser meydana gelir. Klorhidrik asit, midede enzimlerin etkisini kolaylaştıran asitlik derecesinde bir iyonik asit tepkimesi sağlar. Pepsin, proteinleri hidroliz yoluyla polipeptitlere çevirir (etin, yumurtanın vb. sindirimi). Peynir mayası: S ütün pıhtılaşmasını sağ- lar. Midedeki sindirimin sonucunda kimus meydana gelir. Midenin sinirleri otonom sinir sistemine aittir. Otonom sinir sistemini, beyin omirilik sinir sistemiyle birleştiren bağlar sayesinde yiyecekler mideye inincey, hattâ yemeğin tadı ağızda belirince mide suyu salgılanmağa başlar (basit refleks). Fakat terbiye edilmemiş hayvanlar yiyecekleri gördükleri zaman da midelerinden salgdama olur (edinilmiş refleks). Terbiye edilmiş hayvanda yiyecek manzarasıyla deneysel olarak bir uyarma yapılirsa (refleks) gene aynı sonuç elde edilir. Insanda da durum aynıdır.&lt;br /&gt;Midenin kapasitesi normalde 0,5-1 It kadardır. Mide salgısının miktarı günde ortalama 1,5 It kadardır.&lt;br /&gt;Mide Hastalıktan: Midenin şekil veya durum bozukluklan: Midenin şekli kişinin tipine bağlıdır. Kısa boylu olanlarda enlemesine genişlemiş, uzun boylularda ise leğen kemiklerine kadar uza-&lt;br /&gt;yabilen "büyük J harfi" şeklini almıştır. Bu son durum çoğu kez mide düşmesi olarak kabul edilirse de, hastalık anlamıda gelmez. Bazen mide, kendi uzun elcseni etrafında ani bir dönüş yapabilir ki bu durumda acil cerrahi müdahaleyi gerektiren, şiddetli ağrı, bulantı-kusma ile kendini gösteren bir hastalık tablosu meydana gelir.&lt;br /&gt;Midenin, sadece röntgen fılmleriyle tesbit edilen, fakat herhangi bir şikâyete yol açmayan şekil bozuklukları da vardır. Mide urlan: iyi huylu ve kötü huylu olabilirler. İyi huylu olanlara çok az rastlanır, pek önemleri yoktur; bazen hazımsızlık, şişkinlik i ağrı yapabilirler. Asıl önemli olan, kötü huylu urlardır ki bunlara mide kanseri denir. Mide kanseri her yaşta görülebilirse de daha çok elli yaşını aşkın erkeklerde görülür. Kanserin kesin sebebi henüz bilinmemektedir. Zayıflama, iştahsızlık, kansızlık, karın ağrısı, kanamalar, ishal, sarılık, ağrı, karında su birikmesi, hazımsızlık, şişkinlik gibi belirtilerinden biri veya birkaçı bulunabilir. Çoğu zaman ete karşı tiksinti duyarlar.&lt;br /&gt;Teşhisde mide filmi yardımcıclır. Fakat kesin teşhis, Işıklı mide tüpü ile mideyi inceleyip, şüpheli yerlerden parça alarak, bu parçanın mikroskop altında incelenmesiyle konulur. Fakat teşhis konulduğu zaman çok kere hastaya yapılacak pek birşey kalmamıştır. Bunu önlemek için en ufak bir şüphe halinde film çektirilerek, durum aydınlatılmalıdır ki, erken teşhis konulabilsin. Japonya dünyada en çok mide kanseri görülen ülkelerden biri olduğu halde, endoskopik kamera ve mikrofilm taramaları yardımıyla erken teşhis ve erken müdahale yapılmaktadır. Bu yüzden Japonya mide kanserinden ölümlerin en az olduğu ülkeler arasındadır.&lt;br /&gt;Teşhis konulduktan sonra yapılacak tedavi: Şayet iş işten geçmemişse veya hastaya faydası dokunacağına kanaat getirilirse, cerrahi müdahaleden ibarettir. Bazen tümörün sindirim kanalını tıkaması veya safra yollarını tıkayarak sarılık yapmasıyla sadece yolu açmaya veya sarılığı düzeltmeye yönelik ameliyatlar (hayat kurtarma olmamakla beraber) rahatlatıcı olabilir&lt;br /&gt;Mide ülseri: Midenin herhangi bir yerinde bulunabilen, midenin iç yüzünü örten tabakadan, midenin dış tabakasına doğru ilerleme gösteren yaralardır. (Bkz. Ülser) Genellikle bir, nadiren birden fazla olurlar.&lt;br /&gt;Mide iltihabt: (Bkz. Gastrit)&lt;br /&gt;Ani mide genişlemesi: Aşırı derecede yemek yeme sonucunda, mide oldukça genişler ve kısalma gücü azalarak, içindekini boşaltamaz hale gelir. Bulantı, kusma karın ağrısı vardır. Tedavisi, sonda ile midenin bosaltılmasından ibarettir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-3296416874882363036?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/3296416874882363036/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mide-nedir-mide-hakknda-saglk-bilgisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3296416874882363036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3296416874882363036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mide-nedir-mide-hakknda-saglk-bilgisi.html' title='Mide nedir - Mide hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8651385218052861724</id><published>2009-04-09T01:55:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T02:02:42.521-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='metabolizma'/><title type='text'>Metabolizma nedir? Metabolizma hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Genel olarak canlı bir organizmadaki bütün kimyevi faaliyetler. Kompleks&lt;br /&gt;yapılı bileşiklerden enerji çıkmasıyla basit moleküllerin meydana gelmesine katabolizma denir. Açığa çıkan bu enerji birçok hücre faaliyeti için kullanılır. Bu enerji aynı zamanda basit moleküllerin birbirlerine eklenmesiyle kompleks bileşiklerin teşekkülü için de kullanılır ve bu hadiseye de anabolizma denir. Anabolizma için lazım olan enerji, fotosentezde olduğu gibi dışardan gelen güneş ışığı da olabilir. Güneş ışığı enerjisiyle bitkilerde karbonhidrat yani şeker sentez edilmektedir. Bu hadisede havadaki karbondioksit ve su kullanılarak güneş ışığının da enerjisi eklenerek karbonhidrat olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CO2 + 2H,0+ Işık enerjisi&lt;br /&gt;(CH2O) + 02 + H2O.&lt;br /&gt;Şekerlerin parçalanma ürünlerinin birbirine eklenmesiyle yağ asitleri meydana gelir veya amin grubunun eklenmesiyle aminoa&lt;br /&gt;sitler meydana gelir. Aminoasitler de proteinlerin temel birimleridir.&lt;br /&gt;Hayvanlar için gıda, bitkiler olduğuna göre bütün canlılar için enerji kaynağı güneşin; her tür canlıda metabolizma aynı şekilde işlemektedir.&lt;br /&gt;Enerji genellikle bir ısı enerjisi birimi olan "Kalori" ile ölçülür. Biyolojik bilimlerde kalori denince kilokalori veya büyük kalori veya fızyolojik kalori denen birim anlaşılır. Bu da bir litre suyun sıcaklığını I 5°C tan 16°C a çıkartmak için gereken ısı enerjisi miktarıdır. Besinlerin kalori değerleri, içlerindeki protein, yağ ve karbonhidrat miktarlarından hesaplanmaktadır. Bu miktarları gösteren listeler vardır. Bu listelere göre mevcut karbonhidrat miktarı 4, protein miktarı 4 ve yağ miktarı 9 la çarpılarak besinin kalori değeri hesaplanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hücrede enerji oksidasyonla ortaya çıkar. Gıda molekülleri oksijen varlığında yanarak karbondioksit ve suya dönüşür ve enerji salınır. Gıda, bir yerde yakıt gibi yakılsa çıkacak olan enerji ile bedende başka yollarla yakılması neticesinde ortaya çıkan enerji miktarı aynıdır. Yani beden yüzde yüz verimli çalışan bir makinadır. Hücrede oksidasyon kendiliğinden olmaz. Enzim denilen protein yapılı katalizörler vasıtasıyla olur. G ıdayı oksijen kullanmadan yakan canlılar da vardır. Bunlara anaerob bakteriler denir. Bunlar gıdayı mayalama (fermentasyon) ve kokuşturma (putrefekasyon) vasıtasıyla enerjiye çevirebilirler. Fakat gıda bu yolla tam yakılamaz. Karbondioksit ve su gibi çok basit yapılara kadar parçalanamaz ve etil alkol gibi hâl'a enerji depolayan bir moleküle kadar parçalayabilir. Bu yolla çıkarılabilen enerji oksidatif yakmayla elde edilenin yirmibeştebiri kadardır.&lt;br /&gt;Enerji, ısı, iş ve hücre içi ve hücre dışı maddelerin içinde depolanmak olmak üzere can- !ida üç şekilde kullanılır. Enerjinin çoğu ısıya dönüşür. Bedenin harareti hayatiyet için elzemdir. Canlının çevre içindeki rolü, vücut parçalarının yapısı ve çalışmaları ve bunların altında yatan kimyevi hadiselerin miktarı ve hızları o canlının yaratıiış hikmeti üzeredirler. Bir kurbağayı sıcak kanlı düşünemeyiz. Zira varlıklarını devam ettiremezler. Bir insan bedenini soğukkanlı hayvan bedeni gibi düşünemeyiz. Dolayısıyla buharlı bir gemide yakılan kömürden çıkan enerjinin sadece yüzde yirmisinin makina tarafından kullanılması bir eksikliktir. Fakat canlılann enerjilerinin çoğunun ısıya dönüşmesi mükemmel yaratılmış olmasındandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlılarda iş, mekanik veya kimyevi olur. Hayvanlarda çoğu mekaniktir. Kimyevi işler protoplazma sentezi, özel hücre ürünlerinin (hormon gibi) sentezi ve salınması, hücre içi ile dışı arasında osmotik ve iyonik farklılığın korunmasıdır.&lt;br /&gt;Depolanma nişasta (bitkilerde), glikojen (hayvanlarda) ve ağ şeklindedir. Protoplazma yani yapı maddelerinin sentezi de bir depolanma kabul edilebilir. Zira açlıkta vücut kendi yapısını yıkarak enerjisini kullanır. Alınan gıda, tüketilen enerjiyi karşılarsa depolarda değişiklik olmaz. Gıdanın tüketilen enerji- den az alınması depoları tüketir; fazla alınmasıyla depoları genişletir.&lt;br /&gt;Gıdadaki enerji =Isı enerjisi+ iş enerjisi + depodaki enerji. İş yapılmadığı taktirde bütün enerji ısı olarak ortaya çıkar. Gıda da alınmazsa ısı, tüketilen depo maddesi mukabilince meydana gelir. Bu hallerdeki metabolizmaya bazal metabolizma denir. Normal erişkin bir erkek bedeninde, günde 1500-1800 kalori bazal metabolik enerji olarak ortaya çıkar. Bu miktar bedenin büyüklüğü, cinsiyet, yaş, diet ve fizyolojik şartlarla değişiklik gösterir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8651385218052861724?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8651385218052861724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/metabolizma-nedir-metabolizma-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8651385218052861724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8651385218052861724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/metabolizma-nedir-metabolizma-hakknda.html' title='Metabolizma nedir? Metabolizma hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-1443730303198189818</id><published>2009-04-09T01:50:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T01:55:22.256-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meslek hastalıkları'/><title type='text'>Meslek hastalıkları</title><content type='html'>Kişinin, iş yerinde maruz kaldığı şartlar dolayısıyla, sağlık durumunda meydana&lt;br /&gt;gelen bozukluklar ve aksamalar. İş kazası ile meslek hastalığı arasındaki temel fark, ilkinde ani bir gelişmeye yol açan bir olay bulunmasına karşılık, ikincisinde sağlığın tedrici bir şekilde bozulmasıdır.&lt;br /&gt;Tarım işçilerinde, güneşe aşın maruz kalmalctan deri kanseri, tahılla uğraşmaktan mikoz,i at ve büyükbaş hayvanlarla ilgilenmekten şarbon, verem; gerilimden ötürü de sayısız ağn ve sancı çeşitleri görülebilir.&lt;br /&gt;Dalgıçlarda Kaisson hastalığı (vurgun), cam üfürücülerinde katarakt (göze perde inmesi) görülebilir. Endüstride kullanılan ve işçilere zararlı olabilen zehirler şunlardır: Arsenik, an t im on, civa, kurşun, nikel, fosfor, karbon disülfıd, karbon tetra klorür (elbise temizleyici ve boyacılarında), katran türevleri ve çeşitli insektisit ve pestisitler (böcek ve fare zehirler°. Diğer önemli bazı meslek hastalıkları: Silikoz, asbestoz, bissinoz, dermatit, krom yaraları, tahriş edici kimyasal maddelerin sebep olduğu kanser, tıpta ve atom araştırmalarında radyoaktif maddelere aşırı maruz kalmanın yol açtığı kan kanseri, radyasyon hastalığı v b.&lt;br /&gt;Büyük endüstri dallarının, kendilerine ait tıbbi ve sosyal yardım servisleri vardır. Bunların görevleri; tehlikeyi önleyici, işçi ve endüstri ürünlerini kullananları koruyucu özellikte olduğu gibi, moral yükseltmeye yönelen endüstri psikolojisi uygulamasını da içine almaktadır. Böyle bir fabrikanın sağlık servisinin görevi, sadece işçiyi tehlikeden korumak değil, ayrıca, işçinin organik ve psikolojik sağlığını gözeterek, fabrika işverenlerine ve fabrika ürünlerinin alıcısına da yardım etmektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-1443730303198189818?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/1443730303198189818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/meslek-hastalklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1443730303198189818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1443730303198189818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/meslek-hastalklar.html' title='Meslek hastalıkları'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-7648235891875215865</id><published>2009-04-09T01:48:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T01:50:20.062-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menopoz'/><title type='text'>Menopoz hakkında bilgi - Menopoz nedir?</title><content type='html'>Yaş dönümü olarak da isimlendirilen ve kadında aybaşı halinin ve yumurtlamanın&lt;br /&gt;tamamen durması.&lt;br /&gt;Klinik olarak menopoz, adet halinin kesilmesinden önceki ve sonraki bir dönemi belirtir. Genellikle 45-50 yaşları arasında olur. Bu yaş, belli bir dereceye kadar soya çekime bağlıdır. Bazen ani olarak fakat genellikle, aralarının uzaması suretiyle adetler kesilir. Bu duruma hiç bir belirti eşlik etmiyebilir; veya sıcak basmalan, aşırı kanamalar, depresyon ve genel durum bozukluğu belirebilir. Adet kesilmesinden sonra görülecek kanama, acilen hekime başvurulmasını gerektirir. Menopoz belirtilerinin çoğu, cinsiyet hormonlannın uygulanmasıyla giderilir; bazen de müsekkinlerin verilmesi gerekir. Normalde, menopozda depresyon belirmez, şayet belirecek olursa, hekim kontrolü gerekir.&lt;br /&gt;Adetlerin düzensizleşmeye başladığı, cinsi olgunluk çağının son kısımları ile ihtiyarlık çağının ilk kısmı, klimakterium devri olarak isimlendirilir ki bu genellikle&lt;br /&gt;45-60 yaşları arasına rastlar. Bu dönem içerisinde kadının gördüğü son Mete menopoz ismi verilir. Dolayısıyla bu klimakterium dönemi, menopoz öncesi ve menopoz sonrası diye ikiye ayrılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-7648235891875215865?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/7648235891875215865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/menopoz-hakknda-bilgi-menopoz-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7648235891875215865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7648235891875215865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/menopoz-hakknda-bilgi-menopoz-nedir.html' title='Menopoz hakkında bilgi - Menopoz nedir?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2177653312649785865</id><published>2009-04-09T01:47:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T01:48:34.346-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meniskos'/><title type='text'>Meniskos nedir? Meniskos hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Diz eklemindeki yarım ay şekilli kıkırdak. Bu kıkırdakların çeşitli sebeplerden&lt;br /&gt;dolayı zedelenmelerine, yırtılmalarına, ezilmelerine menisküs lezyonları ismi verilir. Bu lezyonlar, en çok sporCularcla görülür. Menisk üs kıkırdağının herhangi bir sebeble yırtılması anında kişi, şiddetli bir ağrı duyar ve mafsalı içinde birşeyin yırtıldığını hisse- der. Dizde kilitlenme olabilir veya olmayabilir. Mafsal içinde sıvı birikir. Hastanın hikâyesinin dinlenmesi, dikkatli bir muayene ve gerekirse mafsal filmlerinin çekilmesiyle teşhis konur. Tedavisi; hatalanmış menisküslerin usulüne uygun olarak çıkarılmasıdır. Hafif vakalarda ameliyat gerekmeden uygun bir tıbbi tedavi ile geçiştirilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2177653312649785865?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2177653312649785865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/meniskos-nedir-meniskos-hakknda-saglk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2177653312649785865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2177653312649785865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/meniskos-nedir-meniskos-hakknda-saglk.html' title='Meniskos nedir? Meniskos hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8912135642427926913</id><published>2009-04-09T01:44:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T01:46:59.713-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menenjit'/><title type='text'>Menenjit nedir? Menenjit hakında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Beyin zarları iltihaplanabilir. Kanla gelen mikroplar da özellikle küçük çocuklarda menenjit yapabilirler.&lt;br /&gt;Menenjite, mikroorganizmalar yol açmaktadır. En sık rastlanan mikrop, meningokok ismi verilen kahve tanesini andıran bir çift mikroptur. Ayrıca streptokok, stafılokok, pnömokok, haemophilus influenzae isimli mikroplar da menenjite yol açabilir.&lt;br /&gt;Insanların çoğunda meningokoklar sadece boğazda bulunur. Fakat kişinin rutubet ve soğuğa ya da fazla miktarda mikrop istifasına maruz kalması sonucu, bu mikroplar kan dolaşımına geçerler. Kuluçka devri 1-5 gündür ve belirtiler ani başlar. Ateş yükselir, çocuklar havale geçirebilir, deri döküntüsü görülebilir. Çok şiddetli baş ağrısı, fışkırır tarzda kusma vardır, ışığa bakamaz, genellikle bacaklarını ve omurgamı gergin tutarak, bir yanına yatar. Ense sertliği vardır. Boynunu öne eğemez. Sırt üstü yatan hastanın bir bacağı karnının üstüne gelecek şekilde büküldükten sonra, bacağı dizden açmaya çalışmasıyla, çok şiddetli ağn hissedilir (kernig belirtisi). Hastanın komaya girmesi, durumun çok ağır olmasına işarettir.&lt;br /&gt;Kesin teşhis, hastanın belinden su alınıp (lo. mber ponksiyon) mikroskopta incelemek ve biyokimyasal araştırmalar yapmakla konulur.&lt;br /&gt;Bütün menenjitlerde klinik bulgular hemen hemen aynıdır. Ayırım, belden alınan sıvının incelenmesiyle mümkündür. Menengokok, stafilokok, pnömokok gibi bakterilerin yolaçtığı menenjitte, belden alınan sıvı irinlidir ve bulanıktır. Halbuki tüberküloz menenjitte ve virüslerin sebep olduğu menenjitte bel- den alınan swi berraktır.&lt;br /&gt;Tedaviye acilen başlanmalıdır. Belden alınan sıvıdaki mikroplara uygun olan antibiyotik tesbit edilinceye kadar, yüksek dozda penisilin ile tedaviye başlanır. Daha sonra uygun antibiyotik hangisi ise onunla tedaviye devam edilir. Menenjit tedavisi, hastanede yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Tedavinin yapılmaması, geciktirilmesi veya yanlış olarak uygulanması neticesinde şayet hasta ölmezse, istenmeyen bazı sakatlıklar kalır (körlük, sağırlık, zeka geriliği v.b.).&lt;br /&gt;MENISKOS&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8912135642427926913?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8912135642427926913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/menenjit-nedir-menenjit-haknda-saglk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8912135642427926913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8912135642427926913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/menenjit-nedir-menenjit-haknda-saglk.html' title='Menenjit nedir? Menenjit hakında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-1810151078359245878</id><published>2009-04-09T01:35:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T01:44:14.936-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meme'/><title type='text'>Meme hakkında bilgiler</title><content type='html'>Yavrusunu emziren ve memeli hayvanlar denen bir grup üstün yapılı yaratıklarda ve insanlarda bulunan organlar. Erişkin bir kadında iki meme vardır. Bunlar süt bezleridir. Erkekte de bulunmasına rağmen tam olarak sadece dişilerde gelişir ve yavrunun doğumundan sonra süt salgılamağa başlar. Her memenin üstünde "memebaşı" denen bir kabarıklık vardır. Meme başının etrafında koyu renkli ve pürtüklü bir hâle bulunur. Pürtüklük, buradaki yağ bezlerinden ileri gelir. Yağ bezleri meme emen yavrunun tükürüğünün yapabileceği irkilmeleri önler. Her meme süt salgılayan hücrelerle döşenmiş dallanan tüplerden meydana gelen 15-20 bölüme aynlmıştır. Her bir bölümün tüpleri birleşip, tek bir kanala salgılannı akıtır ve bu kanal meme ucuna açılır. Bundan ötürü meme ucunda 12-20 ufak delik vardır. Bu tüplerin arasını, kas lifleri, bağ dokusu ve yağ doldurur.&lt;br /&gt;Memenin büyüklüğü görevinin ölçüsü değildir. Memelerin büyüklüğü ve çalışması beyin tabanında bulunan hipofız bezi hormonlannm kontrolündedir. Doğumdan sonraki ilk 96 saat içinde süt salgılanmaya başlar. İnsan sütünün salgılanmasının esas mekanizması bilinmemekle beraber, yumurtalıkların, hipofız bezi, böbrek üstü ve tiroid bezlerinin normal çalışması gerekmektedir. Bebeğin süt emmesi, süt salgılanmasında en kuvvetli uyarıcı olduğundan, bebek emdikçe, salgı devam edecektir. İnsan memesi günde ortalama 1,5 It.ye yakın süt sağlar. Bu süt, bebek için dünyada mevcut en mükemmel gıdadır. Şayet miktarı yeterliyse 6 ay, bebeğe başka bir ek gıda vermek gerekmez. Anne sütü içerisinde çocuğun hastalıklardan korunmasını sağlayan maddeler ( immünglobülinler), vitaminler, mineraller mevcuttur, hazmı oldukça kolaydır. Çocuk 2 yaşına kadar emzirilmelidir. Yapılan araştırmalar, çocuğunu emzirmeyen kadınlarda meme kanserinin, emzirenlere göre çok fazla olduğunu ortaya koymuştur. (Bkz. Anne sütü).&lt;br /&gt;Meme hastalıkları: Anormallikler: Koltuk altından, karın alt bölgesine kadar uzanan bir çapraz çizgi (süt çizgisi) üzerinde, ikinci! memeler oluşabilir. Bunların görünümü bozması halinde çıkartılmalan uygundur.&lt;br /&gt;Erkeklerde büluğ çağında, kandaki hormonlara karşı memelerde aşırı duyarlık belirebilir ve genellikle çok az ve tek taraflı olan bu meme şişmesi zamanla azalır.&lt;br /&gt;Bazı hallerde meme başı yoktur veya çukura göçmüştür ve çocuğun ağzına gelmez, buna göbekli meme başı denir. Bazan birden fazla sayıda meme başı bulunabilir ki buna da "polithelia" denir.&lt;br /&gt;Meme kanseri: Sebebi bilinmemekle beraber, bazı ailelerde daha sık rastlandığı ve çocuğunu emzirmiş kadınlarda seyrek görüldüğü iddia edilir. Kadınlarda sık meydana gelen, erkekte de rastlanabilen bir kanser türü- dür ki, erkeklerdeki çok daha kötü gidişlidir.&lt;br /&gt;Memede, ağnh ağnsız sert bir kitlenin belirmesi, meme ucundan kanlı veya temiz bir sıvının salgılanması, aynı taraftaki koltuk altı lenf bezlerinin şişmesi, tümörün üstüne isabet eden derinin pürtüklenmesi, meme başının içeri çekilmesi, memelerde asimetrik bir görünüm ortaya çıkması, meme ucunda ekzemaya benzer bir halin mevcudiyeti gibi belirtileri olabilir. Bunlardan sadece biri veya bir kaçı bir arada bulunabilir.&lt;br /&gt;Bazı nadir rastlanan, çok çabuk ilerleyen vakalar dışında, kitle çok yavaş büyür, fakat er geç, tedavi edilmeyen kanser, lenfatik sistem ve kan dolaşımı yoluyla vücuda, özellikle omurga ve leğen kemiklerine yayılır ve buralarda ortaya çıkan belirtiler, başlangıçta esas hastalığı hatırlatır cinsten değildir.&lt;br /&gt;Tedavide en mühim faktör, sürattir. Memede herhangi bir kitle veya şüpheli herhangi bir durumda derhal hekime başvurmalıdır. Tedavi, hastalığın safhasına bağlıdır. Parça almak suretiyle kesin teşhis konulunca hekim memeyi çıkartır. Kanser, koltuk altı lenf bezlerine de yayılmışsa ki vakalann çoğu böyledir, memeyle birlikte, bu bezler ve meme altı kasları da çıkartılır. Ameliyat sonrası radyoterapi gerekebilir ve hastanın, yıllar boyu, belirli aralıklarla hekimine muayene olup, hastalığın nüksedip etmediğinin araştırılması ve gerekirse yeniden uygun bir tedavinin tatbikine başlanması gerekebilir. ilk muayenede kanserin uzak yerlere de yayıldığı anlaşılırsa, sadece meme çıkartılır ve röntgen şualan ile o bölge ışınlanır. Bazı kanserler, hormon tedavisine veya yumurtalıklann ve bebröküstü bezlerinin çıkartılmasına cevap verebilir.&lt;br /&gt;Memenin fibroadenom, papillom, lipom gibi iyi huylu tümörleri de vardır ki bunların kesin teşhisi parça almak sureti ile konulur ve hekimin tavsiyesine uyulur.&lt;br /&gt;Meme iltihabı: Lohusalık devrinin oldukça sık görülen bir meme hastalığıdır. Çatlak ya da içeri çökük meme uçlanyla ilgilidir. Buradan giren özellikle Stafılokok cinsi mikroplar apseye yol açarlar. Memenin bu kısmı ağrılı ve kızarıktın ateş ve huzursuzluk vardır.&lt;br /&gt;Memeler elle sağılarak boşaltılır ve çocuk emzirilmez. Sıcak pansuman yapılır. Uygun antibiyotikler kullanılır ve gerekirse cerrah tarafından yarılıp, boşaltılır.&lt;br /&gt;Meme kistleri: Genellikle "kronik mastit" denen bir durumla ilgilidir. Burada iltihâb bahis konusu olmayıp, hormon dengesizliği ile bir ilişki vardır. Hayatın üreyebilme devrinde görülür ve menstürasyon safhalarına göre değişen belirtilerle seyreder. Âdet öncesi artan meme ağrısı ve gerginliği söz konusudur, memelerde irili ufaklı kistler hissedilir. Tedavi olarak gerekirse büyük kistler çıkarılabilir.&lt;br /&gt;Memedeki herhangi bir kist veya şişkinlik, cerrahın fikrini almayı gerektirir. Memedeki her kitlenin tehlikeli olmadığı muhakkaksa da kanser durumu olan kitlenin derhal çıkarılması, iyileşme imkanını artırmaktadır.&lt;br /&gt;Memelerin kendi kendine muayene edilmesi: Memelerde muhtemel kanser belirtilerinin aranması! Kanser ihtimaline karşı tedbir olarak memeler aynı anda, her ay âdetten sonra veya menopozda her ayın ilk gününde düzenli olarak muayene edilmelidir. Bu kendi-kendine muayene, bir düzensizliğif ebat veya şekildeki değişikliği, damarlardaki belirginleşmeyi ortaya çıkarabilir. Birçok değişiklikler kanser manasına gelmemekle birlikte tesbit edildiğinde doktora gösterilmesi gereklidir.&lt;br /&gt;Muhtemel belirtilere bakmak:&lt;br /&gt;1-Bir aynanın karşısında memelerin büyüklük ve şekli, düzensizlik olup olmadığı ince• lenir. Şişme, renk değişikliği gibi belirtilerin varlığına dikkat edilir.&lt;br /&gt;2-Eller başın üstüne konur. Bu pozisyon büyüklük ve şekil farklılıkların! belirginleştirir. Meme başlarında içeriye veya yukarıya doğru bir çekilme olup ohnadığına ayrıca kanama veya akıntı gelip gelmediğine bakılır.&lt;br /&gt;3-Kollar başın üstünden arkaya doğru iyice uzatılır. Bu posizyonda yine memelerde anormal bir kızarıklık, döküntü ve toplardamarlarda belirginleşme olup olmadığına bakılır.&lt;br /&gt;4- Eller kalçalara konularak iyice bastırılır. Bu hareket ciltteki kırışıklığı veya meme başının içeriye çökmesini ortaya çıkarır. Meme altları kaldırılarak kırışıklık, içeri çekilme var mı diye bakılır.&lt;br /&gt;Muhtemel belirtileri hissetmek:&lt;br /&gt;Kitle veya bezeleri. hissetmek için, sert bir yere uz2nılır, başın&lt;br /&gt;altına bir yastık ve omuz altına katlanmış bir havlu konulur. Üç orta parmak içi ile parmaklar düz olacak şekilde memeler elle yoklanır. Meme dokusunu, sert bir şekilde göğüs duvanna doğru bastırarak muayene edilir.&lt;br /&gt;1-Muayeneye meme başının etrafından başlanır. Diğer kol vücudun yanında olmalıdır.&lt;br /&gt;2-Parmaklar yavaş yavaş meme dışına doğru ilerletilmelidir.&lt;br /&gt;3- Memenin tabanı, dışı hissedilmelidir.&lt;br /&gt;4Diğer kol başın altına konarak muayene tekrarlanmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-1810151078359245878?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/1810151078359245878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/meme-hakknda-bilgiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1810151078359245878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1810151078359245878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/meme-hakknda-bilgiler.html' title='Meme hakkında bilgiler'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6399149838581865906</id><published>2009-04-09T01:33:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T01:34:45.975-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='melanin'/><title type='text'>Melanin nedir? Melanin hakkında bilgi</title><content type='html'>Deride, gözün koroid taba- kasında (damar tabakası) ve saçta bulunan koyu renkli boya maddesi. Suda eriyebilen bir maddedir. Melanin metabolizması, genetik faktörlere ve iç salgılara bağlı bir olaydır. Bazı kişilerde, doğuştan itibaren vücutlarında hiç melanin yapılamaz. Bu kişilerin saçları, bütün kılları ve derileri beyazdır. Halk arasında bunlara abraş (albino) denir ki, bu irsi olarak geçen bir hastalıktır. Zencilerde ise melanin pigmenti oldukça fazladır. Bazı hastalıklarda (malign melanom denen urlar, gebelik, addison hastalığı) melanin pigmentinin yapılması artar, hatta kana ve idrara da karışabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6399149838581865906?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6399149838581865906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/melanin-nedir-melanin-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6399149838581865906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6399149838581865906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/melanin-nedir-melanin-hakknda-bilgi.html' title='Melanin nedir? Melanin hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6930062294834381888</id><published>2009-04-09T01:29:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T01:32:54.565-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='megalomani'/><title type='text'>Megalomani nedir?</title><content type='html'>Bir kimsenin, kendi bedeni ve zihni kabiliyetlerine, kudretine, aşırı değer vermesi, kendini büyük görmesi hali ile karakterize, psikiyatrik bir bozukluk. İnsanın gerek bedeni (vücudun iriliği, gücü, cinsel kudreti), gerek zihni ve sosyal değerini, olduğundan üstün, büyük görmek eğilimidir. Bu bozukluk, ya sadece gerçek kabiliyetlerini mübalağa etmek şeklinde sinirli kalır veya acayip, gülünç, ilgi çekici davranışlara yol açan büyüklük budalalığına kadar varır. Megalomani, gerek düşünüp tartma ve tenkit duygusunun zayıflamasıyla (özellikle felç ve yaşlılıktan ileri 'gelen bunama), gerekse anormal bir ruh yapısı hastalığı sonucunda belirir. Gurur, kudret, asâlet ve ihtiras düşüncelerinde artma olur. Megalomanyak hezeyanları olan kişi, kendini imparator, devlet başkanı, çok meşhur biri olarak görebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6930062294834381888?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6930062294834381888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/megalomani-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6930062294834381888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6930062294834381888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/megalomani-nedir.html' title='Megalomani nedir?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-7185436984855235840</id><published>2009-04-09T01:21:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T01:26:07.372-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mavi çocuk'/><title type='text'>Mavi çocuk hastalığı</title><content type='html'>Deride, müköz zarlarda (ağız içini döşeyen zarda) ve tırnak yataklarında mavimsi bir rengin hâsıl olmasına sebep olan, bir kalb hastalığı ile doğmuş çocuklar için kullanılan bir ifade. Maviliğe ilâveten çocuk, yorgunluk, nefes darlığı ve ilerlemiş hastalıkta bayılma nöbetleri geçirir.&lt;br /&gt;Mavi rengin sebebi, bebeğin atardamarlannda dolaşan kanın az oksijenlenmiş olmasıdır. Normal olarak, oksijensiz kan toplardamardan sağ yüreğe girer; oradan akciğerlere gider. Akciğerde kan oksijenlenir ve sol yüreğe döner. Sol yürekten çıkan kan aort vasıtaskyla bütün bedene dağılan atardamar ağına gönderilir. Mavi çocukta, toplardamar kanının çoğu akciğerlere gidemeden hemen bedene, atardamarlarla yollanır. Bazı yakalarda sağ yürek ile sol yüreği birbirinden ayıran etten duvar delik olduğundan sağ yüreğe giren oksijensiz kan direkt olarak temiz kan hânesi olan sol yüreğe girer ve aorta atılır. Bazılarında ise sağ yürekten çıkan akciğer ataidawan daralmıştır; ve bunun yanında aorta da normal olarak sol yürek üzerinde c bulunması gereken yerinden sağa kayarak hem soldan hem de sağ yürekten gelen kanı taşır olmuştur. Diğer bir kısım mavi çocuklarda ise akciğer damarı soldan, aorta ise sağdan çıkmaktadır.&lt;br /&gt;Mavi çocukların hastalıkları yürekteki hastalığın ehemmiyeti derecesinde vehâmet sergiler. Yukarıda ayrı ayrı bahsedilen yürek hastalıklarının bir çoğu cerrahi yolla tedavi edilebilmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-7185436984855235840?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/7185436984855235840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mavi-cocuk-hastalg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7185436984855235840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7185436984855235840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mavi-cocuk-hastalg.html' title='Mavi çocuk hastalığı'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6431171396770507127</id><published>2009-04-07T23:42:00.000-07:00</published><updated>2009-04-07T23:48:38.586-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='masaj'/><title type='text'>Masaj yapmak - Masaj yapma ugulamaları</title><content type='html'>Ceşitli gayelerle uygulanan, çok faydalı mekanik bir fizik tedavi vasıtası. Masaj, tıp bilgisi olan ellerde bir kat daha fazla değer kazanır.&lt;br /&gt;Masaj şu durumlarda yapılır:&lt;br /&gt;Hareketsizliğe bağlı ödemler (sulu şişmeler), müzmin toplardamar iltih'U'bı, lenf damarı iltihabı, felçler, müzmin iltihabi mafsal ve mafsal çevresi romatizmaları, harap edici (dejeneratif) mafsal romatizmalan, mafsal çevresi doku adale zedelenmeleri (had dönem geçtikten sonra), iyileşmeye yüz tutan kemik kırıklar', bazı metabolizma hastalıkları, yağ dokusunun ağrılı şişkinliği (cellulitis), travma sonrası meydana gelen ödem ve kan artıklannın giderilmesinde, adalelerin kuvvetlendirilmesinde, yorgun adalelerin dinlendirilmesinde ve yumuşatılmasında oldukça faydalıdır. Adalelere olan tesirlerinden dolayı masaj, sporcular tarafından çok sevilir.&lt;br /&gt;Çeşitli masaj manevraları vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:&lt;br /&gt;1- Tazyik manevraları: Sabit&lt;br /&gt;tazyik, cilt üzerinden avuç içi ile yapılır, ağnyı giderici etkisi vardır. Kayıcı tazyik manevralann dan "efloraj" avuç içten' ve parmaklar cilt üzerine iyice intibak ettirildikten sonra, masaj yapılan cilt sahasında elleri birbiri arkasından kayacak şekilde, cilt üzerinde hareket ettirerek yapılır. Avuçları cilt üzerinde daha kolay kaydırabilmek için masaj yapılacak sahaya talk pudrası veya sıvı vazelin sürülür. Efloraj, yüzeysel veya derin yapılır, ödemleri giderici etkisi vardır.&lt;br /&gt;Derin tesirli kayıcı manevralardan olan "petrisaj" cilt, ciltaltı ve adale tabakalarını iki elle tutup, hamur yoğurur gibi hareketler yaparak tatbik edilir, ödemi giderir, yorgunluğu hafifletir. Kayıcı tazyik manevralanndan olan "friksiyon", cilt üzerine parmak uçları konulmak üzere yapılır. Ciltaltı dokularda meydana gelmiş yapışıklıklar ve nedbelerin izalesinde çok faydah ve yumuşatıcı bir manevradır.&lt;br /&gt;2- Perküsyon manevraları: Her biri ellerle deri üzerine ritmik darbeler vurmaktan ibaret olan bu manevralar özellikle zayıf adalelerin uyarılmasında kullanılır.&lt;br /&gt;3- Vibrasyon manevraları: Bu manevra, parmak uçları ve el düzvaziyette ve cilt sahasına dikey tarzda temas ettirildikten sonra yapılan titreme hareketlerinden ibarettir. Ağrı dindirici etkisi vardır. Elle yapılan vibrasyon manevralarından çok daha fazla sayıda titreşim yapan elektrikle çalışan vibratörler de masaj seanslannda kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;Masaj, gayesine göre birkaç manevranın arka arkaya bir seans esnasında tatbiki suretiyle yapılır. Masajdan önce hastanın pozisyonu uygun hale getirilir. Masaj, kuvvet yerine bilgi ve tecrübe isteyen bir fizik vasıtasıdır. Bilgisizce ve şuursuzca yapılacak bir masaj, fayda yerine zarar verir. Masaj yapmayı meslek edinmiş kişilere "masör" ismi verilir.&lt;br /&gt;Genellikle masajdan önce; masaj yapılacak bölgeye enfraruj ışık banyosu, sıcak su banyosu gibi bir fiziki vasıta tatbik olunursa, masajın tesiri daha da artar. Masaj, toplardamarlann akış yönünde çevreden merkeze doğru yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Masajın, rahatlatıo, uyku verici ve sakinleştirici etkisi de&lt;br /&gt;söz konusudur. Ateşli hastalık durumlarında, yeni tedavi olmuş kınk ve çıkık yerlerinde, iltihaplı vücut bölgelerinde ve kanserli uzuvlara masaj yapılmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6431171396770507127?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6431171396770507127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/masaj-yapmak-masaj-yapma-ugulamalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6431171396770507127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6431171396770507127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/masaj-yapmak-masaj-yapma-ugulamalar.html' title='Masaj yapmak - Masaj yapma ugulamaları'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4663770652055931209</id><published>2009-04-07T23:41:00.000-07:00</published><updated>2009-04-07T23:42:26.408-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='marasmus'/><title type='text'>Marasmus nedir? marasmus hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Özellikle küçük çocuklarda görülen, protein ve kalori yetersizliği ile karakterize&lt;br /&gt;ağır bir beslenme bozukluğu. Gıdalannın yetersiz olduğu ve çevre şartlarının kötü olduğu süt çocuklarında sık görülür.&lt;br /&gt;Çocuk zayıftır, derisi buruşuktur, kanlı şiştir, ödem görülebilir. Başlangıçta çocuk, sessiz olabilir, fakat daha sonra huzursuz hale gelir ve iştahı iyice azalır. Son dönemde ishal görülür. Tedavisi, dengeli ve yeterli bir beslenmenin sağlanmasıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4663770652055931209?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4663770652055931209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/marasmus-nedir-marasmus-hakknda-saglk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4663770652055931209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4663770652055931209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/marasmus-nedir-marasmus-hakknda-saglk.html' title='Marasmus nedir? marasmus hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-268151967118733829</id><published>2009-04-07T23:34:00.000-07:00</published><updated>2009-04-07T23:38:20.063-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mantar'/><title type='text'>Mantar zehirlenmesinde tedavi yapmak</title><content type='html'>I- Zehirli mantarın yenmesinden hemen sonra kusturmak en önemli tedavidir. Parmak ile boğa za ( Farinkse) dokunmak veya ılık tuzlu su kusmaya sebep olur. İpeka şurubu da kusturucudur. Bundan sonra yenilen mantarın cinsine göre' tedavi yapılır. Şuruba rağmen kusma olmaz ise 5 mg. apomorfın şırınga edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Yeterli kusma sağlanamamışsa mide yıkanmalıdır.&lt;br /&gt;3- Müshil verilmelidir.&lt;br /&gt;4- Damardan serum takılmalıdır.&lt;br /&gt;5- Mantarın türü tespit edilmelidir.&lt;br /&gt;6- A. Muscaria türü mantar zehirlenmelerinde ATROPİN en tesirli ilâçtır. Damar içine veya deri altına 0,5 mg enjekte edilir. Kalp atımlan hızlanıncaya, ağız kuruması ortaya çıkıncaya kadar 20-30 dakikada bir atropin enjeksiyonuna devam edilmelidir. Çoğu vakalarda 10-20 ampul atropin gerekebilir.&lt;br /&gt;7- A. Pholloides türü mantar zehirlenmesinde, karbonhidratca zengin yiyecekler verilmeli ve buna ek olarak damardan % 10 dekstroz verilmelidir. Bu tür mantar zehirlenmesinde atropinin yeri yoktur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-268151967118733829?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/268151967118733829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mantar-zehirlenmesinde-tedavi-yapmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/268151967118733829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/268151967118733829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mantar-zehirlenmesinde-tedavi-yapmak.html' title='Mantar zehirlenmesinde tedavi yapmak'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-7024851056465645784</id><published>2009-04-07T23:28:00.000-07:00</published><updated>2011-10-31T15:42:45.655-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mantar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zehirlenmesi'/><title type='text'>Mantar zehirlenmesi</title><content type='html'>Zehirli mantar bitkilerinin yenmesi ile ortaya çıkan, öldürücü olabilen bir gıda zehirlenmesi.&lt;br /&gt;Hemen bütün mantar zehirlenmelerine "Amanita Muscarina" ve "Amanita Phalloides" mantarlan sebep olmaktadır.&lt;br /&gt;Amanita muscarina (zehirli çayır mantarı) adlı mantann iki zehiri vardır: Muskarin ve Muskaridin. Her ikisi de isıya dayanıklıdır. Mantar pişirilse bile zehirini kaybetmez. Bu zehirler parasempatik sinir sistemine tesir eder. Mantarın yenmesinden hemen sonra veya 3 saat içinde zehirlenme belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Göz yaşarması, bol miktarda tükrük salgılanması, terleme, kusma, karın ağrısı ve şiddetli karın kramplar', ishal, başdönmesi, kas seyirmeleri, göz bebeklerinin küçülmesi, dalgınlık, havale geçirme ve komaya kadar gidebilen bozukluklar meydana çıkar. Zamanında tedavi edilmeyen hasta solunum kifayetsizliği ile ölür.&lt;br /&gt;Amanita Phalloides: Bu mantarın phalloidin isimli zehiri ısıya dayanıksızdır. Ancak pişirilmeden yenirse zehirlenmeye sebep olur. Parasempatik sinir sistemine tesiri yoktur. Zehirlenme belirtileri mantann yenmesinden sonra 6-24 saat arasında değişen bir zamandan sonra ortaya çıkar. Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal görülür. Genel durum hızla bozulur. Hastalarda idrar çıkaramama (anüri) veya çok az idrar çıkarma (oligüri) olabilir. Aynca 2-3 gün içerisinde karaciğer harabiyetine bağlı sarılık görülür. Hasta hemen tedavi edilmez ise akut karaciğer harabiyeti sebebiyle beş ile sekiz günlük bir zaman içerisinde ölebilir.&lt;br /&gt;Mantarlann zehirliyebileceğini önceden bilebilmek çok güçtür. Bu hususiyet aynı türün mantarlan arasında, mantanN büyüme mevsiminin çeşitli zamanlarında ve pişirme şekline göre bile değişebilmektedir. Mantar ile içilen alkol, zehirlenmeyi şiddetlendirir.&lt;br /&gt;Mantar zehirlenmelerinden korunmak için, rastgele her mantarı yememeli, mantarlan çok iyi tanımalı, mantarlar ve zehirlenmeler konusunda bilgi sahibi olmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-7024851056465645784?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/7024851056465645784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mantar-zahirlenmesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7024851056465645784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7024851056465645784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mantar-zahirlenmesi.html' title='Mantar zehirlenmesi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4987407019149676646</id><published>2009-04-06T13:57:00.000-07:00</published><updated>2009-04-06T14:03:16.703-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mantar'/><title type='text'>Mantar hastalıkları - Zehirli Mantarlar ve Tedavi Yöntemleri</title><content type='html'>Mantar genel ismiyle tanınan mikroorganizmaların özellikle cilt ve tırnakta ve nadiren de diğer organlarda meydana getirdikleri hastalıklar.&lt;br /&gt;Burada, yaygın olarak görülen ve tıp dilinde dermatofitoz olarak isimlendirilen cilt ve tırnak mantarlan anlatılacaktır.&lt;br /&gt;Mantarlar tabiatta yaygın olup, 100.000 kadar mantar türünün bulunduğu tahmin edilmektedir. Bunlardan 50 kadar tür, insanlarda çeşitli şekillerde hastalıkların meydana gelmesine sebep olmaktadır. Dış etkilere karşı çok dirençli olan bu mantarların çoğu, her türlü kötü şartla rda hayatlarını idame ettirebilirler ve uygun bir yer buldukları vakit çeşitli klinik belirtiler gösterirler.&lt;br /&gt;Hastalıklı saç, tırnak ve cilt kazıntılarının, K (OH) (potasyum hidroksit) eriyiği ile muamelesinden sonra, mikroskopta incelenmesiyle kesin teşhis konur. Ayrıca hazırlanan cilt kazıntılannın kültüre ekilmesi ve wood ışığı da teşhiste kullanılan metodlardandır.&lt;br /&gt;Vücut mantarı: Genellikle Trichophyton türü mantarlarla olur. Önce ciltte pembe kırmızı bir leke şeklinde başlar, etrafa doğru yayılırken orta bölümü iyileşir. Böylece halka şeklinde, ufak kabarcıklar ve kepeklenme gösteren tipik şeklini alır.&lt;br /&gt;Tedavide; antimikotikpomad, krem ve losyonlar kullanılır. (Buklosamid (Jadit), klotrimazol (Clozol), bifonazol (Mycospor) gibi). Geniş alanlara yayılmış ve tedaviye dirençli ise griseofulvin ihtiva eden hapların yutulması tedaviye eklenir.&lt;br /&gt;Ayak Mantarı: Özellikle atletlerde, toplu olarak yaşanan yerlerde (yatılı okullarda, kışlalarda) ve ayak temizliğine dikkat etmeyenlerde sık görülür. En çok üçüncü ve dördüncü parmak aralıklarına yerleşir. Tabana da yayılabilir. Kaşıntılıdır. Deriyi tahrip eder. Mikrop da kaparsa çok rahatsız edici iltihaplar gelişebilir.&lt;br /&gt;Tedavisinde, öncelikle ayak temizliğine çok dikkat edilmelidir. Her ayak yıkayışta, parmak araları ve tabanlar iyice kurulanmalı, kurutucu pudralar serpilmelidir. Naylon çorap giymemelidir. Ayakları mümkün olduğu kadar havalandırmalı, özellikle yaz mevsiminde yarı açık ayakkabılar tercih edilmelidir. Tedavide, griseofulvin haplan, kurutucu toz ve solüsyonlar ve antimikotik pomadlar kullanılır.&lt;br /&gt;Tedaviye birkaç ay düzenli olarak devam edilmelidir.&lt;br /&gt;Tırnak mantarı: Uzun müddet devam eden ayak mantar' vakalarında ayak tırnaklarının&lt;br /&gt;da tutulması sık görülür. El tırnaklarında nadiren görülür. Tırnaklar kalınlaşır ve parlaklığını kaybeder. Rengi değişir. Tırnak plağı ayrılabilir ve tırnak tahrip olabilir.&lt;br /&gt;Tedavisinde, Griseofulvin faydalıdır. Ancak bunun için 6- 12 aylık bir tedavi gerekir. Ayrıca mantar için hazırlanmış tırnak solüsyonlan da faydalı olabilir. (% 18' lik Dermotrosyd tırnak solüsyonu gibi). Tırnağın çekilmesi gerekebilir.&lt;br /&gt;Kafa mantarı (Tinea capitis): Daha çok çocuklarda görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulaşıcıdır. Saçlar kırılır ve parlaklığını kaybeder. Enfeksiyon küçük bir alanda kalabileceği gibi yayılabilir ve bütün kafa derisini istila edebilir. Saçlar dökülebilir. Kabank iltihaplı, yumuşak bir tabaka (kerion) meydana gelebilir. Teşhis, kafa derisinin Wood ışığı altında incelenmesiyle kolayca mümkündür. Teşhiste mantar kültürleri de önemlidir.&lt;br /&gt;Tedavide: Griseofulvin günde 2 defa, 250-500 mg. dozunda ve en az 4 hafta verilmelidir. Kafa mantarı iyileşene kadar enfekte çocuğun kafa derisine % 1 klotrimazol kremi sürülmeli ve enfeksiyonun başka çocuklara yayılması önlenmelidir.&lt;br /&gt;Bacak ve kasık mantarı: Lezyon tipik olarak halka biçiminde, ufak kabarcıkları olan ve yayılma temâyülü gösteren kaşıntılı bir kırmızılıktır. Alevlenme dönemleri daha çok yaz mevsimine rastlar. Tedavi vücud mantarındaki gibidir.&lt;br /&gt;Tinea versicolor: Malassezia&lt;br /&gt;furfur isimli mantar tarafından meydana getirilen bir mantar efifeksiyonu. Beyazdan sütlü kahverengine kadar değişen renklerde, mercimek büyüklüğünde lekeler halinde başlar. Lekeler etraflanna doğru yavaş yavaş genişler ve birbirleriyle birleşerek harita gibi dantela kenarlı şekiller çizer. Hafif pullanma vardır. Hasta bu teşekkülleri yalnızca yazları farkediyor olabilir; çünkü bunlar güneşte esmerleşmez ve çeşitli büyüklükte olabilen "Güneş lekeleri" şeklinde gözükür. Kaşıntı nadirdir ve genellikle hastanın vücudu aşırı ısındığında görülür. Kazınarak alınan metaryalin mikroskopta incelenmesi ile teşhis edilir. Wood ışığından da faydalanılabilir.&lt;br /&gt;Tedavi: Selenyum sülfür şampuanı 3-4 gün boyunca gece yatarken hastalıklı bölgeye sürülür, ertesi sabah yıkanır. Fazla tahriş yaparsa daha kısa sürede yıkanır. Diğer mantar pomadları da faydalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4987407019149676646?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4987407019149676646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mantar-hastalklar-zehirli-mantarlar-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4987407019149676646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4987407019149676646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/mantar-hastalklar-zehirli-mantarlar-ve.html' title='Mantar hastalıkları - Zehirli Mantarlar ve Tedavi Yöntemleri'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-1891253205904569810</id><published>2009-04-06T13:43:00.000-07:00</published><updated>2009-04-06T13:53:46.889-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='malta humması'/><title type='text'>Malta humması nedir? Malta humması hakkında bilgi</title><content type='html'>Bir hayvan hastalığı olması- na rağmen insanlarda da görülen bulaşıcı bir hastalık. Tıp dilinde Bruselloz şeklinde bilinen bu hastalığa Akdeniz humması da denir. Bu hastalığa Brucella cinsinden, koklara benzeyen çomak şeklinde mikroplar sebep olur. Keçi veya koyunlarda "Brucella melitensis" sığırlarda "Brucella abortus" ve domuzlarda "Brucella suis" tiplerindeki mikroplar bulunur.&lt;br /&gt;Bulasması: Vakalarin çoğunda bulaşma deri ve mukoza yoluyla olur. Solunum yoluyla da bulaşabilirler. Hasta hayvanların, eti, sütü, sütünün ürünleri ile temas eden insanlara bu hastalık bulaşabilir. Bu yüzden, hayvan yetiştiricileri, veterinerler, çobanlar, mezbahada çalışanlar, sütçüler, peynirciler bu hastalığa yakalananların çoğunluğunu meydana getirirler.&lt;br /&gt;Belirtileri: Bakteriler dalağa, karaciğere, lenf bezlerine, kemik iliğine, salgı bezlerine, sinirlere yerleşirler. Kuluçka miiddeti 5 ile 21 gündür. Yüksek olmayan, zaman zaman titreme şeklinde gelen ateş yapar. Gece terleme ile ateş normale düşer. Bu hastalığı uzun zamandır çekenlerde ateş bazen yükselen bazen alçalan fakat normale düşmeyen bir tablo gösterir. Hasta çabuk yorulur ve terler. İştahsızlık ve buna bağlı olarak zayıflama görülür. Baş, sırt ve eklem ağrıları görülür. Teşhiste, hastalık çoğu defa romazima ile karıştırılır. Bu hastalık başka hastalıkların meydana gelmesine sebep olabilir. Laboratuvar tahlilleri ile tam teşhisi mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi: Bulaşıcı hastalık olduğundan sağlık kuruluşlarına haber vermek mecburiyeti vardır. Streptomisin veya tekrasiklin grubundan antibiyotikler tedavide kullanılabilir. Uzun süredir hasta olanlara veya hastalığı ağır seyredenlere kortizon tedavisi uygulanabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-1891253205904569810?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/1891253205904569810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/malta-hummas-nedir-malta-hummas-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1891253205904569810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/1891253205904569810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/malta-hummas-nedir-malta-hummas-hakknda.html' title='Malta humması nedir? Malta humması hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4632586257377755026</id><published>2009-04-06T13:39:00.000-07:00</published><updated>2009-04-06T13:43:29.792-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lumbago'/><title type='text'>Lumbago nedir? Lumbago hakkında bilgi</title><content type='html'>Ani olarak ortaya çıkan, bel kaslannın kirişlerini ilgilendiren bel ağrısı.&lt;br /&gt;Lumbagoya "bel tutukluğu" da denmektedir. Hastalığa özellikle otuz yaşını aşan şahıslarda rastlanır. Başlangıcı genellikle anidir. Bir zorlama, ağırlık kaldırma, ters bir hareket veya soğuğa maruz kalma bu hastalığın sebeplerinden bazılarıdır. Lumbagolu kimselerde, eğildikten sonra doğrulmak gibi bel kaslarını kasılmaya sevkeden hareketler çok ağrılıdır. Öksürük ve dışkılama esnasında ağrılar fazlalaşır. Hastalar, bellerini oynatmadan yavaş yavaş yürürler. Adaleler spazm halinde ve basmakla ağrılıdır. Genellikle bel kasları içinde yumrular ele gelir. Lumbago, umumiyetle bir hafta içinde geçerse de, sık sık tekrarlama temayülü gösterir. Ateş sözkonusu değildir. Ani başlaması, kısa devam etmesi ve ağrının bütün bel bölgesinde yaygın olması ile, bel ağrıma yolaçan diğer hastalıklardan ayırd edilir. Röntgen filmleri hiç bir şey göstermeyebilir, ama uzun süren vakalarda röntgen tetkikleri yapmak gerekir.&lt;br /&gt;Tedavisi: Yatak istirahati ve belin sıcak tutulması tedavinin en önemli kısmıdır. Antiromatizmal merhemler, bilhassa salisilatlı olanları şifaya sebep olabilirler. Ilik zeytinyağı ile uygun masaj çok faydalıdır. Ağrı için bilhassa aspirin türü ağrı kesici (analjezik) ilâçlar kullanılır. Belin terleyip üşümesi hastalığı artırır. Ağrı!' dönemden sonra hareketlere dikkat etmek gerekir. ilaçlardan istifade etmek mümkündür. Elektronik akupunktur aleti de Lumbago tedavisinde faideli olmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4632586257377755026?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4632586257377755026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lumbago-nedir-lumbago-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4632586257377755026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4632586257377755026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lumbago-nedir-lumbago-hakknda-bilgi.html' title='Lumbago nedir? Lumbago hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8484396441411223674</id><published>2009-04-06T13:29:00.000-07:00</published><updated>2009-04-06T13:33:19.708-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='LSD'/><title type='text'>LSD Nedir? Lsd hakkında bilgi</title><content type='html'>Kullanan kişinin zaman, mekân ve kendi hakkındaki hislerini değiştiren bir&lt;br /&gt;kimyevi madde. Teknik olarak asıl adı "Lizerjik asid dietilamid tartarat"dır. 1938 yılında Isveçli kimyacı Albert Hafmann tarafından, çavdar taneleri üzerinde yetişen zehirli bir mantar olan ergot'un ihtiva ettiği lizerjik asitden sentez edilmiştir.&lt;br /&gt;5 yıl sonra yine Hafmann, maddenin beyin üzerindeki etkilerini bir rastlantı sonucu keşfetmiştir. O zamandan beri LSD üzerinde derin araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar, beyin hücrelerinin birbirleriyle olan kimyevi ilişkilerinin tabiatı hakkında yeni bilgiler kazandırmıştır.&lt;br /&gt;Önceleri alkolikler ve çeşitli psikiyatrik vakâlar üzerinde tedaviyi hızlandırmak gayesiyle kul lanılmış, fakat ilâç olarak kabul edilmemiştir. 1961 den bu yana batının uyuşturucu müptelası gençliği tarafından kullanılagelmektedir. Bunlar LSD ye asid derler.&lt;br /&gt;ABD'de 1,2 milyon kişi ve bunların içinde sayılan yüzde 4-9 nisbetinde kolej talebesi LSD kullanmıştır. Haftada bir iki tane alanlar da vardır. Bunlara "asidkafa" derler. Bu rakamlar 1960'lı yıllardan bu yana yükselmektedir. Batıda ilkokul talebeleri arasında dahi yayılmaktadır.&lt;br /&gt;LSD; düşünceleri, duyguları, zaman, mekân ve benlik idrakini değiştirir. Görme duyusundaki değişiklikler, renklerin V2 derinliğin yoğunlaşması şeklindedir. Görülen nesnelerin aşırı bir manalılık ifâde ettiği söylenir. Zaman sanki yavaşlamıştır. Düşünceler rüya gibi, duygular ise yumuşaklık ve şiddet arasında gidip gelicidir. Kişilik değişmiş bulunur. Hayaller, hezeyanlar ve hariçte mevcut olmayan şeylerin idraki (halüsinasyon) hasıl olur. 75 ile 150 mikrogram dozlar bu halin 6 ile 12 saat devamına yol açar.&lt;br /&gt;Müptelânın gözbebekleri geniş, yüzü kızarmış, kol ve bacakları titremektedir.&lt;br /&gt;LSD kullananlar bir müddet kullanmasalar, hayatın hakikatleriyle zorlandıklarında sanki LSD almış gibi krizler geçirirler. Müzmin endişe (krOnik anksiete) ve sürekli şizofreni benzeri psikozlar da LSD kulanmanın ihtilâtlarındandır (komplikasyon).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8484396441411223674?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8484396441411223674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lsd-nedir-lsd-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8484396441411223674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8484396441411223674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lsd-nedir-lsd-hakknda-bilgi.html' title='LSD Nedir? Lsd hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2603859923175356699</id><published>2009-04-06T13:25:00.000-07:00</published><updated>2009-04-06T13:29:34.199-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lomber ponksiyon'/><title type='text'>Lomber ponksiyon nedir?</title><content type='html'>Özel bir iğneyle, omurga boşluğunun, omurilik bulundurmayan, fakat beyin omurilik sıvısı ihtiva eden bel kısımlarına, teşhis veya tedavi gayesi ile girilmesi.&lt;br /&gt;Üçüncü ve beşinci bel omurları arasındaki iki aralıktan birine, önce o bölge uyuşturularak, iğne ile girilir. İğneden dışarı akan sıvının tazyikine göre, kabaca beyin omurilik sıvısının basıncı ölçülebilir. Hücresel, biyokimyasal ve bakteriyolojik tetkik için sıvı numunesi alınabilir. Bu işleme halk arasında," bel suyu almak" da denir. Lomber ponksiyondan bazen tedavi gayesi ile de faydalanılır. Bazı menenjit ve merkezi sinir sistemi kanserlerinde, ilgili ilâçlar, bu yolla direkt olarak merkezi sinir sistemine verilmiş olur. Röntgen tetkikleri için bu yolla, merkezi sinir sistemine ilâç veya hava; radyodinamik çalışmalar için radyoaktif maddeler verilebilir. Sadece belden aşağısının uyuşturulması gereken ameliyatlarda da yine bu yolla, merkezi sinir sistemine anestezik ilâç verilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2603859923175356699?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2603859923175356699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lomber-ponksiyon-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2603859923175356699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2603859923175356699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lomber-ponksiyon-nedir.html' title='Lomber ponksiyon nedir?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-3935693474601530017</id><published>2009-04-05T13:39:00.000-07:00</published><updated>2009-04-05T13:46:25.880-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lohusalık'/><title type='text'>Lohusalık humması hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Doğumu veya düşügü takiben, kadın üreme organlarında ortaya çıkan bakteriyel bir enfeksiyon. Lohusalıkta ortaya çıkan enfeksiyonlar (Mikrobik hastalıklar);genellikle rahimin iç yüzündehusule gelirler. İltihap plasentanın (Eş) ayrıldığı yerde üremeyollarının herhangi bir bölümünde de meydana gelebilir.Yayılma istidadı gösterebilenhastalık, diğer vücut bölümlerinegeçebilir. Çok tehlikeli bir komplikasyon olarak peritonit (karınzarı iltihabı) olabilir. Rahim toplardamarlarında (venalarda)husule gelen mikroplu tıkaçlar, parçalanıp kan dolaşımına kanşır ve septisemi (kan zehirlenmesi) yapabilir. Hastalığın ciddiyeti, sebep olan mikrobun hastalandırıcılık gücüne, dokulann durumuna ve vücudun direncine göre değişir.&lt;br /&gt;Hastalık hakkında ilk bilgilere, M.Ö. beşinci yüzyıldan kalma eserlerde rastlanmaktadır. Bu tarihteki yazılarda "Rahmi mikrop kapan bir kadın mutad olarak ölür" denmektedir.&lt;br /&gt;Louis Pasteure, 1879 yılında, bu hastalığa yakalanmış bir kadındaki akıntıdan yaptığı preparatta birkaç küçük zincir yapan noktaya benzer bakteriler izole etmeyi başardı. Bunlar, lohusalık hummalannın en öldürücü olanlannı yapan Streptokok cinsi bakterilerdi. Daha sonraki araştıncılar streptokokların kadın üreme organlannda bulunmadığını, diğer vücut kısımlarından, özellikle üst solunum yollarından bulaştığını açıkladılar. Lohusalık humması yapan diğer mikrop cinsleri; stafılokoklar, Eschericia Coli ve Clostridium Welchii'dir.&lt;br /&gt;Belirtilen Hastalık belirtileri genellikle doğumdan sonraki üç günde ortaya çıkar. Titremelerle ateş yükselir ve 38° C'yi geçer. Nabız hızlanır ve genel bir düşkünlük hâli ortaya çıkar. Rahimi büyük ve hassastır. Akıntı iltihaplı (cerahatli) ve pis kokulu olabilir. Tehlike işaretleri; inatcı yüksek ateş, sürekli titremeler, şuur bulanıklığı, ishal ve havalelerdir. İyi seyreden vakalarda hastalık ilerlemez ve üreme organlarında hudutlu kalır. Yayılması hâlinde daha büyük tehlikeler ortaya çıkar. 1660'lara kadar lohusalık hummasından ölümlerin yarısı peritonitlerden dolayı idi.&lt;br /&gt;Korunma: Gebenin muayene, taşınma, doğum ve doğum sonrası işlemlerinde asepsi (mikrop&lt;br /&gt;suzluk) sağlanması ve yeterli mikropsuzlaştırmaya tâbi tutulmamış aletlerin doğumda kullanılmaması gerekir. Doğum manevraları sırasında ebe veya doktorun, işlemleri son derece nazik ve zarar vermeden yapması gerekir.&lt;br /&gt;Tedavi: Lohusalık Hummasının belirtileri baş gösterince, ilk yapılacak şey hastanın izole edilmesidir. Akıntılardan kültür yapılıp mikroorganizmanın tanınması, yapılacak ikinci mühim iştir. Kültürantibiyogram sonuçlarını beklerken, geniş etkili bir anitibiyotikle tedaviye başlanır. Kültürün sonucuna göre antibiyotik değiştirilebilir. Akıntının kolayca dışarı akması için gerekli tedbirler alınır ve kansızlık varsa, kan transfüzyonu yapılır.&lt;br /&gt;1935 yıllarında sulfonamid cinsi antimikrobik ilaçlar bulunana kadar tedavi birkaç basit tedbirden ibaretti. Bu tarihe kadar sadece sınırlı kalmış enfeksiyonlarda, hastanın direncinin de yüksek olduğu durumlarda hastalar iyileşebiliyordu. Sulfonamidlerin ve daha sonra penisilinin bulunması, hastalığın tedavisini mümkün ve başarılı kılmıştır. Abse husule gelmişse cerrahi olarak boşaltılması gerekir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-3935693474601530017?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/3935693474601530017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lohusalk-hummas-hakknda-saglk-bilgisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3935693474601530017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3935693474601530017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lohusalk-hummas-hakknda-saglk-bilgisi.html' title='Lohusalık humması hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4386107160949870279</id><published>2009-04-05T13:35:00.000-07:00</published><updated>2009-04-05T13:39:17.205-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lenfödem'/><title type='text'>Lenfödem nedir? Lenfödem hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Lenf akımındaki bozukluk sebebiyle proteince zengin lenf sıvısının toplan-&lt;br /&gt;ması ile meydana gelen, yumuşak dokunun şişmesi hali.&lt;br /&gt;Lenf sistemindeki herhangi bir tıkanıklık, lenf akımında durgunluğa ve neticede lenfın birikmesine yol açacaktır. Toplanan sıvı, deri altı yağ dokusu ve deri- nin fascia (zar) tabakaları arasında yayılır. (Bkz. Lenf)&lt;br /&gt;Lenfödeme yol açan birçok sebep vardır. Bazı parazitler (Wuchereria bancrofti, Lao Lua) veya mikroorganizmalar (verem mikrobu, frengi mikrobu, streptokoklar) lenf kanallannda yerleşip, tıkanmaya yol açarlar. Neticede lenf damarlan parazitlerin ve toplanan iltihab hücrelerinin hacmi ile dolarak, dokularda lenf birikimi husâle gelir. Sık sık tekrarlayan lenfanjit nöbetleri neticesinde de lenfödem meydana gelir. Bazı allerjik hadiseler, yüzeysel veya derin toplardamarlann iltihablanarak tıkanması, yanıklar, ameliyat kesikleri, röntgen, radyoaktif izotop ışınlan sonucu meydana gelen nedbe dokusu, lenf damarlarının bütünlüğünü bozarak lenfödeme yol açabilir. Doğuştan olan lenfödeme ise Milroy hastalığı denir. Bir veya iki uzvu tutar, ağnsızdır, ailenin bir veya birkaç ferdinde görülebilir. Kanserlerin lenf yollanna yayıhp tıkanması da lenfödeme yol açar. Sebebi bulunamayan lenfödemler de vardır.&lt;br /&gt;Lenfödemin bulunduğu uzuv, genişler ve büyür. Ödem, gün süresince artar, geceleyin azalır. Fakat her geçen gün şişlikte artma olur. Sert-lastik kıvamında, basmakla iz bırakmıyan bir ödem söz konusudur. Zamanla ödem artarak, tahta sertliğini andırır. Uzun süren lenfödem sonucu deride kahnlaşma ve pullanma ortaya çıkar. Deri, kalın ve pürüzlü görünümü ile fil derisini andırır. Bu yüzden lenfddem yerine "elephantiasis" (fil hastalığı) deyimi de kullanılmaktadır. Deri ileri derecede gerilir, damarlar zayıfiar ve deride ülser- ler ortaya çıkar. Mantar enfeksiyonlan, ek zamalar,toplardamar iltihablan görülür. Bunlardan başka, lenfödeme yol açan asıl hastalıkla ilgili belirtiler de görülür.&lt;br /&gt;Tedavide asıl gaye; lenfödeme yol açan ana sebebi gidermek ve lenf durgunluğunu azaltmaktır.&lt;br /&gt;Hafif lenfödemlerde; ameliyatsız tedavi denenmelidir. Hastalann uzuvlan yüksekte tutulur, tekrarlayan enfeksiyonlar kontrol altına alınır.&lt;br /&gt;Cerrahi tedavi tam bir başarı sağlamıyorsa da yaygın ödem, uzvun kullanılmaması ve tekrarlayan selülit hallerinde uygulanır. Cerrahi tedavinin esası, lenf sistemi ile toplardamar sistemi arasında bağlantıyı sağlamaya dayanır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4386107160949870279?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4386107160949870279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenfodem-nedir-lenfodem-hakknda-saglk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4386107160949870279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4386107160949870279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenfodem-nedir-lenfodem-hakknda-saglk.html' title='Lenfödem nedir? Lenfödem hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6869415345151718680</id><published>2009-04-04T04:54:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T04:59:13.590-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lenfosit'/><title type='text'>Lenfosit nedir? Lenfosit hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Kanda veya bağışıklık sisteminin doku ve organlarında (lenf bezi, dalak, timus gibi) bulunan, iltihabi hâdiselerin olduğu bölgelere göç etme kabiliyerindeki hücre. Beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) ailesi içinde yer alırlar.&lt;br /&gt;Lenfositler çaplanna göre büyük, orta ve küçük olarak sınıflandırılırlarsa da çapları oldukça değişkenlik gösterdiğinden bu sınıflama pek iyi değildir. Lenfositler ortalama 10 mikron çapındadırlar. Bunun yerine lenfositleri yüzey özellikleri, görevleri (fonksiyonları) ve elektron mikroskobundaki görünüşlerine göre T ve B lenfositleri şeklinde sınıflamak daha uygundur. B lenfositleri antikor üretirler (Bkz. Antikor.) T lenfositleri ise hücre- sel bağışıklık cevabında ve bütün bağışıklık cevaplarının (hücresel antikor) düzenlenmesinde rol alırlar. Her iki lenfosit türü de vazife görürken ınakrofajlarla yakın ilişki içindedirler.&lt;br /&gt;T ve B lenfositlerinin lenfoid dokularda yerleştikleri bölgeler de farklılık gösterir. Bununla beraber her iki lenfosit tipinin de aynı ana hüerelerden geliştiği son araştırmalarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;istirahat hâlinde yuvarlak olan bu hücreler yabancı bir maddeyle (antijenle) uyanldıklannda daha büyük, hızla bölünen ve çoğalan hücrelere dönüşürler. Bunlara lenfoblast denir. Böylece verdikleri bağışıklık cevabının daha şiddetli ve tesirli olmasını temin ederler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6869415345151718680?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6869415345151718680/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenfosit-nedir-lenfosit-hakknda-saglk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6869415345151718680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6869415345151718680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenfosit-nedir-lenfosit-hakknda-saglk.html' title='Lenfosit nedir? Lenfosit hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6086097177072490238</id><published>2009-04-04T04:52:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T04:54:02.398-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lenfoma'/><title type='text'>Lenfoma nedir? Lenfoma hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Lenf sisteminden kaynaklanan bir kanser grubu. En önemli tipleri "Hodgkin&lt;br /&gt;hastalığı" ile "Non-Hodgkin" denilen yani Hodgkin olmayan lenfomadır. Nadiren görülen tipleri ise "Burkit lenfoması" ile "mikosis fungoides" hastalıkları(lir. (Bkz. Hodgkin hastalığı, Lenf)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6086097177072490238?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6086097177072490238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenfoma-nedir-lenfoma-hakknda-saglk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6086097177072490238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6086097177072490238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenfoma-nedir-lenfoma-hakknda-saglk.html' title='Lenfoma nedir? Lenfoma hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4521610334689992463</id><published>2009-04-04T04:49:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T04:51:17.732-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lenf'/><title type='text'>lenf bezi şişmesi Lenf bezi şişmesi hakkında bilgi</title><content type='html'>Vücuttaki lenf bezlerinin hacminin artması. Normal insanda lenf bezleri el ile&lt;br /&gt;muayenede hissedilmez. El ile muâyenede hissedilen bir lenf bezinin önemli olup olmadığı bezin büyüklüğüne, yerine, hastanın yaşı ve işine bağlıdır. Ergenlik çağında lenf bezlerinin sayısı ve hacmi daha fazladır. Çocuklarda lenf bezleri daha kolay büyür. Mesela üst solunum yolu enfeksiyonlan, hafif iltihabi hadiseler çocuklarda erişkinlere göre kolaylıkla bezlerin şişmesine sebep olur.&lt;br /&gt;Lenf bezlerindeki büyüme erişkinlerde, çocuklara göre daha önemli hastalıkları gösterebilir. Lenf bezlerindeki büyüme ilgili olduğu bölgeye ait iltihabi hac:liseleri, ufak darbeleri gösterebilir. Kasıklarda, köprücük kemiği üstünde, kulak arkasında, diz arkasında ve kanndaki lenf bezi büyümeleri önemli kabul edilir.&lt;br /&gt;Lenf be zinde büyümeye sebep olan hastalıklar:&lt;br /&gt;1-itihâbi hastalıklar.&lt;br /&gt;2-Habis hastalıklar: Lenfoma, lösemi (Kan kanseri), kemik iliği hastalıkları, boyun, akciğer ve meme kanserleri.&lt;br /&gt;3-Bağ dokusuna ait romatizmal hastalıklar.&lt;br /&gt;Vücudun herhangi bir yerinde bir lenf bezi büyüklüğü hisseden kişi, hekime müracaat etmelidir. Bunun tehlikeli veya tehlikesiz olduğuna doktor karar verir. Bunun için çeşitli laboratuar tetkikleri yapılır. Gerekirse be ze çıkarılır ve incelenerek kesin teşhis konur (Lenf bezi biyopsisi).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4521610334689992463?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4521610334689992463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenf-bezi-sismesi-lenf-bezi-sismesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4521610334689992463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4521610334689992463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenf-bezi-sismesi-lenf-bezi-sismesi.html' title='lenf bezi şişmesi Lenf bezi şişmesi hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6395418646783395716</id><published>2009-04-04T04:47:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T04:49:04.026-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lenf'/><title type='text'>Lenf bezi nedir? Lenf bezleri hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Lenf damarları üzerinde bulunan, çapı mikroskobik büyüklükten, üç cm. ye kadar olabilen, yuvarlak, oval biçimli cisimler. Lenf bezleri, genellikle gruplar halinde bulunurlar. En dıştan bir kapsül ile sarılmışlardır. Lenf bezi, içindeki lenfositlerin yerleşme bölgelerine ve mikroskopik yapılarına göre "korteks" ve "medulla" denilen bölümlere ayrılır. Lenf bezlerine giren ve çıkan lenf damarları ve kan damarları vardır. Lenf damarlan ile lenf bezine gelen yabancı (vücudun bağışıklık sistemini uyancı) maddeler, burada makrofajlann yardımıyla lenfositler tarafından tanınır ve gerekli bağışıklık cevabı ortaya çıkar. (Bkz. Bağışıklık) Ayrıca lenf sıvısındaki yabancı maddeleri temizleme vazifesi de lenf bezlerinde icra edilir. Belli grup lenf düğümleri vücudun belli bölgelerinden gelen lenfatik damarların uğrak yeri olduğundan, bunların muayene ile büyüdüklerinin tesbit edilmesi, o bölgelerde iltihabi bir olayın oldnğunu gösterir. Kanser yayılımlannda da lenf bezlerinde kanser hücreleri veya bağışıklık&lt;br /&gt;hücrelerinin çoğalmasına bağlı büyüme görülebilir. Bu durum teşhiste çok önemlidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6395418646783395716?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6395418646783395716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenf-bezi-nedir-lenf-bezleri-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6395418646783395716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6395418646783395716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenf-bezi-nedir-lenf-bezleri-hakknda.html' title='Lenf bezi nedir? Lenf bezleri hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-4053277422343792320</id><published>2009-04-04T04:45:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T04:47:12.192-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lenfanjit'/><title type='text'>Lenfanjit nedir? Lenfanjit hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Derin veya sathi lenfatik ka- nalların had (akut) veya müzmin (kronik) ihtihabı.&lt;br /&gt;En çok Streptokok cinsi mikroplar sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Akut lenfanjit:&lt;/strong&gt; Ateş, titreme, halsizlik genel belirtileridir. Akyuvar sayısında artma olur. Genellikle ayak veya eldeki bir iltihâbi olayın devamıdır. Ayak mantan sıklıkla buna yol açar. Ciltte, pembe hassas bölgeler, lenf nodlanna (bezlerine) doğru ilerleyen çizgiler şeklinde görülebilir. Sıklıkla dokularda sıvı biri- kimine bağlı şişlik (ödem) olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kronik lenfanjit:&lt;/strong&gt; Cilt veya cilt altında mikrobik hadisenin başladığı yerde sert bir bölge meydana gelir. Burada apse, ülser, iyileşen dokular (nebde dokulan) bulunabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavi:&lt;/strong&gt; Uygun yerlerden kültür için alınan mayi, uygun vasatlara ekilerek hastalığın sebebi olan mikrop üretilip teşhis edilir. Teşhis edilen mikrobu yok edecek olan antibiyotik tedavisi yapılır. O bölgenin yüksekte tutulması, yatak istirahati, sıcak pansuman genellikle yeterli olur. Apse meydana gelmişse ameliyat ile cerahatin akıtılması iyi olur.&lt;br /&gt;Lenf sıvısının akışı (direnajı), lenfatik damarların harap olmasına bağlı olarak bozulursa, lenfödem denilen kalıcı doku şişlikleri meydana gelebelir. Bu hâl ilerlerse o uzvun kesilmesine dahi sebep olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-4053277422343792320?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/4053277422343792320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenfanjit-nedir-lenfanjit-hakknda-saglk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4053277422343792320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/4053277422343792320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenfanjit-nedir-lenfanjit-hakknda-saglk.html' title='Lenfanjit nedir? Lenfanjit hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-7954503004023219390</id><published>2009-04-04T04:41:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T04:44:57.802-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lenf'/><title type='text'>Lenf nedir? Lenf hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Dokuları meydana getiren hücrelerin arasında bulunan su. Bu suya tıp dilinde "interstisiyel sıvı" denir. Kan kalbden çıkar, dokulara gider ve kılcal damarlardan geçerken oksijen ve gıda maddelerini dokulara verir ve gıda artıklannı geriye alırken bir miktar sıvı fazladan dokuda kalır. Yani damardan dokuya giren su dokudan tekrar damara dönen sudan fazladır. Bu sebeple bir miktar su dokuda birikmeğe başlar. Eğer bazı hastalıklarda olduğu gibi bu biriken sıvı başka kanallarla tekrar dokudan uzaklaştınlmasaydı organlar su ile şişmeğe başlardı. Nitekim kalb yetmezliğinde çok fazla sıvı damardan dokuya geçip yeterince uzaklaştınlmadığı için bacaklar şişer. Keza böbrek hastalığında göz kapak- ları, karaciğer hastalıklarında karın içindeki ölü boşluklar su ile dolarak şişerler. Bu hastalıklarda dahi biriken sıvı mümkün olduğu kadar uzaklaştınlmakta, fakat yeterli olamamaktadır. İşte bu dokular içinde, hücreler arasında biriken sıvıyı uzaklaştıran sisteme lenfatik sistem, bu sıvıya da lenf denir. Eğer bu sistem olmasaydı doku içinde biriken ve damarlarla taşınamayan çeşitli artıklar dokulan çöplük haline getirecek ve hayatiyet mümkün olamayacaktı.&lt;br /&gt;Lenfatik sistem lenf damarlarından müteşekkildir. Bunlar diğer damarlar gibidirler fakat içlerinde kan değil lenf sıvısı taşırlar. Bedenin her yerinde bulunup diğer damarlarla paralel seyre- derler. Kılcal damarlar g'ıbi küçücük başlayıp giderek büyürler. Lenf damarlan göğüste, torasik kanal isimli en büyük lenf damarına dökülürler. Bu da nihayet kalbe girmek üzere kol ve boyundan gelen toplardamarların kesişme yerinde bunlara karışır. Dolayısıyla kalbe dökülmüş olur ve genel dolaşıma karışır. Şimdi görülüyor ki bu dokuda kalan sıvı biriktiği nisbette geri dönmekte ve vücudun dengesi muhafaza edilmektedir.&lt;br /&gt;Lenf kılcal damarları öyle geçirgendirler ki, dokuda biriken bakteriler, çeşitli artıklar, büyük protein molekülleri bu damarlara rahatlıkla girerler ve taşınırlar. Anlaşılıyorki; lenf sistemi, doku için fazlalık olmuş, artık, yabancılaşmış herşeyi uzaklaştıran bir koruma sistemidir. Lenfatik sistemin diğer faktörleri, mesela; lenf bezleri, lenf hücreleri de bu koruma vazifesinde çok geniş bir rol oynarlar.&lt;br /&gt;Lenf sıvısı, lenfatik damarların kasılması ve çevredeki eklem ve kaslann hareketiyle hasıl olan basınç sayesinde hareket eder. Lenf sıvısı birçok ardı ardına dizili lenf bezlerinden (beze olarak bilinir) geçerler. Bunların içinden geçerken lenf sıvısının içindeki bakteri ve diger artıklar (yabancı proteinler, değişik kimyevi maddelerle terkip yaparak vücuda yabancılaşan proteinler, akciğerde biriken katran vesâir tozlar v.b.) lenf bezlerinde retiküloendotelial sistem hücreleri tarafından yutulurlar. Bu olaya fagositoz denir. Bu hücreler, yabancı maddeyi stoplazmalan içine alırlar ve fermentleri (en zimleri) vasıtasıyla sindirirler.&lt;br /&gt;Kandaki proteinin yaklaşık yarısı hergün kandan doku içindeki lenf sıvısına geçmekte ve lenf dolaşımıyla geri dönmektedir. Lenf akımı olmasaydı bu protein dokuda kaybolacak, kanın basıncı bu proteinlerin su tutması ile olduğundan kişinin tansiyonu aşırı derecede düşecekti. Lenfatik dolaşımın bu fonksiyonu belkide en büyük vazifesidir. Lenf sisteminin hastalıkları için: (Bkz. Lenfanjit, Lenfödem, Hodgkin hastalığı)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-7954503004023219390?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/7954503004023219390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenf-nedir-lenf-hakknda-saglk-bilgisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7954503004023219390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7954503004023219390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lenf-nedir-lenf-hakknda-saglk-bilgisi.html' title='Lenf nedir? Lenf hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-5041990041596499744</id><published>2009-04-04T04:36:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T04:40:40.624-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='leğen'/><title type='text'>Leğen hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Duvarlannın büyük kısmı çok az hareket edebilen, eklemler ve bağlar ile birleşmiş, dört kemikten meydana gelen; daha az kısmı bağlar ve kaslardan yapılmış, tabanı yukarıda tepesi aşağıda bir huni şeklindeki odacık. Leğenin çatısı, bir adet sağn kemiği (sacrum), iki adet kalça kemiği (os coxae) ve bir adet kuyruk sokumu kemiğinden (os coccyx) ibarettir. Bu iskelet yapısı, omurga ile bacak- lar arasında bağlantıyı saklar ve fazla ağırlık taşır. Leğeni meydana getiren kemiklere bacak ve vücut hareketlerinin mühim bir kısmını sağlayan kaslar yapışır.&lt;br /&gt;Leğen, kadınlarda doğum yapabilmelerine müsade edecek genişliktedir. Yeterince geniş olmaması doğumu güçleştirir ve hatta normal yoldan doğumu imkansız hale getiribelir ki, bu durumda doğum ancak sezaryen ile mümkündür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-5041990041596499744?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/5041990041596499744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/legen-hakknda-saglk-bilgisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5041990041596499744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5041990041596499744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/legen-hakknda-saglk-bilgisi.html' title='Leğen hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-3583574439668401059</id><published>2009-04-03T11:52:00.000-07:00</published><updated>2009-04-03T11:55:45.245-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lavman'/><title type='text'>Lavman nedir? Lavman hakkında tıbbi bilgi</title><content type='html'>Teşhis, tedavi veya barsakla- n boşaltmak için makattan, uygun mayinin verilmesi işlemi.&lt;br /&gt;1- Röntgen tetkiki için barsaklann boş olması gerektiği hallerde sabun çözeltileri gibi mayiler barsaklara verilir,&lt;br /&gt;2-Ağızdan verilen müshil haplarının yetersiz olduğu kabı zlık hallerinde uygulanır.&lt;br /&gt;3-Ağızdan alınması mahsurlu olan bazı ilaçlar lavmanla makattan verilir.&lt;br /&gt;4-Şuuru bozuk olduğu için ağızdan ilaç verilemiyen hastalara da lavman ile ilaç verilir. Konvülsiyon (havale) tedavisinde kloralhidratlı, karaciğer komasında neomisinli lavman kullanılması böyledir.&lt;br /&gt;5-Ameliyata hazırlık için ve doğumun kolay olması için lavman yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lavman için kullanılacak mayi miktarı fazla ise, hastaya Legen rektal tüp tatbikinden sonra, yer çekimi tesiriyle mayi, makattan verilir. Sadece ilaç tatbiki gibi az miktarda mayi ile yapılan lavmanlar, rektal tüpten enjektör ile venlebilir.&lt;br /&gt;Barsaklan boşaltmak için kullanılacak lavman çözeltisi, suya 10-15 gram sabun, 3-4 çorba kaşığı gliserin ve 1-2 çorba kaşığı hint yağı konularak hazırlanır.&lt;br /&gt;Lavman için kullanılacak mayi miktan fazla ise önce hastaya makattan rektal tüp tatbik edilir. Sonra hastanın yattığı seviyenin daha yukansından gelen mayi bu tüp yoluyla yer çekimi tesiriyle makattan verilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-3583574439668401059?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/3583574439668401059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lavman-nedir-lavman-hakknda-tbbi-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3583574439668401059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3583574439668401059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lavman-nedir-lavman-hakknda-tbbi-bilgi.html' title='Lavman nedir? Lavman hakkında tıbbi bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-7436785865665837114</id><published>2009-04-03T11:47:00.000-07:00</published><updated>2009-04-03T11:52:21.230-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lavaj'/><title type='text'>Lavaj nedir? Lavaj hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>İnsan vücudundaki içyüzü mukoza veya epitelle döşeli bazı içi boş organlarda teşhis veya tedavi maksadıyla uygulanabilen yıkama işlemi. Lavaj; bir takım özel araç ve gereçlerin yardımı ile bazı özel sıvılann veya ilâçlı çözeltilerin istenilen organlara iletilmesi ile yapılır.&lt;br /&gt;Kulak lavajı: Kulağa kaçan çeşitli yabancı cisimleri, böcekleri veya kulakta kendiliğinden husüle gelip, dış kulak yolunu tamamen tıkayan buşonların (kulak kiri) temizlenmesi için uygulanır. Bunun için üç halkası bulunan özel madeni şırıngalar kullanılır. Vücut sıcaklığına kadar ısıtılmış olan su ile kulak yıkanır. Daha sıcak ve daha soğuk su baş dönmesi yapar. lır veya ilaç', suya batırılmış bir pamuk parçası göze tatbik edilir. Gaye konjonktivit gibi bazı iltihabi göz hastalıklarında, gözün dezenfeksiyonunu temin etmektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mide lavajı:&lt;/strong&gt; Özellikle ağız yoluyla olan çeşitli zehirlenmelerde, bir ilk yardım usülü olarak kullanılmaktadır. Zehirlenmenin üzerinden 6 saatten fazla bir zaman geçmişse, mide lavajının pek faydası olmaz, çünkü bu süre zarfında zehirli maddeler mideden barsaklara geçmiş olurlar. Zamanında yapılan mide lavajı ile mide içindeki bütün maddeler dışanya tahliye edilir ve mide yıkanmış olur. Mide lavajı için hasta başı öne eğik olarak oturtulur. Ağız yoluyla mide sondasıi itilerek mideye gönderilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mesane lavajı:&lt;/strong&gt; İdrar yolundan mesaneye sokulan bir sonda ve enjektör vasıtasıyla yapılır. Özellikle mesane iltihablarında tedavi maksadıyla uygulanır.&lt;br /&gt;Peritoneal 'ayki (Kann zan boşluğu lavajı): Özellikle kazalar ve travmalar neticesi kann boşluğundaki organlann yaralanıp yaralanmadığını anlamak gayesi ile yapılır. Karın boşluğuna özel bir torakarla girilir ve buradan serum fızyolojik gönderilir. Bir müddet beklendikten sonra verilen sıvı alınarak mikroskop altında incelenir ve kanama olup olmadığı kontrol edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Plevra (göğüs zan) lavajı:&lt;/strong&gt; iltihâbh plörezilerde (zatülcenp) uygulanır. Önce bir şırınga ile plevra boşluğuna girilir ki, buna "torasentez" denir. Plevra boşluğuna girildikten sonra, mevcut iltihabi sıvı "irin' boşaltılır. Antiseptik (mikrop öldürücü) sıvılarla plevra lavajı yapılır.&lt;br /&gt;Göz lavajı: Su akıtıcı araçlar veya damlalıklar vasıtasıyla yapı sondanın dışardaki ucuna takılı olan huniden 400-500 mili- litre kadar sıvı verilir. Bu sıvı boşalır boşalmaz, sondanın ucu aşağı eğilir ve sondanın ortasında bulunan puan yardımıyla da mide boşaltılır. Bu işlem birkaç defa tekrar edilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Vajinal Lavaj (dölyolu lavajı):&lt;/strong&gt; Dölyolu mukozasının iltihabi hastalıklarında veya doğum kontrolü maksadıyla uygulanır. Bunun için özel lastikli enjektörleri, sıvısı olarak da dezenfektan sıvılar veya çeşitli ilaçlar kullanılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-7436785865665837114?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/7436785865665837114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lavaj-nedir-lavaj-hakknda-saglk-bilgisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7436785865665837114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7436785865665837114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lavaj-nedir-lavaj-hakknda-saglk-bilgisi.html' title='Lavaj nedir? Lavaj hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-3838926088106975227</id><published>2009-04-03T05:15:00.000-07:00</published><updated>2009-04-03T05:18:34.125-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='larengoskopi'/><title type='text'>Larengoskopi nedir? Larengoskopi hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Larenks (gırtlak) muayene metodu. "Endirekt ve direkt" larengoskopi olmaküzere iki çeşidi vardır. Endirekt, yani dolaylı metodda bir ayna vasıtasıyla ışık, dil köküne, gırtlağa ve çevresine yansıtılmakta ve gözlenmektedir. Soğuk aynaya çarpan sıcak, nemli, solunum havası aynayı buğulandırdığından ayna önce ısıtılır. Dil kökü ve dil kökündeki gırtlağın, yâni nefes yollarının koruyucusu, adeta kapıcısı olan epiglotun; manzarayı kapatmasın diye dili ucundan gazlı bezle tutup çekmek gerekmektedir. Direkt metod; endirekt metod ile tesbit edilen iltihaplı veya tümöral dokudan parça alınıp, incelenmesine karar verildiğinde uygulanır. Bu iş için larengoskop isimli bir cihaz kullanılır. Bu alet, L harfi biçiminde ve bir kolu boru şeklindedir. Dil kökü, boğaz ve gırtlak lokal olarak uyuşturulduktan sonra veya genel anesteziyi müteakip, larengoskop isimli bu alet, usulüne uygun olarak gırtlağa doğru ilerletilir. Borunun içinden uzatılan aletlerle dokudan parça alınır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-3838926088106975227?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/3838926088106975227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/larengoskopi-nedir-larengoskopi-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3838926088106975227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3838926088106975227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/larengoskopi-nedir-larengoskopi-hakknda.html' title='Larengoskopi nedir? Larengoskopi hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-3861483996954493985</id><published>2009-04-03T05:13:00.000-07:00</published><updated>2009-04-03T05:15:02.694-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='laparatomi'/><title type='text'>Laparotomi nedir? Laparotomi hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Cerrahi olarak karın duvarının açılması işlemine verilen ad. Karın duvarı, laparotominin gayesine göre değişik istikametlerde ve büyüklükte açılabilmektedir. Laparotomi, hem teşhis, hem de tedavi gayesi ile yapılmaktadır. Yeri bulunamayan mide-barsak kanamalarında yerin tespitinde; tıkanma sarılığının teşhis ve tedavisinde; karnın delici, kesici künt darbelerle veya ateşli silah ile yaralanmalarında, bütün araştırmalara rağmen sebebi bulunamayan ishallerin araştırılmasında, karın zarı iltihaplarında, had karın sendromlarında (apandisit, barsak tıkanması v.b.), sezaryen operasyonunda laparotomi tatbik edilmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-3861483996954493985?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/3861483996954493985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/laparotomi-nedir-laparotomi-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3861483996954493985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/3861483996954493985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/laparotomi-nedir-laparotomi-hakknda.html' title='Laparotomi nedir? Laparotomi hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-7625273097482310634</id><published>2009-04-03T05:11:00.000-07:00</published><updated>2009-04-03T05:13:26.704-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lapiaroskopi'/><title type='text'>Lapiaroskopi nedir? Lapiaroskopi hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Karın zarı boşluğunun ve özellikle kadın üreme organlarının özel bir optik&lt;br /&gt;alet vasıtasıyla incelenmesi. •&lt;br /&gt;Bu iş için geliştirilen ve Laparoskop ismi verilen aletle yapılır. Laparoskopi uygulamasında, sistemin dört ana bölümünden faydalanılmaktadır. Bunlar ensüflatör (hava verici), optik cihaz, kanüllü trokar (iğne) ve ışık sistemidir. Laparoskopi uygulamaları günümüzde, teşhis ve tedavi alanında daha da geçerlilik kazanmış, hatta görülen, tespit edilen bulguların, kamera aracılığı ile filme çekilme veya fotoğrafının alınması imkânı doğmuştur.&lt;br /&gt;Laparoskopi özellikle nisaiye kliniklerinde, kısırlaştırmada kadın üreme organları ile ilgili şüpheli ağrıların, kısırlık sebeplerinin araştırılmasında, kanserlerin safhalarının tespitinde, endometriozis hastalığının teşhisinde, dış gebeliğin kesin teşhisinde, tümör biyopsisinde, karın içindeki yapışıklıkların giderilmesinde, küçük yumurtalık kistlerinin boşaltılmasında, karın zarı boşluğuna kaçmış spiralin çıkartılmasında kullanılmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-7625273097482310634?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/7625273097482310634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lapiaroskopi-nedir-lapiaroskopi-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7625273097482310634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/7625273097482310634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/lapiaroskopi-nedir-lapiaroskopi-hakknda.html' title='Lapiaroskopi nedir? Lapiaroskopi hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-6428092790935505201</id><published>2009-04-03T05:03:00.000-07:00</published><updated>2009-04-03T05:11:02.079-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kürtaj'/><title type='text'>kürtaj hakkında bilgi? Kürtaj nedir?</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Cerrahi tıp dallarında kazı- ma işlemi için kullanılan "küretaj" kelimesi, Nisaiye (Kadın hastahkları ve doğum bilimi) de "kürtaj" olarak geçer. Işlem, teşhis veya tedavi maksadı ile rahim içyüzeyinin kazınması veyahut 12 haftaya kadar olan gebeliklerin sona erdirilmesi için yapılır ise de, halk arasında daha çok ikinci manası bilinir. 12 haftayı aşan gebeliklerde bu metod zor ve daha risklidir. Bu zamanı aşan hallerde gebeliğin sona erdirilmesi gerektiğinde başka tıbbi ameliyelere başvurulur.&lt;br /&gt;Kürtaj lafzı altında esas olarak iki işlem incelenir. Bu işlemler ve prensipleri kısaca şöyledir:&lt;br /&gt;Hastaya lokalden genele kadar değişebilecek anestezi öncesi, ön hazırlıklar uygulanır. Bunun gayesi hastanın sakinleştirilmesi ve ayrıca anestezi komplikasyonlarınin azaltılmasıdır. Hasta kan grubuna uygun kafi kan, ameliye öncesi ihtiyaten hazır bulundurulmalıdır. Tıbbi müdahale ile kürtaj yapılır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Komplikasyonları:&lt;/strong&gt; Kürtaj esnasında rahim ağzı yırtılabilir, rahim delinebilir ve takiben kanama, karın zarı iltihabı, barsakların zedelenmesi, genital enfeksiyon gelişebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kürtajı kimler yapabilir?:&lt;/strong&gt; Kürtaj için her halû' karda bir kadın hastalıkları ve doğum mütehassısınm mesilliyeti aranır. 10 haftayı doldurmayan gebeliklerde bir mütehassıs veya onun mesuliyeti altında, S. ve S.Y.B.'nin ehliyet (yeterlilik) belgesine haiz bir pratisyen hekim tarafından hastahane veya uygun mahallercie yapılabilir. 10 haftayı aşan gebeliklerde ise kürtaj sadece mütahassıs hekim veya hekimlerce hastahane şartlarında yapılır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-6428092790935505201?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/6428092790935505201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/kurtaj-hakknda-bilgi-kurtaj-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6428092790935505201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/6428092790935505201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/04/kurtaj-hakknda-bilgi-kurtaj-nedir.html' title='kürtaj hakkında bilgi? Kürtaj nedir?'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-46770816321483191</id><published>2009-03-31T14:38:00.000-07:00</published><updated>2009-03-31T14:40:57.238-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kürek kemiği'/><title type='text'>Kürek kemiği nerede bulunur? Kürek kemiği hakkında pratik bilgi</title><content type='html'>Omuz mafsalını kol kemiği ile birlikte meydana getiren sırtın üst kısmında yer alanyassı bir kemik.Tıp dilindeki ismi "scapula" 'dır. Sağlı ve sollu olmak üzere iki tanedir. Kaburgaların üzerinde yer alır, fakat kaburgalar ile birleşmemistir. Kol kemiğinin yuvarlak başı ile birleşerek omuz mafsalını meydana getirir. Omuz mafsalı, kolun her türlü hareketinde rol oynayan mühim bir mafsaldır. Kürek kemiği ayrıca köprücük kemiği ile de mafsal yapmaktadır. Fakat, bu mafsal, omuz mafsalı kadar mühim değildir.Kürek kemiğinin üç kenarı, iki yüzü, üç köşesi, bir çok çıkıntısı, girintisi, kabartıları vardır. Omuzu ve kolu hareket ettiren kasların büyük kısmı, bu girinti, çıkıntı ve kabarıklıklara yapışmıştır.Kürek kemiği kırıklarına seyrek rastlanır. Kırık olduğunda, kırığın yerine göre değişik derecelerde olmak üzere omuz ve kol hareketleri yaptırılamaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-46770816321483191?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/46770816321483191/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kurek-kemigi-nerede-bulunur-kurek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/46770816321483191'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/46770816321483191'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kurek-kemigi-nerede-bulunur-kurek.html' title='Kürek kemiği nerede bulunur? Kürek kemiği hakkında pratik bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-5662762290790762396</id><published>2009-03-31T14:33:00.000-07:00</published><updated>2009-03-31T14:38:50.580-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kusmak'/><title type='text'>Kusmak ve kusma hakkında bilgi, tedavi</title><content type='html'>Mide muhtevasını ağızdan çıkarma işi. Kusma, çok çeşitli sebeplerle olabilir. Umumiyetle bulantı ve öğürmeyi takip ederse de, ,kafa içi basınç artışı gibi hallerde aniden fışkırıcı tarzda da olabilir. Kusmada midenin rolü pasiftir. Özellikle, karın kaslarının kasılması ile mide muhtevası dışarı atılır.&lt;br /&gt;Kusmanın altında yatan sebeplerle; mide ve oniki parmak barsağının ileri doğru kasılmaları azalmca, midenin ağzı gevşer, diyafram kası ve karın kaslarının kasılması ile karın içi basınç artarak mide muhtevası yemek borusuna atılır. Göğüs içi basınç artışı ve yemek borusunun ters yönde kasılmaları ile yutağa gelen muhteviyat buradan da ağı za ve dışarıya ulaşır. Bu esnada soluk yolu kapanarak kusmuğun akciğere gitmesi önlenir. Merkezi sinir sisteminin baskılandığı hallerde kusmuğun akciğere kaçması önlenemez ve akciğer iltihabına yol açar.&lt;br /&gt;Kusmanın mekanizması: Beyin sapındaki "kemoreseptör trigger bölgesi" esas olarak kusma merkezinin kontrolündedır. Sindirim kanalından, yüksek beyin merkezlerinden veya kemoreseptör trigger zon (bölge) den gelen tembihlere cevaben, kusma merkezi de diyafram kası, karın kasları, mide ve yemek borusunu uyararak kusma meydana gelir.&lt;br /&gt;Kusmayı sağlayacak veya durduracak ilaçlar vardır, ancak kusma bazen önemli hastalıkların belirtisi olabilir. Bu bakımdan kusmanın altında yatan sebep, gerektiğinde araştırılıp, tedavi edilmelidir. Kusmanın sebepleri; uzun süren hazımsızlık, apandisit, safra kesesi iltihabı, karın zarı iltihabı, barsak tıkanması, sistemik enfeksiyon hastalıkları, sindirim kanalının viral, bakteriyel, parazitik hastalıkları, karaciğer iltihabı, beyin ödemi, beyin tümörü, beyine giden oksijenin azalması, migren başağrısı, bazı iç kulak hastalıkları (Meinier gibi), beyin zarlarının iltihabl, kafa içi basınç artması, kalb infarktüsü, kalb yetmezliği, hormonal bozukluk ve değişimler, gebelik, ilaç veya kimyasal maddeler veya psikolojik olabilir. Hamilelikte de çok kere kusmalar olur.&lt;br /&gt;Tedavi: Uygun hallerde kusmayı kesici ilaçlar kullanılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-5662762290790762396?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/5662762290790762396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kusmak-ve-kusma-hakknda-bilgi-tedavi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5662762290790762396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/5662762290790762396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kusmak-ve-kusma-hakknda-bilgi-tedavi.html' title='Kusmak ve kusma hakkında bilgi, tedavi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8711349522663093221</id><published>2009-03-29T22:33:00.000-07:00</published><updated>2009-03-29T22:36:33.720-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kurşun zehirlenmesi'/><title type='text'>Kurşun zehirlenmesi hakkında Sağlık Bilgileri</title><content type='html'>KURŞUN ZEHIRLENMESI&lt;br /&gt;Kurşunun hazım, solunum veya deri yoluyla vücuda girmesi sonucu ortaya&lt;br /&gt;çıkan bir zehirlenme çeşidi. Önceleri kullanılan yağlı boyalar, kurşun ihtiva ettiğinden, zehirlenmeler ortaya çıkabiliyordu. Bunun yanında kurşun veya bileşiğini kullanan endüstrilerdeki işçilerde de kurşun zehirlenmesi görülebilir. Ayrıca, patlamalı motorlarda vurmayı önlemek için benzine "tetra etil kurşun" ilave edilir. Ancak ekzoz gazı ile havaya geçen kurşun, günümüzde düşük seviyede olup, zehirlenmeye sebep olmayacağı tahmin edilmektedir.&lt;br /&gt;Ayrıca kurşun su boruları (özellikle taşıdıkları su, yumuşak veya asidik ise), lehim, açıkta yakılan pil ve akümülatörler ve porselen desenler boyacılığı gibi sanayi de kurşun zehirlenmesi sebeplerindendir.&lt;br /&gt;Vücuda günde yaklaşık 0,3 miligram kurşun girer. Bunun % 10 kadarı barsakta emilir. Bu küçük bölümü kana girerse de, idrar ve ter ile birlikte dışarıya atılır. Eğer alınan kurşun, günde 0,6 miligram] geçerse, vücut bunun hepsini dışarı atamaz ve birikme başlar. Genellikle çocuklarda bu durum yazın görülür. Bu mevsimde güneş ışığının bol oluşu sebebiyle, vücutta D, vitamini çoğalır. Bu vitaminin barsaklarda kurşunun emilmesini arttırıcı yönde tesir ettiği zannedilmektedir.&lt;br /&gt;Vücuttaki faydası bilinmeyen kurşunun zararı ise büyüktür. Kandaki hemoglobin üretimine zarar verdiği gibi, böbrek ve kalbe de etki edebilir. En önemli tahribat beyin ve omurilikte ortaya çıkar. Şişmeler hasıl olur. Kurşunla yavaş yavaş zehirlenende, aşikar bir hastalık hali olmakla beraber, doktor tarafından kendisine söylenmedikçe veya şüphe etmedikçe hastalığı anlamayabilir. Çünkü belirtileri, sık görülen bir çok hastalığınki gibidir. Bunlar; tekrarlayıcı, keskin, anlaşılmaz karın ağrıları; gitgide artan bir solukluk, yani kansızlık; bilek zafiyeti sebebiyle el ve ayaklarda düşüklük; diş etleri kenarında siyah bir hat; çocuklarda açıklanamıyan bir aşırı uyku hali, rahatsızlık hali ve sık sık kusmadır. Ateş genellikle normaldir. Kurşun seviyesi yüksek kimselerde bu hastalık ölüme sebep olabileceği gibi, tedavi sonucu kurtulsa bile, kalıcı beyin tahribatları meydana gelir.&lt;br /&gt;Tedavi: Kurşunun, ilaçla zararsız bir bileşik haline ggetirilmesi ve idrarla atılmasının sağlanmasıyla yapılır. Bu tür tedavi zor olup, bir kaç ay sürebilir. Önemli olan vücutta kurşun seviyesini artıracak ortamın önlenmesidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8711349522663093221?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8711349522663093221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kursun-zehirlenmesi-hakknda-saglk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8711349522663093221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8711349522663093221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kursun-zehirlenmesi-hakknda-saglk.html' title='Kurşun zehirlenmesi hakkında Sağlık Bilgileri'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8276904242591268228</id><published>2009-03-29T22:25:00.000-07:00</published><updated>2009-03-29T22:31:25.163-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurdeşen'/><title type='text'>kurdeşen nedir? Kurdeşen hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Vücudun çeşitli yerlerinde belirebilen, kısa süre içinde kabaran ve kaybolan,&lt;br /&gt;bazen de aylarca sürebilen kaşıntılı ve kızarık döküntüler. Kurdeşene, tıp dilinde "ürtiker" ismi verilmektedir. Kurdeşen, allerjik olabildiği gibi, bedenin değişik reaksiyon mekanizmalarıyla da ortaya çıkan bir aşırı hassasiyet halidir. Oldukça sık rastlanan bir hastalıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurdeşenin çeşitli sebepleri vardır: Çuha çiçeği ye ısırgan otunun deriye teması, böcek ısırmaları, sıcak, soğuk, sürtünme tahrişi veya vurma, çarpma tazyiki, polenler, tozlar ve buharların solunum yoluyla alınması, bazı ilaçlar, kan nakli, serum ve aşılar, bazı kimyevi maddeler, deterjanlar, kanser hücrelerinin parçalanma ürünleri, hormon&lt;br /&gt;enfeksiyonlar ve psikolojik dengesizlikler, mide-barsak bozuklukları, mantarlar ve&lt;br /&gt;tenya, solucan gibi parazitler, kurdeşene sebebiyet vermektedirler.&lt;br /&gt;Sebep ne olursa olsun, meydana geliş mekanizması; derideki bazı özel hücrelerden (mart hücreleri) histamin, bradikinin, seratonin gibi maddelerin salınıp, mevzi ödem gelişmesidir.&lt;br /&gt;Döküntülerin rengi açık sarı, açık kırmızı veya alacalı olabilir. Kaşıntı ve yanma yanında hafif ateş müşahade edilebilir. Nadiren döküntüler ağız, dil ve gırtlakta da yerleşerek ses kısıklığına, nefes darlığına ve hatta ölüme bile yol açabilirler.&lt;br /&gt;Tedavinin esası, kurdeşeni meydana getiren sebebi bulup ortadan kaldırmaktır. Kurdeşenli hastaya kuvvetli müshil verilerek barsaklar boşaltılır. Ses kısıklığı olan durumlarda adrenalin kullanılır. Diğer durumlarda antihistaminikler verilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8276904242591268228?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8276904242591268228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kurdesen-nedir-kurdesen-hakknda-saglk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8276904242591268228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8276904242591268228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kurdesen-nedir-kurdesen-hakknda-saglk.html' title='kurdeşen nedir? Kurdeşen hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8909626564771780873</id><published>2009-03-29T00:45:00.000-07:00</published><updated>2009-03-29T00:50:18.283-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kum sancısı'/><title type='text'>Kum sancısı nedir ? Kum sancısı hakkında sağlık bilgisi</title><content type='html'>Böbreklerde fazla ürik asit ve oksalatın birikerek sancı ve hastalık yapması. Ürat kumu: Hücrelerde, gıda maddelerinin noksan yanmasından kum hamI olduğu gibi, azotlu maddelerin noksan parçalanmasından da ürat kumu hasıl olur. Böbreklerde şiddetli ağrı olur. Fazla ürat birikmesi taş yapar. Ağrı bel ve karma yayılır. İdrar az bulanık, bazen kanlıdır. Kusma olur. Ürat bulunan idrar sarı kırmızı olur. Isıtılınca ürat eriyip, berrak olur. Soğuyunca tekrar bulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç hayvanlar (dana, kuzu, oğlak, genç kuşlar, piliç), jelatinli etler (dana başı, paça, peltelenmiş et suyu), iç organ etleri (beyin, böbrek, dalak, karaciğer, işkembe, sucuk), konserve etleri, mantar, çikolata ve ekşi meyveler, sıcak meşrubat, sıcak kompres koymak yasaktır. Ekmek, sebzeler (mercimek, fasulye, bakla, bezelye) az verilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük hayvan etleri (sığır, koyun), taze av etleri (tavşan gibi), kümes hayvanları, çok taze balık, soğuk süt, yumurta verilir. Yeşil sebze, patates, tatlı meyve verilir. Taze peynir verilir. Kahve, gaz oz yasaktır. Hafif ılık çay verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oksalat kumu: Çok sebze yemekten hasıl olur. Bilhassa, oksalat bulunan sebzeler yasaktır. Kuzukulağı, ıspanak, beyaz fasulye, semizotu, elma, armut, frenk üzümü (ahâ dudu), kiraz, vişne, çilek, incir yasaktır. Domatesin zararlı olmadığı anlaşılmıştır. Biber, çikolata, kakao yasaktır. Mesane ve böbrek hastalığı yoksa bilhassa beyaz et verilir. Kepeksiz beyaz ekmek yemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdrar yaparken sızısı olan ve bel ağrısı olanlar, idrarda ürat veya oksalat kristallerine baktırmalı, kumun tipine göre diyet tatbik edilmelidir. (Bkz. Böbrek taşları).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8909626564771780873?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8909626564771780873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kum-sancs-nedir-kum-sancs-hakknda-saglk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8909626564771780873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8909626564771780873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kum-sancs-nedir-kum-sancs-hakknda-saglk.html' title='Kum sancısı nedir ? Kum sancısı hakkında sağlık bilgisi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-9126040528907286375</id><published>2009-03-26T07:03:00.000-07:00</published><updated>2009-03-26T07:04:57.142-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulunç'/><title type='text'>Kulunç nedir? Kulunç kimlerde olur? Kulunç hakkında bilgi</title><content type='html'>Kol, bacak ve gövdede sebebi tam açıklanamıyan ağrıh durum. Tıp dilindeki ismi&lt;br /&gt;fibrositis olan kulunç, oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Umumiyetle boyun ve sırt ağrısı olarak karşımıza çıkar. Fakat adalenin bulunduğu her yerde bulunabilir.&lt;br /&gt;Romatizmal şikayetlerle gelen hastaların yüzde onbir kadarını kulunçlu hastalar teşkil eder. Primer (birinci() fibrositiste sadece ağrı vardır. Sekonder (ikinci!) fıbrositis ise, müzmin enfeksiyonların ve bağ dokusu hastalıklarının seyri esnasında görülür. Sadece kulunç denince primer fıbrositis anlaşılmaktadır. Kulunç ağrısı, tetik nokta denen bazı bölgelerde daha fazla duyulur. Tetik noktaya basmakla ağrı artar. Hareketsizliklede ağrı artar. Hafif ekzersizle ağrı azalir, ağır ekzersizle artar. Kulunç, psikosomatik bir hastalık olarak düşünülmekte ve şahsın ruhi gerilim sonucu kasılmış adalelerini, şuurlu olarak gevşetememesi sebep olarak görülmektedir. Adale içinde sert düğümcükler ve şeritler ele gelir. Nodüllerin (düğümcükler) bulunduğu yerler, tetik noktalara uyar. Bu düğümcüklerin, adale içinde birikmiş olan sümüksü maddelere veya daha sık olarak yerleşmiş olan normal adale hücrelerine bağlı olarak meydana geldiği düşünülmektedir.&lt;br /&gt;Kuluncun ağrı dışında hiç bir tehlikesi ve zararı yoktur. Hastaların bu yönden rahat olması gerekir. Tedavide, lokal sıcak tatbikatı, sinir ve adale gevşetici ilâçlar kullanılır. Adaleyi, hastanın şuurlu olarak gevşetmesini sağlayacak gevşeme ekzersizleri, belki de tedavinin en önemli bölümünü teşkil eder. Ense ve omuzlar örtecek büyüklükte bil havlu, sıcak suya batırılır ve yakmayacak sıcaklıkta iken omuza konur. Eller göbek üzerine bağlanır. Vücut gevşek bırakılır. Kafa önce mümkün olduğu kadar sağa, sola, sonra öne, arkaya eğilir. On-onbeş defa yapıldıktan sonra bu defa başa daire çizdirilir ve bu esnada gözler açık olmalıdır. Daire hareketi, her iki tarafa yapılmalıdır. Ayrıca bu seans esnasında sırt,boyun ve omuz kaslarına masaj yapılır.&lt;br /&gt;Sıcak havlu birkaç defa değiştirilene kadar bu ekzersizler ve masajlar tekrar edilir. Elektronik akupunktur cihazı ile yapılacak uygulamalar da çok faydalıdır. Çok iyi neticeler alınmaktadır. Ayrıca halk arasında "şişe çekmek" diye bilinen uygulama da fayda sağlamaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-9126040528907286375?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/9126040528907286375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kulunc-nedir-kulunc-kimlerde-olur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/9126040528907286375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/9126040528907286375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kulunc-nedir-kulunc-kimlerde-olur.html' title='Kulunç nedir? Kulunç kimlerde olur? Kulunç hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-870967998142977707</id><published>2009-03-26T06:49:00.000-07:00</published><updated>2009-03-26T07:01:12.081-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulak'/><title type='text'>Kulak ve kulak iltihapları hakkında bilgiler</title><content type='html'>KULAK&lt;br /&gt;Kaşın iki yanında bulunan işitme ve denge organı. İki gözle görme derinlik his verdiği gibi iki kulakla işitme, seslerin yön tayininde önemlidir. Kulak, bir dizi kanal, zar, kemikçik ve sıvıların ilahi ve hassas bir nizam ile dizilmesinden meydana gelmiştir. Ses dalgalarını ve durumla ilgili uyarıları elektriki dalgalara çevirip merkez organa (beyne) yollaması, insana işitme ve denge gibi iki büyük nimeti kazandırmıştır. İnsan kulağı, dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölüme sahiptir.&lt;br /&gt;Dış kulak: En dışta; sesleri toplayıp yönlendiren kulak kepçesi bulunur. Kulak kepçesi kıkırdaklar ve bunların üzerini örten deriden meydana gelmiştir. Kıkırdaksız olan kısmına "kulak memesi" denir. Kulak kepçesinin orta-ön kısmında bulunan deliğe "kulak yolu dış deliği" denir. Buradan dış kulak yolu başlar. Bu yol, anatomik özellikleri dolayısıyla sesin kalitesini bozmadan hassasiyeti arttırır. Dış kulak yolu 25 mm. uzunluğunda düzensiz bir silindir olup, 1/3 dış kısmın çatısı kıkırdak, 2/3 iç kısmının çatısı kemikteııdir. Bu yolun sonunda kulak zarı bulunur. Kulak zarı; dışta deri, ortada bağ dokusu, içte de orta kulak mukoza zarı olmak üzere üç kattan husule gelir.&lt;br /&gt;Orta kulak: Temporal kemik içerisinde altı duyarlı bir kemik boşluktur. Ön iç kısmındaki "östaki borusu" sayesinde yutakla birleşir. Bu durum kulaktaki iç ve dış basınçları deııgeleme yönünden çok önemlidir. Östaki borusu normalde kapalı olup yutkunma ve esneme durumlarında açılır. Üst kısmından kulak arkasındaki mastoid kemiOn hava dolu hücrelerine açılır(. Bu ilgi orta kulak iltihapları n bu kemiğe geçmesi açısınan önemlidir.&lt;br /&gt;/ Orta kulakta bulunan önemli kısımlardaıı biri de kemikçikler zinciridir. Çekiç, örs ve üzengi kemikçikleri zar ile iç kulağın bağlantısını sağlarlar. Bu üç kemikçik vücudun en küçük kemikçikleri olup, zara gelen titreşimi takriben 12-19 kat arttırırlar ve iç kulağın "perilenrsıvısına iletirler. Çekiç kemiği zara yapışıktır. Örs, ortada ve üzengi ise iç duvarda yapışıktır. Üzengi kemiğinin yapıştığı nokta oval pencere adını alır ve iç kulağa titreşimlerin iletimi buradan olur. Orta kulakta bunlardan başka zarı gererek hassasiyeti arttıran "Tensor timpani" kası ve "üzengi" kası bulunur. Üzengi kası çok şiddetli seslerin iç kulağa iletimini azaltmakla görevlidir.&lt;br /&gt;İç kulak: Birbirleriyle birleşen bir takım kanallar ve boşluklardan yapılmış bulunan iç kulak bu karışık şekilden dolayı "labirent" adını almıştır. Labirent; "Kemik labirent" ve "zar labirent" olarak iki bölümdür. Kemik labirent dışta ve koruyucu görevli olan kısımdır. Zar ve kemik labirentler arasını "perilenf" denilen sıvı, zar labirentin içini de "endolenr sıvısı doldurur.&lt;br /&gt;Labirent yapı ve görev bakımından "salyangoz" (koklea) ve vestibül kısımlarını ihtiva eder. Vestibülde yarım daire kanalları ile, utrikül (kırbacık) ve sakkül (kesecik) ise denge organıdır.&lt;br /&gt;Koklea: 2,5 kere üzerine kıvrılmış bir salyangoz kabuğu biçimindedir. İşitmeyi sağlayan koklea bölümüne "korti organı" denilmektedir. Koklea kanalının içinde devamlı bir şerit gibi devam eden korti organında işitme, titreşimden elektrik dalgalarına çevrilerek, beyine iletime hazır hale getirilir.&lt;br /&gt;Vestibül: Kesecik, kırbacık adlı boşluklar ve üç yarım daire kanalından yapılmıştır. Yarım daire kanalcıkları utrikul (kırbacık) kısmına açılır. Bu organda dengenin sağlanmasında görevli iki tür reseptör (alıcı) bulunur.&lt;br /&gt;Kinetik reseptörler; her üç yarım daire kanallarının şişkin kısımlarında bulunurlar ve hareketler esnasında ortaya çıkan basınç değişikliklerini algı!arlar.&lt;br /&gt;Pozisyon reseptörleri; duran bir insanda başın pozisyonu ile yerçekimi arasında ilgiyi kurarak dengeyi sağlarlar.&lt;br /&gt;Işitme: Titreşimlerden saniyede 16-20.000 frekanslar (sıklık) arasında olanlar, insan kulağı tarafından ses olarak alınmaktadır. Titreşim kulak kepçesi tarafından toplanıp dış kulak yolundan zara iletilir. Zarın titreşmesiyle, ona bağlı olan çekiç kemiği de titreşir ve kemikçikler sistemi hareket eder. Bu sistem sesin şiddetini ortalama 16 (12- 19) defa arttırmaktadır. Üzengi kemiğinin yapıştığı oval pencereden titreşimler sıvı sisteme iletilir. Sıvı sistemin hareketi ve koklea içindeki korti organına tesiriyle elektriki uyartılar doğarak ses beyinde idrak edilebilecek hale gelir.&lt;br /&gt;Orta Kulak İltihabları&lt;br /&gt;Kulağın en çok görülen hastalığı. Çocukluk çağlarında oldukça fazla görülen bu hastalığın başlıca iki şekli vardır. Birincisi irinsiz orta kulak iltihapları, ikincisi irinli orta kulak iltihapları. İrinsiz orta kulak iltihaplarınin pek çok sebepleri olmakla beraber başlıcaları şunlardır: Çocukluk çağlarında sık sık tekrarlayan üst solunum yollarının virüs enfeksiyonları, allerji, atmosfer basınç farkları. Bu şekilde hastanın şikayetleri şunlar olabilir. Kulakta ani tıkanma ve ani ağrı, yavaş gelişirse işitmede azalma, kulakta çalkantı hissi, bazen çmlamalar. Tedavisinde, orta kulağa çeşitli metodlarla hava vererek negatif basınç düşürülmeğe çalışılır.&lt;br /&gt;İrinli orta kulak iltihaplarında ise âmiller, irin yapıcı mikroplardır. Bunlar soğuk algınlığı, nezle, üşütme, genel vücut mukavemetinin kırıldığı durumlarda kolaylıkla orta kulağa ulaşarak orada çoğalır ve iltihap meydana getirirler. Halsizlik, ateş, nabızda hızlanma, zonklama şeklinde kulak ağrısı, gittikçe artan ağır işitme, uğultu ve çmlamalar başlıca şikayetlerdir. İrinin orta kulakta birikip zarı germesiyle gecikilmiş vakalarda dayanamayan zar zayıf bir yerinden patlak verir ve irinin dışarıya akmasıyla, hastanın şikayetleri ortadan kalkar. Fakat bundan sonra bir akıntı başlar. Bu şeklin tedavisi ise, zarın kendiliğinden delinmesine fırsat vermeden aynı işi doktorun yapmasıdır. Çünkü, zarın en tehlikesiz yeri olan arka-alt dörtte biri doktor tarafından delinerek bu iş yapılır. Kendisi delinirse daha değişik, tehlikeli yerlerden olma ihtimali fazladır. Aynı zamanda doktorların yaptığı düzgün kesik, çok daha kolay kapanır. Fakat, kendiliğinden delinmelerde kulak zarı, kolay kolan kendini tamir edemez ve zar delik olarak kalır. Her iki durumda da irin boşaldıktan sonra uygun antibiyotiklerle destek sağlanır.&lt;br /&gt;Herhangi bir sebeple iyi tedavi edilememiş orta kulak iltihaplarında ileride çeşitli kötü durumlar meydana gelebilir. Zar tamamen tahrip olup işitemez hale gelebilir, kemikçikler iltihaba iştirak edip, çalışmaz olabilirler veya orta kulaktaki iltihap damarlar yoluyla beyine ulaşabilir. Kemikçiklerin normal durumda olmasına rağmen zarın işlemediği durumlarda plastik ameliyatla yeni bir zar yapılabilir. Zar olarak vücudun herhangi bir kısmından alınan fasia adı verilen zara benzer teşekküller kullanılır. Bu sayede oldukça iyi işitme temin edilebilir.&lt;br /&gt;Had orta kulak iltihapları en çok bebeklik çağında görülür. Çocuk oldukça huzursuzdur. Sürekli ağlar, elini kulağına götürür, kulağına parmakla bastırılınca çığlığı basar. Otoskopla bakılırsa, kulak zarının kızardığı ve dışa doğru bombeleştiği görülür. Bu dönemde yapılan uygun tedavi ile durum kısa zamanda normale döner. Mü zminleşen vakaların tedavisi de giderek zorlaşır. Hastanın kulağı yıllarca akar durur. Halk arasında yanlış olarak yerleşmiş bulunan "akan kulaktan zarar gelmez" inancı- nın da tedavinin ihmal edilmesinde rolü vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KULAK ÇINLAMASI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hastanın kendisi tarafından bazen çok nadir de olsa başkaları tarafından da duyulabilen ve baş içinde meydana gelen bir takım sesler.&lt;br /&gt;Sümkürme, çiğneme, esneme gibi olaylara eşlik eden sesler normal olarak kabul edilir ve kulak çınlamaları grubuna girmezler. Asıl çınlamalar bir takım hastalıklarla beraber görülenlerdir.&lt;br /&gt;Kulak çınlamasının tipleri: Çınlamalar devamlı ve belirli aralıklarla olabilir. Menşei, iç kulaktaki işitme organında (koklea) veya bunun dışında olabilir. Çınlama, yalnız hastanın kendisi tarafından duyulursa sübjektif, hasta ve çevresindeki şahıslar tarafından da duyulursa objektif olarak adlandırılır. Çınlamalar; bilhassa titreşim yapan (Vibratuar) veya titreşim yapmayan (Nonvibratuar) olarak iki tipte mütalaa edilirler.&lt;br /&gt;Titreşim yapan (Vibratuar) çınlamalar: Bu tip çınlamalar, boğaz ve' ağız içindeki bir takım kasların anormal bir şekilde titreşimlerinin ve kasılmalarının neticesi olarak takırtılı sesler halinde, bazen başkalarının da duyabileceği bir takım seslerdir.&lt;br /&gt;Kalb-Damar sistemine ait hastalıklarda da kulak çmlaması görülür. Bunlarda genellikle hasta tarafından ve bazen başkası tarafından da kulakta nabız atması şeklinde ritmik bir sesin husule geldiği duyulur ki, hipertansiyonu olanlarda veya âni olarak tansiyon artmalarında bu aşikardır. Keza, kulak çevresindeki atardamarlara ait hastalıklarda da nabızla beraber duyulan ritmik sesler vardır. Toplardamarlara ait sesler ise ileri derece düşük tansiyonlu ve kansız kimselerde görüldüğü gibi, devamlı olarak derinden gelen bir uğultu şeklindedir. Kuvvetli beden hareketlerinden sonra bir müddet için, kulakta nabız atması şeklinde bir ses işitmek de mümkündür. Fakat dinlenince geçen bu olay normal bir durumdur.&lt;br /&gt;Titreşim yapmayan (Nonvibratuar) çmlamalar: Bunlar kulak dışında doğan titreşimlerin iç kulaktaki işitme organına erişmesi şeklinde değil de bizzat işitme organının sinirsel kısımlarında çeşitli sebeblere bağlı olarak meydana gelen bozukluklar sonucu ortaya çıkarlar. Mesela yaşlılıktaki işitmenin azalması ve kaybındaki (Presbiakuzi) çınlamalar böyledir. Yine şeker hastalığı gibi metabolik bozukluklarda, hipertiroidizm gibi hormonal sistem bozukluklarında; kinin, salisilik asit, alkol, nikotin, arsenik, kurşun, fosfor, karbonmonoksit, karbonbisülfat, morfir., atropirı ve etilen boyaları gibi ilaçların, kimyasal ve toksik (zehirli) maddelerin vücuda alınmasında; streptomisin, neomisin, kanamisin gibi antibiyotiklerin kulanılmasında işitme organının sinirsel kısımları harabiyete uğramaktadır. Bunun sonucu olarak işitme kayıpları, baş dönmeleri ve bu arada kulak çınlamaları meydana gelebilmektedir.&lt;br /&gt;Kafa travmalarında (çarpmalarında) meydana gelebilen diğer hasarlara işitme organı da iştirak etmişse, devamlı veya âniden yüksek sese maruz kalınmışsa, husâle gelen hasar sonucu işitme kaybı ve kulak çınlaması ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;Dış kulak yolunun tamamen kulak kiriyle dolmasında;&lt;br /&gt;orta kulak ve iç kulak iltihaplarında; yine iç kulakta damarların genişlemesi ve kan sızdırması, su toplanması gibi hadiselere sebep olan allerji, lösemi (kan kanseri) gibi hastalıklarda kulak çınlaması bulunabilir.&lt;br /&gt;Ayrıca işitme sinirlerinin bir tümörie baskıya maruz kaldığı durumlarda ve bu siniri de tutan sirengomiyeli gibi sinir sistemi hastalıklarında da kulak çınlaması vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-870967998142977707?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/870967998142977707/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kulak-ve-kulak-iltihaplar-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/870967998142977707'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/870967998142977707'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kulak-ve-kulak-iltihaplar-hakknda.html' title='Kulak ve kulak iltihapları hakkında bilgiler'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8200631293747702983</id><published>2009-03-25T11:53:00.000-07:00</published><updated>2009-03-25T11:59:30.265-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuduz'/><title type='text'>Kuduz olmak kuduzluk hakkında bilgi</title><content type='html'>Merkezi sinir sistemini ağır şekilde tutan bir zoonoz (insanlara hayvanlardan&lt;br /&gt;geçen hastalık). Bugün bile insanlarda ölüme sebep olmaktadır. Etkeni, Rhabdoviruslar gurubundan bir RNA'lı virüsdür. Kuduz hayvanlarının salyasında bulunur ve genellikle ısırma suretiyle bulaşır. Tabii konakçısı olan vampir (kan emici) yarasanın, yağ dokusu ve tükürük bezinde bulunur. Bu yarasa dışında bütün memelilerde koruyucu tedbirler alınmazsa hemen daima öldürücüdür. Bugüne kadar belirtiler ortaya çıktıktan sonra kurtulan sadece üç yaka mevcuttur. Ölüm, özellikle solunum felci ile olur.&lt;br /&gt;Hastalığın kuluçka süresi; sekiz günden iki yıla kadar değişebilir. Ortalama kırk gündür.&lt;br /&gt;Bu devrede kuduz aşısı veya anti serumu yapılırsa hastalık belirti vermeden önlenebilir. Aşının gayesi vücutta çabuk ve yüksek seviyede antikor hasıl edip virüsün nötralize edilmesidir. Klinik belirtiler çıktıktan sonra, aşıdan fayda beklenemez.&lt;br /&gt;insanlara hastalığın bulaşmasında başlıca aracı olan köpekte ilk belirtiler; hayvan evcilse farkedilen huy değişmeleridir. Hayvan alışılmış hareketlerini yapmaz, garip davranışlar içine girer. Ot, tahta, kumaş v.b. şeyleri yemeye çalışır, huysuz ve huzursuzdur, çeşitli hayallere dalar ve çevresine saldırır, devamlı koşar, ağzından salyası akar ve dört-beş gün içinde felç- ler gelişerek ölür.&lt;br /&gt;Hastalığın gelişimi: İlk olay canlı virüsün deri veya mukozalardan vücuda girmesidir. Virüs önce bu bölgedeki çizgili kas hücrelerinde çoğalır. Bunun ardından sinir uçlarından içeri giren virüs, sinir yolunu takip ederek merkezi sinir sistemine ulaşır. Tecrübi olarak kanda virüs bulunabileceği de gösterilmiştir. Ancak hastalığın gelişiminde bunun pek önemi yoktur. Beyinde hemen sadece gri cevherde çoğalan virüs, yeniden otonom sinirler yolu ile tükürük bezleri, böbrek üstü bezi, böb rek, akciğer, karaciğer, iskelet kasları, deri ve kalb gibi diğer organlara ulaşır. Virüsün tükürük bezine ulaşması hastalığın salya ile bulaşmasını sağlar. Kuluçka süresinin çok farklı olabilmesi vücuda giren virüs sayısına, girdiği yerin merkezi sinir sistemine uzaklığına, tutulan doku miktarına ve kişinin savunma mekanizmalarına bağlı gibi görünmektedir.&lt;br /&gt;Hastalığın merkezi sinir sistemine yerleşmesi ile burada kanma artar, sinir hücre çekirdekleri harap olmaya başlar ve bu kusurlu sinir hücreleri, sahaya hücum eden savunma hücreleri tarafından ortadan kaldırılır. Bölgeye gelen iltihabi hücrelerin artışı ile bir beyin iltihabı meydana gelir. Zamanla klinik tablo da ağırlaşarak ilerler.&lt;br /&gt;Belirtileri: Kuduz bir hayvan tarafından ısırılıp tedavi edilmeyen bir insanda ilk belirtiler, kuluçka devri bittikten sonra 1 ilâ 4 gün sürebilir. Bu belirtiler; ateş, baş ağrısı, ısırık yerinde hassasiyet ve kaşıntı, kırgınlık, halsizlik, boğaz ağrısı, kas ağrıları, kolay yorulma, iştahsızlık, bulantı, kusma ve kuru öksürük olabilir. Duygusal devrede; içine kapanma her şeyden alınma, gözlerde korku hissi, yüz mimiklerinde değişme, hâtıralarla hırçınlaşma gözlenir. Daha sonra huzursuzluk, beş duyuya ait hayaller, kavgacılık, düşüncelerde garip değişmeler, kasılmalar hava akımından, parlak ışıktan, yüksek sesten, su içmek- ten hatta görmekten korkma gelişir. Sudan korkmanın sebebi yutkunma kaslarının şiddetli ağrı vermesidir. Salyasını yutamayan _hastanın ağzı köpürür ve sonunda felçlerle ölür.&lt;br /&gt;Teşhis: Hastanın klinik bulgu vermesi halinde, hikâyesinde kuduz yönünden şüpheli bir hay van ısırığının bulunması teşhiste yardımcıdır. Ancak mühim olan, hasta klinik bulgu vermeden risk altında olup olmadığının tesbit edilmesidir. Çünkü klinik bulguları takiben başlanan tedavinin başarılı olma ihtimali çok azdır.&lt;br /&gt;Teşhiste laboratuar bulguları: Komplikasyonlar olmadıkça kan kimyası normaldir. Kanda dolaşan beyaz küre (akyuvar) sayısı hafifçe artar. Ancak normalden (5-7 bin/mm3) 30 bin/mm3'e kadar herhangi bir değerde de olabilir.&lt;br /&gt;Her virüs enfeksiyonunda olduğu gibi kesin teşhis şu metodlarla konabilir:&lt;br /&gt;İltihaplı doku ve sıvılardan (beyin, tükürük, beyin-omurilik sıvısı v.b.) virüsün izole edilmesi ve gösterilmesi.&lt;br /&gt;Aşısız kişide bir seri serum çalışması ile kuduz virüsüne karşı oluşmuş antikor miktarının dört kat arttığının gösterilmesi.&lt;br /&gt;3-Virüs bulaşmış dokuda hassas bir metod olan Floresan Antikor Tekniği ile virüs antijeninin gösterilmesi.&lt;br /&gt;Ölen veya öldürülen şüpheli hayvanın beyin dokusundan veya beyin biopsilerinden şu çalışmalar yapılabilir.&lt;br /&gt;Beyin dokusu nümunelerinin fareye enjeksiyonu ile virüs üretme ve izole etme çalışması.&lt;br /&gt;Floresan Antikor Tekniği ile virüs antijeninin gösterilmesi.&lt;br /&gt;c) Işık veya elektron mikroskobu ile Negri cisimciklerinin aranması.&lt;br /&gt;Negri cisimcikleri; seller boya- ile pembe boyanan hücre çekirdeğine yakın bulunan kuduz hastalığına has virüs parçacıklarıdır. Beyinde özellikle ammon boynuzu, beyin kabuğu, beyin sapı ve beyincik purkinje hücrelerinde dağılım gösterir. Negri cisimcikleri görüldüğünde, kuduz teşhisi konur ise de, görülmemesi kuduz hastalığı olmadığı manasına gelmez. Zira kuduz vakalarının % 20'sinde gösterilememektedir.&lt;br /&gt;Korunma: Esas korunma; bulaştırmada en önemli rolü oynayan başı boş köpeklerin ortadan kaldırılmasıdır. Ev hayvanları, kuduz virüsü ile karşılaşma riski yüksek olan veterinerler, mağaracılar, laboratuar işçileri, hayvan bakıcıları önceden aşılanmalıdır. Şüpheli ısırıklarda yara yeri hemen ilk fırsatta bol su ve sabunla, yıkanmalıdır.&lt;br /&gt;Tedavi şartlan: Her sene dünyada milyonlarca insan hayvanların şüpheli saldırılarına maruz kaldığı için, bütün bu kişilerin tedavi altına alınması yerine, tedavi için bazı şartların varlığı aranır. Çünkü aşı ve anti serum tedavilerinin de riskleri mevcuttur.&lt;br /&gt;İnsana sebepsiz saldıran hayvanları mümkünse yakalamalıdır. Yakalanan vahşi veya aşısız evcil hayvanlar öldürülüp kafası en kısa zamanda beyin dokusunda kuduz yönünden tetkik yapılabilecek bir laboratuara gönderilmelidir. Bu yönden en güvenilir metod, Floresan Antikor Tekniği'dir. Eğer bu teknikle kuduz virüsü tesbit edilemezse, hayvanın salyasında kuduz virüsü olmadığı kabul edilir ve saldırıya maruz kalan kişinin tedavisi gerekmez. Ancak Floresan Antikor Tekniği veya Negri cisimciği müsbet çıkarsa tedavi icabeder. Negri cisimciği tetkiki menü de olsa, kuduz şüphesini ortadan kalclumaz.&lt;br /&gt;Saldıran hayvan aşılı ise ve yakalanırsa, müşahade altına alınır. Hayvan 10 gün içinde hastalık belirtisi verirse kafası yine tetkike gönderilmelidir. Eğer hayvan bu süre zarfında hastalık belirtisi göstermezse tedavi gerekmez.&lt;br /&gt;Yakalanamayıp kaçan hayvanlar kuduz kabul edilir ve tedaviyi gerektirir.&lt;br /&gt;Tedavi: Tedavinin üç ana prensibi vardır:&lt;br /&gt;1) Yara tedavisi: Kuduz şüphesi olan hayvan tarafından ısırılan yer hemen ilk fırsatta bol su ve sabunla veya tentürdiyot gibi alkollü dezenfektanlarla yıkanmalıdır. Çünkü kuduz virüsü sabun ve alkole hassastır. Bulunabilirse Zefıran veya Cetavlon gibi kimyasal dezenfektanlar da faydalıdır. Ayrıca tetanos aşısı uygulanmalı ve tetanos için antibiyotik (genel olarak penisilin) kullanılmasına başlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Pasif bağışıklama: Kudus antiserumları ile yapılır.&lt;br /&gt;3- Aktif bağışıklama: Ölü kuduz virüsü aşıları ile yapılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8200631293747702983?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8200631293747702983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kuduz-olmak-kuduzluk-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8200631293747702983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8200631293747702983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kuduz-olmak-kuduzluk-hakknda-bilgi.html' title='Kuduz olmak kuduzluk hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-131512005344546406</id><published>2009-03-25T11:40:00.000-07:00</published><updated>2009-03-25T11:47:48.918-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kromozom'/><title type='text'>Kromozom nedir ? Kromozom hakkında bilgi</title><content type='html'>Hücre çekirdeğinde bulunan, hücre bölünmesi sırasında belirli şekil alan ve bazik&lt;br /&gt;boyalarla koyu boyanabilen ipliksi yapılar. Bileşiminde DNA ve pek çok protein çeşidi bulunur. Nükleoprotein yapısında birimlerdir. Bunlar bir canlının büyümesini, gelişmesini ve kalıtım özelliklerini ihtiva eden genleri taşırlar. Genler DNA yapısındadır. Genetik bilgilerin taşınmasından DNA mesüldür. Eler türün hücrelerinde sabit sayıda kromozom bulunur. Bezelyelerde hücre başına 14 kromozom, insan hücrelerinde 46, barsak solucanında 4, bal arısında 32,farede 40, sığırda 60, patateste 48, mısırda 20, kurbağada 26, çekirgede 30, sirke sineğinin hücrelerinde 8'er kromozom bulunur. Bu sayı 2n ile gösterilir. Diploid adını alır. İnsan için 2n=46'dır.&lt;br /&gt;Kromozomlar, hücrenin dinlenme devrelerinde çekirdekte ışık mikroskobuyla görülemeyecek kadar çok ince ağ şeklinde bulunurlar hücre bölünmesi sırasında sıkı bir yay gibi şekil alarak kalınlaşırlar. Bu devrede bazik boyalarla boyandığından ışık mikroskobuyla görülebilirler. Kromozomların boyları 2-6 mikron, çapları ise 0,2-2 mikron kadardır. Kromozomların büyüklüğü de her tür için sabittir. Mesela, insan kromozomlarının uzunluğu 4-6 mikron kadardır.&lt;br /&gt;Her ferdin kromozomlarının sayısı, şekli ve büyüklüğü onun karyotipini teşkil eder. Karyotip, dölden döle korunur ve tür, kendine has özellikleri devam ettirir. Karyotipe dayanılarak bazı türlerin kromozom haritaları çıkarılmıştır.&lt;br /&gt;Kromozomlar, protein bir kılıf ve "matriks" denen ara madde içinde bulunan en az iki iplikten yapılmıştır. Bu ipliklerden her birine "kromatid" denir. Araştırmalar, bu ipliklerin de iki veya daha çok sayıda iplikten yapılmış olduğunu göstermiştir. Kromatidleri meydana getiren ipliklere, "kromonema" veya "kromomer" veya "Kromatin iplik" adı verilir. Bu iplikciklerin üzerinde "Kromomer" veya "Kromatin tanesi" denen şişlikler bulunur. Kromatin taneleri, yapılarında genleri taşırlar.&lt;br /&gt;Eşeyli üreyen canlıların vücut hücrelerinde her kromozom çeşidinden iki tane bulunur. O fert bunların birini anasından diğerini babasından almıştır. Şekil ve yapı bakımından birbirine benzeyen, biri anadan diğeri baba- da n gelen kromozomlara "homolog kromozomlar" denir.&lt;br /&gt;Çift eşeyli canlıların vücut hücrelerinde diploid sayıda (2n) kromozom bulunmasına rağmen, üreme hücrelerinde haploid (n) sayıda kromozom bulunur. Türlerde kromozöm sayısını sabit tutmak için cinsiyet hücreleri, olgunlaşmadan önce mayoz (meios) bölünme geçirerek (2n) sayısını yarıya (n) indirger. Mayoz, yalnız eşey hücrelerinde gözükür.&lt;br /&gt;İnsan vücut hücrelerinde 23 çift (46 adet), üreme hücrelerinde ise 23 adet kromozom bulunur. Döllenme sonucu hasıl olan zigot, dişiden (n) ve erkekten (n) kromozom sayısını alarak (2n) sayısına ulaşmış olur. Böylece türlerin sabit kromozom sayısı korunmuş olur. İnsanın sperm hücrelerinde (erkekte) n=23, yumurta hücrelerinde (dişide) n=23 sayıda kromozom vardır.&lt;br /&gt;Cinsiyet kromozomları: Kromozomların daima bir çifti cinsiyeti belirler. Bunlara eşey kromozomları da denir. Geri kalanlar ise eş çiftler halinde otozomal kromozomlardır. Cinsiyet kromozomları X ve Y diye iki tiptir. X dişilik, Y erkeklik kromozomudur. Y kromozomu, X kromozomuna baskın (domanant) dır. Dişilerde cinsiyet kromozom çifti XX, erkeklerde ise XY şeklindedir. X ve Y cinsiyet kromozomlarına "gonozom" veya "hetero kromozomlar" denir. insanlarda vücut hücrelerinin kromozom formülü: 2n-=.46 dır. Dişi bireylerde bunların 44 tanesi otozom ve 2 tanesi gonozom (XX), erkekte ise 44 otozom ve 2 gonozom (XY) bulunur.&lt;br /&gt;O halde dişi bireylerin diploid kromozom sayısı 2n=44+XX ve erkeklerin 2n=44+XY olarak ifade edilebilir. Diğer canlılarda da bu kaide geçerlidir. Drosaphila'nın (sirke sineği) dişisinde 2n = 6 + XX, erkeklerinde 2n = 6 + XY dir.&lt;br /&gt;Cinsiyet hücreleri, mayoz bölünme sonucu kromozom sayılarını yarıya indirgediğinden, (n) sayıda kromozom taşırlar. Dişilerin yumurta hücrelerinde daima X cinsiyet kromozomu bulunur. Erkeklerin sperm hücrelerinin yarı sayısında X, diğer yarısında ise Y kromozomu bulunur.&lt;br /&gt;insanlarda üreme hücrelerinin kromozom formülü dişilerde (yumurta hücresinde) n=22+X, erkeğin sperm hücrelerinde n=22+X veya n=22+Y'dir.&lt;br /&gt;Demek ki, erkekte cinsiyet bakımından iki farklı sperm mevcuttur. n=22+X kromozomlu olanlar dişilik, n=22+Y olanlar ise erkeklik özelliği taşırlar. Dişilerin yumurta hücreleri daima n=22+X olduğundan her zaman dişilik özelliği gösterirler.&lt;br /&gt;X kromozomlu bir sperm, yumurta hücresini döllerse, zigot 2n=44+XX olacağından yavru dişi doğar. Yumurta hücresi Y kromozomlu bir sperm ile döllenirse 2n=44+XY zigotu oluşur. Y kromozomu X'e dominant olduğundan yavru erkek olur. Görüldüğü gibi cinsiyetin tayini erkekten gelen sperme bağlıdır. Buna rağmen, bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan kimseler tarafından, bazı yörelerde haksız olarak kadınlardan erkek çocuk doğurması istenir. Hatta erkek doğurmayan kadını boşayanlara da rastlanır.&lt;br /&gt;insanda X'e ve Y'ye bağlı irsi hastalıklar vardır, Mesela Miyop, renk körlüğü, hemofili genlerinin kalıtımı X'e bağlıdır. Erkek çocuklarda ikinci ve üçüncü ayak parmaklarının yüzücü kuşlar gibi perdeli oluşu Y kromozomu ile taşınır. Kulak içlerinin çok sayıda lulh oluşu da Y kromozomu ile babadan oğula taşınır. Bu özellik kızlarda asla görülmez.&lt;br /&gt;Her karekter en az iki genle tayin edilir. Genetik biliminde her gen bir harf ile temsil edilir. Dominant (baskın) genler büyük harfle, resesif (çekinik) genler aynı harflerin küçükleriyle&lt;br /&gt;rilir.&lt;br /&gt;Kromozom hastalıklan: Bazı hallerde mayoz (-=-meiosis) bölünmede kromozomlar eşit şekilde hücrelere gitmez. Dolayısı ile yeni doğan bireylerde 2n kromozom sayısında sapmalar gözükür. Bu durum hastalık hali kabul edilir.&lt;br /&gt;Turner hastalığına sahip olan dişilerde sadece bir X kromozomu -bulunur. (45X0) olarak gösterilir. Cinsiyet gelişmeleri bozuk, boyları kısa, aşırı şişman ve kısırdırlar. K linefelter bozukItığuna sahip olan erkekler ise iki X ve bir Y kromozomuna sahiptir. (47XXY) olarak ifade edilir. Bunlar ince sesli, seyrek sakallı, iç üreme organları küçük, geri zekalı olurlar.&lt;br /&gt;Nadir hallerde XXX, XXXY, XXXXX, XXXXY cinsiyet kromozomlu bireylere de rastlanır. Bu durumda X kromozom sayısına bakmaksızın Y kromozom taşıyan bireyler erkektir.&lt;br /&gt;Nesiller arasındaki genetik özellikler ana-babadan oğula üreme hücrelerinin çekirdeklerinde bulunan kromozomlar vasıtasıyla aktarılır. Daha doğrusu kromozomların kromonema ipliklerinde dizili olan kromatin tanelerinde bulunan genlerle taşınır. Genler DNA yapısındadır. O halde irsi özellikler nesiller arasında DNA molekülleri ile aktarılır. DNA molekülleri kendilerini eşleme özelliğine, yani kopyasını yapabilme kabiliyetine sahiptirler. Ana ve babadaki DNA molekülleri, kopyalarını üreme hücrelerine aktararak şifreledikleri irsi, özelliklerin oğula geçmesinde rol oynarlar. Kısaca DNA ile gösterilen deoksiribo nükleik asit, hücrenin çekirdeğinde bulunan irsiliğin temeli olan kromozomlarda bulunur. Kendinden önceki canlının bütün vasıflarına sahiptir. Anne ve babanın bazı hususiyetleri DNA'da gizlidir.&lt;br /&gt;Her canlıda kendine has DNA molekülü bulunur.Hurma ağacından portakal yetişmemesi, ineğin at yavrusu doğurmaması, insandan maymun, maymundan insan meydana gelmemesi hep bu DNA molekülündeki hususiyettendir.&lt;br /&gt;Beynimizde çeşitli bilgiler ve çeşitli insanların resmi bulunmaktadır. Beynimizi açsak bunların hiç birini görmek mümkün değildir. Konuşmamızla meydana çıkanlar' olur. Teyb bandında ki bilgileri de dışarıdan bakmakla, bir teyp olmadıkça anlayamayız. DNA'lar teyb bandına benzetilebilir. içi sularla doludıır. En akıllı kimse bile, DNA'daki hayat sırrını bilmek- ten âcizdir. Canlıların karakterlerinin (mavi gözlülük, kıvırcık saçlılık, esmerlik, sarışınlık, çekik gözlülük v.s.) cansız bir molekül içinde şifrelenmesi ve bu molekülün kendini otomatik olarak eşleyebilmesi, karakterleri nesilden nesile aktarabilmesi, daha açık bir ifade ile hayat sırrını taşıması hayrete şayandir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-131512005344546406?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/131512005344546406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kromozom-nedir-kromozom-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/131512005344546406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/131512005344546406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kromozom-nedir-kromozom-hakknda-bilgi.html' title='Kromozom nedir ? Kromozom hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2710001530676670001</id><published>2009-03-24T10:49:00.000-07:00</published><updated>2009-03-24T10:51:56.455-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kramp'/><title type='text'>Kramp nedir? Kramp hakkında bilgi</title><content type='html'>Bir veya daha çok kasın, bütününün veya bazı parçalarının irade dışı ve ağrılı kasılmaları. En sık, ayak ve baldırda olur.&lt;br /&gt;Bazı kişiler krampa daha yatkındır. Sıklıkla gece ortaya çıkar ve yaşlılarda daha sık görülür. Aşırı sıcak ve kuvvetli egzersiz kramp gelişmesini kolaylaştırır. Sık ve önlenemeyen kramplar omurilik ön boynuz hücrelerinin ve motor sinirlerin çeşitli hastalıkları; kas hastalıkları; özellikle müsküler distrofı ve gebelik, aşırı sıvı kaybı ve sodyum kaybı durumlarında ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;Krampın mekanizması tam bilinmemekle beraber, sinir ve kas zarlarının aşırı çalışması durumunda ortaya çıkmaktadır. Elektromiyografik tetkiklerde elektriki potansiyelin çok yüksek ve sık olduğu dikkati çekmiştir. Ağrı şiddeti ile kasın kasılma derecesi paraleldir. Muhtemelen bu, o sıradaki az kanlanmaya ve kasın fazla kasılması ile daha çok meydana gelen zararlı artıklara bağlıdır.&lt;br /&gt;Mesaj ve kuvvetli germe, krampa karşı faydalıdır. Eğer kramp ciddi ise kas ağrısı birkaç gün süreyle sebat edebilir. Quinine sulfat ve procainamide veya diphenhydramine hydrochloride&lt;br /&gt;sık kramp gelmesini önleyebilir Kramplar, özellikle denizde yüzme esnasında tehlikeli olmaktadır. Yüzerken gelen bir kramp büyük adaleleri tutarsa ve kişi tecrübesiz ise kolayca boğulabilir. Böyle bir krampla karşılaşan yüzücü, yanında taşıdığı bir küçük iğneyi kramp giren adeleye batırmak veya çimdik atmak suretiyle krampı giderebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2710001530676670001?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2710001530676670001/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kramp-nedir-kramp-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2710001530676670001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2710001530676670001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kramp-nedir-kramp-hakknda-bilgi.html' title='Kramp nedir? Kramp hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-8203482846582425206</id><published>2009-03-24T10:41:00.000-07:00</published><updated>2009-03-24T10:49:22.156-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='körlük'/><title type='text'>Körlük hakkında bilgi</title><content type='html'>Ferdin bir çok işte çalışması- nı engelleyecek onu, hayat için başka insanlara, kuruluşlara veya cihazlara muhtaç kılacak bir görme kaybının olması. "Daha iyi olan gözde iyi düzeltme ile onda bir (% 10) veya daha az görme keskinliği veya görme alanının en geniş çapının 20 dereceden az bir açı meydana getirmesi" şeklinde tarif edilir. Bir işçinin görmesi, işini daha tala devam ettiremeyecek kadar zayıflarsa "Endüstriyel körlük" ortaya çıkmış demektir. Ehliyetin iptal edilmesini gerektirecek derecedeki körlük ise: "Otomobil körlüğü" dür. Bir gözde tam görme kaybı, diğer göze büyük değer kazandırmasına karşılık, görme kapasitesini sadece yüzde 10 azalttığı söylenir.&lt;br /&gt;Körlüğün dünyadaki yaygınlığı: Dünya Sağlık Teşkilatı'nın 1988'deki araştırmalarına göre 10 binin üzerinde kişi tamamen kördür ve daha milyonlarca kişi de normal bir hayat süremeyecek derecede görmelerini kaybetmişlerdir. Bu sayı, bütün dünya nüfusunun yüzde 04-5'i kadar olup, her geçen gün hızla anmak- tadın Tıbbi şartların iyi olmadığı ülkelerde körlük oranı daha çoktur.&lt;br /&gt;Körlük sebepleri: Önlenebilir körlüğün dünyadaki sebepleri, trahom, onkosersiyazis ve kseroftalmi denen göz kurumasıdır. Trahomdan iki milyon, onkosersiyazisten ise takriben bir milyon kişi ve kseroftalmiden de 100.000 kişi kördür. Dünya Sağlık Teskilatfnın yayınlarında glokom (Göz içi basıncın artması),&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORLÜĞÜN SEBEPLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katarakt (saydamın kesifleşmesi), göz arka tabakası olan retinanın kopması ve şeker hastalarının retina tabakası harabiyeti ayrı ayrı belirtilmemiştir. Fakat bunlar da önlenebilir körlük sebeplerinden sayılır. Onkosersiyasiz, Afrika'da Simulimu Damnosum isimli bir karasineğin, yuvarlak bir kurt olan onchocerca volvulus'un yumurtalarını ısırarak bulaştırmasıyla meydana gelen bir hastalıktır. Bu kurdun yumurtaları nehirlerde olduğu için bu hastalığın yaptığı körlüğe nehir körlüğü de denir. (Bkz. Trahom). Kseroftalmi ise A vitamini yokluğu veya yetersizliğine bağlıdır. Ayrıca protein ve kalori yönünden eksik veya yetersiz beslenme ile şiddetlenir. Özellikle bu tip eksik beslenme olan memleketlerde çocuklarda, gözün camsı cisminin yumuşamasına ve iltihaplanmasına, hatta delinmesine de yol açabilir.&lt;br /&gt;Körlüğün diğer sebepleri: Giokom (göz tansiyonu artması), şeker hastalığı, katarakt (göz merceğinin bulanması, halk arasında "aksu"), retinanın kopmasıdır. Giokoma halk arasında "karasu" da denir. Ayrıca, lepra (cüzzam), herpes simplex denen uçuk âmilinin camsı cisimi bulandırması da bir körlük sebebidir. Retinayı besleyen atardamarı ile bu dokunun kanını toplayan toplardamarın tıkanma veya daralması da körlük sebebidir. Ayrıca, doğuştan 7 yaşına kadar beyindeki görme fonksiyonlarının ve görme yollarının gelişme yokluğp veya azlığına bağlı olarak göz tembelliği denen "ambliyopi"nin de körlük sebebi olduğu muhakkaktır. Muayene ile herhangi bir hastalık tesbit edilemez. Sebepleri arasında irsiyetin rol aldığı düşünülmektedir. Bütün annelerin bebeklerinde, altıncı aydan itibaren ortaya çıkan ve şaşılık ile birlikte olan bu tip göz tembelliğini düşüne rek mutlaka bir göz hekimine gitmeleri zaruridir.&lt;br /&gt;Körlüğün önlenmesi: Tedavisinden çok, önlenmesi mühimdir. Bu, da çocukluk çağında tedbirli davranmakla mümkündür. Gördükleri için şükreden bütün dünya insanlarının, bir kişinin kör olmasını önlemek için her türlü maddi ve manevi yardımda bulunması insanlık icabıdır.&lt;br /&gt;Körlerin yeniden hayata bağlanmaları: Son yıllarda teknolojik gelişmeler, körlere zengin ve daha üretici bir hayat ve yeni imkanlar tanımıştır. Bu gelişmeleri değerlendirmek için, ilgilendiğimiz kör toplumu yakından tanımak gerekmektedir. Yapılacak tek şey, her körün kabiliyeti nispetinde, en iyi yapabileceği bir işin, rahatlıkla yapacak derecede öğretilmesidir. Bunun için özel eğitim ve öğretim, sağlık ekipleri vardır. Bu da körlerin rehabilitasyonu ile ilgili devlet müesseselerinde gerçekleştirilmelidir. Rehabilitasyon şöyle programlanabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az görenlerin görmelerine yardım: Bunlar kanuni kör olarak tanımlanan kişilere yapılan yardımı ihtiva eder. Bunun için birçok tıbbi merkezlerde kurulan özel kliniklerde ele alınmaktadır. Burada hastalara optik yardım imkanlarına göre görmelerini artırıcı ekzersizler yaptırılır. Bu hastaların yakın görmelerini sağlamak için her iki göze 10 dioptrilik ince kenarlı mercek verilir. Tek göz için ise 40 dioptrilik ince kenarlı mercek verilir. Ayrıca yeterli aydınlanmanın rolü izah edilmelidir.&lt;br /&gt;Bunun için Braille sistemi uygulanır. Nokta ile okuma sistemi olup, I825'de ortaya atılmıştır.&lt;br /&gt;Hareket eğitimi: Özel kurslarla sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;Kılavuz köpekler: Sahibine yardım edebilmek için özel eğitilmiş köpekler kullanılır. Ancak, bunun da sahibinin insiyatifine göre hareket etmesi ve beslenme ve yatacak yerinin temini bir problem arzeder. Onun için bas- ton daha çok tercih edilir.&lt;br /&gt;Elektronik aletler: Harflerin görüntülerini dokunma ile algılayabilecek şekilde Optacon denen elektronik ciha zlar vardır. Portatiftir. Ayrıca konuşan hesap makineleri de vardır. Bunlar giriş sinyallerini işitebilir cevaplara çevirir. Bazıları, kapalı devre televizyon temeline dayanan çeşitli optik büyütücüler piyasaya çıkarmıştır. Mesela, Apollo elektronik görme cihazı, zoom' lu bir kamera, ekran ve bir aydınlatıcıdan ibarettir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-8203482846582425206?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/8203482846582425206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/korluk-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8203482846582425206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/8203482846582425206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/korluk-hakknda-bilgi.html' title='Körlük hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2083890004980558001</id><published>2009-03-22T15:23:00.000-07:00</published><updated>2009-03-22T15:32:25.372-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kör bağırsak'/><title type='text'>Kör bağırsak nedir? Kör bağırsak hakkında bilgi</title><content type='html'>Kalın barsağın ilk parçası. Kalça çukurunun sağ yarısında ve ince barsak muhtevasının kalın barsağa geçtiği kapağın altında yer alır. Düzensiz bir torbaya benzeyen körbarsağın uzunluğu 6-7 cm, genişliği 7,5-8 cm olup, kalın barsağın en geniş kısmıdır. Apandis de bu barsak üzerindedir. Kalın barsağın başka yerlerinde olduğu gibi körbarsağm da üzerinde boyuna ilerleyen şerit yapılar vardır. Bu yapılar, körbarsağın ekseninin arka iç yüzünde birleşirler. Bulunmakta güçlük çekilen apandis, anatomik olarak bu şeritlerin takibi ile bulunabilir.&lt;br /&gt;Körbarsakta tüberküloz (verem) ve kanser olabilir. İltihabina tiflit denir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2083890004980558001?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2083890004980558001/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kor-bagrsak-nedir-kor-bagrsak-hakknda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2083890004980558001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2083890004980558001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kor-bagrsak-nedir-kor-bagrsak-hakknda.html' title='Kör bağırsak nedir? Kör bağırsak hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-495819454154475842</id><published>2009-03-22T15:20:00.000-07:00</published><updated>2009-03-22T15:23:30.654-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hidrozadenit'/><title type='text'>Köpek memesi (Hidrozadenit) Nedir?  Köpek memesi (Hidrozadenit) hakkında bilgi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Köpek memesi (Hidrozadenit) Nedir? Köpek memesi (Hidrozadenit) hakkında bilgi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koltukaltı veya kasıktaki terbezlerinin had cerahatli iltihabı. Çoğu defa yetişkinlerin yakalandığı hastalığın hemen daima amili stafılokok denen mikroplardır. Koltuk altında veya kasık bölgesinde ağrılı, üzeri kızarık, parmakla üzerine basıldığındr dalgalanma hissi veren kitle gelişir. Bölgedeki ağrı, hareketlere engel olur. Bir bezden sonra başka bir bezin iltihaplanmasıyla hastalık aylarca sürebilir. Hidrozadenit bazen bir bazen iki taraflı olur. Had dönemde apse, cerrahi usâlle boşaltılir. Müzmin vakalarda kitlenin çıkartılması gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-495819454154475842?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/495819454154475842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kopek-memesi-hidrozadenit-nedir-kopek.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/495819454154475842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/495819454154475842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kopek-memesi-hidrozadenit-nedir-kopek.html' title='Köpek memesi (Hidrozadenit) Nedir?  Köpek memesi (Hidrozadenit) hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8298934966046274330.post-2930400506904748295</id><published>2009-03-22T15:11:00.000-07:00</published><updated>2009-03-22T15:20:49.773-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kortizon'/><title type='text'>kortizon nedir? Kortizon hakkında bilgi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;kortizon nedir? Kortizon hakkında bilgi!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böbreküstü bezinin kabuk kısmından salgılanan, steroid yapısında olan, çok&lt;br /&gt;önemli bir hormon. Bu hormon, vücutta çok çeşitli ve çok önemli tesirler icra etmektedir. Kandaki şeker miktarını arttırır, dışarıdan ilaç olarak verildiğinde, şeker hastalarının durumunu ağırlaştırır. Vücutta protein yıkımını uyarır ve yapımını azaltır. Kortizonun yağ metabolizması üzerine olan tesirinin esası hakkında pek az şey bilinmektedir. Kortizon tedavisi gören hastalarda aşırı bir yağ birikmesi husüle gelmektedir.&lt;br /&gt;Kortizonun tıpta kullanılmasının en mühim sebebi antienflamatuar etkisine (iltihabi reaksiyonu giderici, doku şişmesi önleyici) bağlıdır. Kortizonun önemli bir tesiri de, allerjiyi önleyici olmasıdır.&lt;br /&gt;Elektrolitlerin (Sodyum, potasyum) ve suyun vücuttaki dengesi üzerinde de, kortizon rol oynamaktadır. Diğer bir mühim tesiri de immün sistemi (bağışıklık sistemi) baskılamasıdır.&lt;br /&gt;Yüksek dozda uzun süre kullanıldığında, aydede yüzü, kıllanma, sivilce, kadında adetlerin kesilmesi, kemiklerin, kasların zayıflaması, tansiyon yükselmesi, mevcut şeker hastalığının veya tüberkülozun ağırlaşması, mide ülserinin azgınlaşması, psikolojik bozukluklar ve enfeksiyonlara karşı mukavemetin kırılması durumu ortaya çıkmaktadır. Bu durumların hepsine birden ilk bulanın adına izafeten "Cushing Sendromu" denmiştir.&lt;br /&gt;Vücutta çok önemli tesirlere sahip olan bu hormonun, sentetik olarak, çeşitli türevleri yapılmış ve piyasaya ilaç olarak arzedilmiştir. Bu grup ilaçlar şu hastalıklarda faydalı olabilmektedir. Addison hastalığı (böbrek üstü bezi kabuğunun kifâyetsizliği), hipofiz bezi yetersizliği, şiddetli astım ve allerjik durumlar, had göz iltihapları, romatoid artrit, ateşli romatizma, had nikris (gut hastalığı) krizi, hemolitik anemi, had kan kanseri, multipl myelom, müzmin lenfatik kan kanseri, pemfigus vulgaris (öldürücü bir deri hastalığı), septik şok, ekzama ve benzeri hallerde de faydalıdır.&lt;br /&gt;Bu ilaçlar, herhangi bir hastalığı, tamamen tedavi etmezler. Uzun süreli bir tedaviye geçmeden önce iyice düşünüp taşınmalı ve mevcut diğer grup ilaçları denemiş olmalıdır. Çünkü kortizon grubu ilaçlar, büyük dikkat ve devamlı kontrolü gerektiren ilaçlardır. Şuursuz, bilgisiz ve gereksiz uygulamalar, ölüme kadar varabilen bir çok yan tesire yol açabilmektedir. Bu tehlikelere rağmen, bu grup ilaçlar, asrıdan mahrum olduklarından söylenmesi lazım olan kelime yerine âdeta uydurma bir kelime söylerler. Bazen de, kelime anlamlıdır. Uydurma bir kelime değildir, fakat söylenmesi gereken kelime değildir. Mesela kapı yerine anahtar denmiştir. Bu hale de Parafazi denir. Sensoryal afazide hastalar, motor afazisindekinin aksine olarak âdeta herşeyi anlatacakmış gibi bir konuşma rahatlığı içindedirler.&lt;br /&gt;ikincisinde; konuşmayı sağlayacak kasların hareketleri ve birbirleriyle ahenginin bozukluğu sebebiyle kelimelerin şekil ve manalarının düşüncede mevcut olmasına rağmen kelimelerin söylenişlerinde ve hece yapılarında bozukluk vardır (Dizartri). Burada hasta söyleneni anlar. Vereceği cevabı seçer. Verilen cevap anlamlıdır. Fakat anlaşılamayacak derecede kelimeleri ve heceleri bozuk olarak söyler.&lt;br /&gt;Cümlelerin veya kelimelerin gittikçe daha hızlanmak suretiyle ardarda tekrar edilmesi, şeklindeki konuşma bozukluğuna palilali denir. Ekolali'de ise hasta son kelime veya heceyi üç-dört defa tekrar eder.&lt;br /&gt;Sesin kaybolup şahsın fısıltı halinde konuşması durumuna afoni denir. Bu durum, gırtlak ve ses tellerinin hastalıklarında ve histeride görülür.&lt;br /&gt;Sinir sisteminde hasar bulunmayan ve şuuru açık olan kimselerde konuşmanın tamamiyle kaybolmasına Mutizm denir. Şizofreni, ileri derecedeki depresyon ve histeri gibi psikolojik bozukluklarda görülür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8298934966046274330-2930400506904748295?l=pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/feeds/2930400506904748295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kortizon-nedir-kortizon-hakknda-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2930400506904748295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8298934966046274330/posts/default/2930400506904748295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://pratik-saglik-bilgisi.blogspot.com/2009/03/kortizon-nedir-kortizon-hakknda-bilgi.html' title='kortizon nedir? Kortizon hakkında bilgi'/><author><name>CaylaK_KaptaN</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
